"Oğull. Bu halk zulme uğradı. Melik Gazi ile Sencer ne yapsın? Düşman onlar dahil herkesi zelil kıldı. Bu topraklardan zulmün ardı arkası kesilmedi nice zaman. Doğum
kanıyla ölüm kanı birbirine karıştı, kılıcını çeken geldi,
kargısını vuran gitti. Kiminin kınında kafirin haçı parıldadı, kiminin elinde gelinlerin saçı kaldı. İnsan eti yiyen, kan içen nice barbarlar gelip geçti, nice zulüm, nice ihanetler
yaşandı... Zalimin karnından aşı eksilmeyegörsün, mazlumun kanına ekmek doğrar da yer. Ama umutsuz olmamak lazımdır. Ayak kırıldı mı, Allah kanat ihsan eder. Bu
topraklarda asıl dert Allah'a isyan idi. Bütün bu olanlar Onu unutmaktan oldu
İlk rastladığı kişiye mutlaka "Doğruluk mu daha büyük meziyettir,yoksa yiğitlik mi?"diye sorar,cevap ne olursa olsun,"Bütün insanlar doğru olsaydı yiğitliğe lüzum kalmazdı!"derdi
..hani
kaçıp gelenler?!. Onca insan, her milletten, her mezhepten..."
"Kaçmak demeyelim istersen, Yunus, evladım, hayata tutunmak diyelim. Çünkü her kaçısın hasret gibi, gurbet
gibi, firkat gibi acıları, terk etmek, gözden çıkarmak, vazgeçmek gibi fedakarlıkları vardı. Bunun için kalbi kırık olur kaçanın,içinde hasretlikler büyür.Vatandan,topraktan,sevgiliden yana hasretlikler...Bu yüzden gelenlerin hepsi şefkate,merhamete,teşebbüse muhtaç geldiler.Gözlerini yumsanlar yaşları ırmağa dönecek gibiydi çoğunun.