Kendini yenme ve kendini yineleme davranış modellerini hepimiz yaşamışızdır. "İyi kızlar" ve "şirretler" birbirlerinden çok farklı görünseler bile aslında, aynı madalyonun iki yüzünü oluştururlar. Her şey söylenip olduktan -ya da, söylenmeyip olmadıktan- sonra, sonuç yine aynıdır: Kendimizi çaresiz ve güçsüz hissetmeye devam ederiz. Yaşamımızın niteliği ve yönü konusunda herhangi bir denetimimiz olmadığını hissederiz. Önümüzdeki gerçek sorunları açığa çıkarıp ele almayı beceremeyişimiz, kendimize duyduğumuz saygıya zarar verir. Ve sonuçta, hiçbir şey değişmez.
İlkokuldayken Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihimizin ayıbı olarak öğretilmiş olmasını bugün yadırgıyorum. Olanları anlatıp değerlendirmeyi genç beyinlerimize bıraksaydılar, köklerimiz hakkında daha gerçekçi izlenimler edinebilir, "tarih duyumuzu" geliştirebilirdik.