Kuzgun Obası'nda bir erkekle ve bir kadın Akşam Yıldızı'na aynı anda bakıyorlarsa ikisinin arasında bir söz verilmiş olurdu. Birinin diğerini hiç bırakmayacağına dair bir sözdü bu. Çünkü Kuzgun Obası'nda herkes bilirdi ki her akşam bütün yıldızlardan önce görünen bu yıldız gök ile yer arasındaki geçittir ve diğer bütün yıldızları her gece arkasına o dağıtır, her sabah o toplar eğer o bir yıldızı toplamazsa veya toplamayı unutursa o yıldız sonsuza kadar yolunu şaşırıp kaybolur ve artık yıldız olamaz. Ama eğer o bir yıldızı, bir erkekle bir kadının ortak sesine şahit ediyorsa yıldız bir toteme dönüşür, erkekle kadının mutlu olması için parıldamaya başlardı.
Kitap iki kişinin Akşam Yıldızı hakkında konuşmalarıyla başlıyor. Akşam yıldızının altında konuşurlarken erkek olan : "Hayat ağacı'nın nâm-ı diğer Ulu Kayın'ın soyut dallarının bu yıldıza kadar uzandığını ve dünyayı öte âleme, Tanrısal âleme bağladığını başka nerede öğrenebilirdim ki? Düşünsene yer ile gök arasında bir tür geçit, bir göbek bağı sanki ' diyor. Bunun üzerine kız olan:
'Profesör Schmidt'in Göbeklitepe için düşündüğü gibi mi?' sorusunu yöneltiyor. Sonunda oğlan
'Aynen! Akşam Yıldızı'nı Göbeklitepe'nin gök versiyonu saymak gibi bir şey." diyerek aslında okuyucuya akşam yıldızı ve Göbeklitepe'nin ilişkisi aktarılıyor.
Hikâyenin devamında ise On iki bin yıl önce Göbeklitepe'yi kuranların nasıl yaşadıklarına da nasıl ve niçin bu mabedi kurduklarına da şahit olan bu (sarı, mavi,akşam,sabah,Zühre,Tarık olan) kadim yıldızın hikayesini, gördüklerini, Mabetteki gizemi, ilk yalanı... İlk savaşı...ilk buğdayı... Ve bizim merak ettiğimiz her şeyi, Göbeklitepe'yi anlatmasını okuyoruz. Ve asıl hikâye burada başlıyor. Kemerlerinizi sıkı bağlayın ve asırlar öncesinin dünyasına girmeye hazır olun. Bu yolculuktan zevk alacağınıza eminim..
İyi yolculuklar! Pardon okumalar demek istemiştim.Akşam Yıldızı