Kanlı ceset fotoğraflarının uluorta ve durmaksızın paylaşılması, kalpleri dört aşamada katılaştırıyor: İlk önce bakamıyorsunuz, içiniz parçalanıyor. İkinci aşamada bakabilmeye başlıyorsunuz, "vay alçaklar", "vay zalimler" nidaları eşliğinde üzülmeye devam ediyorsunuz. Üçüncüde tepkiler artık, "tüh, yine katliam yapmışlara dönüşüyor. Dördüncü ve son aşamada, "yazık"tan başka ses çıkmıyor ağzınızdan. Tüm bunların ardından hâlâ ağlayabiliyorsanız, gerçekten şanslı azınlıktansınız.
Mescid-i Aksâ neresi?" sorusuna bile yeni yeni cevap bulmaya başladığımız düşünülecek olursa, dört başı mamur bir şekilde Kudüs'ü tanıma, anlama ve anlatma yolunda önümüzde uzun bir mesafenin bulunduğu inkâr edilemez. Bu, birilerinin yapmasıyla diğerlerinin kurtulmuş olacağı türden bir sorumluluk değil. Teker teker, he- pimizin omuzlarında duran bir görev.