Seni az tanıyorum...Az...
Sen de fark ettin mi? Az, dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında kocaman bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış on binlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okumak için. Aralarındaki her harfi teker teker açık birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hep o hikaye yüzünden. Ama ne önemi vardı artık? Herkesin öyle bir hikâyesi yok muydu? Başlayıp da bitiremediği. Çünkü kimsenin dinlemediği... İçine atmak, diye bir şey varken, anlatmaya ne gerek vardı?
Nereden bilebilirdi insanoğlu? Varlığının sonuçlarını.
Hepsinin de yanıtı aynıydı: Hiçbir yerden... Belki de bu sayede hayat devam ediyordu. Kimse, neye neden olduğunu önceden bilemediği için... Çünkü her davranışın zaman içindeki büyük sonuçlarına önceden tanıklık eden kişinin ilk tepkisi, büyük ihtimalle, durmak olurdu. Durmak ve durdurmak. Dehşet içinde. Hareket etme korkusundan kalbi durana kadar. Çünkü her hareketin nihai sonucu acıydı ve belki de, insanoğlu bunu bilse, hiç doğmazdı. Belki de daha kötüsü, bütün bunları bilse de doğmaya devam ederdi. Ne de olsa, insandı ve doğası gereği arsızdı. Doğmak için her şeyi yapardı. Gerekirse karnından çıktığı annesinin leşini doğumhanede bırakır, hatta dünyada ikizine yapışık bile gelir, ama yine de doğardı..."
Bilmekten öte hissetmekle gidilen bir yerde. Enstrümanların adı bilinmese de, hayatta ilk kez duyulan klasik müzikten sulan gözlerin yağmur damlası olup ışığı yedi renge böldüğü bir yerde... Cehalet ve bilgeliğin hiçbir anlamı ifade etmediği bir yerde... Oğuz Atay nerede duruyorsa orada... Tutunamayıp nereye düştüyse orada... Belki de düşmeyip yerçekiminden muaf olduğunu fark ettiği anda... Tutunarak değil, uçuşarak gittiği yerde...
Öncelikle Az'ın herkese önerebileceğiniz ya da her ortama sokabileceğiniz kitaplardan biri olmadığını söylemek isterim çünkü yazarında söylediği üzere hem A'dan Z'ye şiddet üzerine, dilin ve yazının şiddetiyle yazılmış bir roman hem de kitapta baş karakterlerin aynı isme sahip olması,kitabın kısımlara ayrılması gibi bazı okuyucuları zorlayabilecek özelliklere sahip olması bakımından zor bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Okurken bunları göze alırsanız hayatımızın merkezinde olan şiddeti okumaya katlanabilirseniz, kitabın aslında hayatımızın gerçeğini tüm samimiyetiyle anlattığını bilerek ön yargılarınızı yıkarak okursanız kitabın müptelası olabilirsiniz.
Etkisinden bir süre çıkamayacağınızın garantisini verebilirim.
Şimdiden iyi okumalar... Az