"O merakı giderecek olan sensin oğlum. Zaman ve mekânı değerlendirerek, sebeplere ve sonuçlara bakarak... Hislere,tecrübelere ve duygulara bakarak... O merak ancak sevgiyle giderilir. Âlemde sevgiden büyük bir
umut da, sevgiden öte bir korku da yoktur. Sevgiliden korkmak, korkunun en yüksek derecesi, sevgiliden umut
etmek umudun en yüksek kertesidir. Sevgilisi olmayan biri, yaşadığını sansa da yürüyen ölüden ibarettir!.."
Ne oluyordu bize?
Günlerce ateşin yanmadığı fukara evlerimizdeki huzur, içine
envai çesit yiyeceklerin kapısına tabur tabur kölelerin yerleştiği büyük konaklardan ne çabuk da kalkıyordu...
Ne oluyordu bize?
Hendek açarken beline taş üstüne taş saranların safiyeti nereye gitmişti? Şimdiyse kuş tüyü yataklarında, yüksek köşklerinde,envai çeşit şölenin ortasındaki kişiler, ne kadar da dayanıksız,sabırsız ve gayretsizdi?
Ne oluyordu bize?
Arkadaşlığın hatırını ne çabuk unutmuştuk böyle? Oysa Uhud'da
defnettiğimiz şehitlerin üstlerini örtecek bezi dahi bulamazdık
Abdullah ile Amr'ı aynı kabre indirmiştik de, Resulallah(s),
"Onları ayırmayın birbirinden, onlar dünyada çok iyi arkadaştılar,
bırakın kabirde de koyun koyuna yatsınlar" demişti..