Kolayına kaçıp birbirinden farklı insanları aynı kefeye koyuyoruz, gene kolaylık olsun diye onlara cinayetler, toplu eylemler, ortak görüşler yüklüyoruz –"Sırplar katliam yaptı..", "İngilizler yağmaladı...", "Yahudiler el koydu..", "Siyahlar ateşe verdi...", "Araplar reddediyor..." Filan yada falan halk hakkında "çalışkan", "becerikli" ya da "tembel", "kuşku verici", "sinsi", "kibirli" ya da "inatçı" diyerek duygusuzca yargılarda bulunuyoruz ve bu da kimi zaman kanla sona eriyor.
Yani, yarı Fransız, yarı Lübnanlı mı? Hiç de değil! Kimlik bölmelere ayrılamaz, o ne yarımlardan oluşur, ne üçte birlerden, ne de kuşatılmış diyarlardan. Benim bir çok kimliğim yok, bir kişiden diğerine asla asla aynı olmayan özel bir "dozda" onu biçimlendiren bütün öğelerden oluşmuş tek bir kimliğim var.
Böylesi bir gökyüzü altında dargın ve kaprisli insanlar yaşaya bilir mi? Bu da erken, çok erken bir soru ama umarım Tanrı bunu daha sık tininize gönderir!..