Her an da bir olan var , her an yaşamda bir şey oluyor. Bir de o olanla ilgili, zihninin yorumları sonucu senin algıladığın var. Algıladığını yaşıyorsun algın sana ait değil, zihninin olanla ilgili hikayesi. Her an zihnin yazıyor sen yaşıyorsun.
Bedeni burda bilinci derin uykuda, zihnin elinde geçmişte ya da gelecek düşüncelerinde kayıp. Ve işte insan vaktini ne kadar çok oralarda , geçmiş ya da gelecekte geçirirse; o kadar yok , o kadar yaşamıyor, o kadar boşlukta yuvarlanıyor.
Bir yönüyle kahramanca katlanılan bir acının ifadesi, belki de ölüme ve yokluğa gidenlerin acısıdır.
Uygar insanın, bu umutsuzluk çıkmazından kurtulabilmek için, görüşünü ve zekâsını geliştirdiği kadar gönlünü de genişletmesi gerekir. Nefsim yenmeyi, bunu yaparken de özgürlüğünü kazanmayı öğrenmelidir.