Kitap, başarılı yazar Stefan Zweig'in 2 ayrı hikaye eserinden oluşmaktadır. Hikayeleri ayrı ayrı ele almak istiyorum.
Öncelikle Zweig'in hikaye türündeki başarısı hepimizin malumu. Onun hikayeleri eleştirilmemeli, başarısı kabul edilmeli ve bu aşamada gördüğümüz eksiklikleri öncelikli olarak hikayede değil kendimizde aramalıyız diye düşünüyorum. Zira hikayeden çıkartacağımız anlamlar, kurduğumuz empati, ve bu hikayeye kattığımız yorum, kişisel gelişimimize göre farklılık gösterecektir.
DADI
Bir ev hizmetlisinin, ev sahibiyle yaşadığı yasak aşkı konu alan dadı adlı bu hikayede biz okurlar sürecin yarattığı tahribatı deneyimliyoruz. Bu öylesine bir tahribat ki, sonu ölümle sonuçlanır. Süreci dadı kahramanımızın bakmakla görevli olduğu iki küçük kız kardeşin masum gözlerinin gördükleriyle değerlendirme fırsatı yaşıyoruz. Bu da hikayeyi daha ilgi çekici hale getiriyor. Çünkü bu kızlar, konuları masumane değerlendiriyor ve aslında kötü olarak adlandırdığımız birtakım davranışların, bakış açısı kirlenmemiş, masum çocukların gözünde ne kadar da olağan olabildiğini görüyoruz. Sürükleyici ve başarılı bir hikaye.
LEPORELLA
Dadı adlı hikayeye nazaran çok daha psikolojik anlamlar ifade eden, çok daha derin yazılmış ve bana göre çok daha etkileyici bir hikaye Leporella. Duygusuzlaşmış, bir robot emsali yaşayan, itaatkar ve sosyal becerilerden yoksun bir ev görevlisinin, ufacık bir sevgi ile karşılaştığında yaşadığı o muazzam değişimi konu alıyor hikayemiz. Sevgisiz büyümüş, dışlanmış, hor görülmüş bu kadın, ev sahibinden aldığı bu ufacık anlık sevgiden aradığı yaşama isteğini alıyor ve yeniden doğuyor adeta. Bu gördüğü sevgi onu ev sahibine bağlıyor ama bu bağlanma aşk değil, farklı bir boyut. Yaşam boyutu. Tehlikeli bir bağlılık bu. Okunulması gereken bir hikaye.
Keyifle ve