Hayrettin Erkan

Hayrettin Erkan
Instgram: (erkanhayrettin) Kitap inst: @sevdaninotekiyisi YouTube kanalım: Hayrettin Erkan youtu.be/otDqwtQQh9g?si=... Şiir kitabım: Sevdanın Öte Kıyısı
Öğretmen -sosyolog-felsefeci-yazar
sosyal bilgiler öğretmenliği/sosyoloji/felsefe/Sosyoloji Yükseklisans
istanbul
8 Ağustos
740 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
… İnsan, Doğaya göre alındığında, olması gerektiği gibi değildir; ilkin dönüşüm süreci yoluyla gerçekliğe ulaşır. Burada evrensel ve kurgul olan şey tam olarak insan yüreğinin olması gereken şey olmadığıdır. Öyleyse Özneden istenen şey kendinde ne olduğunun bilincini kazanmasıydı; eş deyişle, Kilisenin İnağı insanın kötü olduğunu bilmesini istiyordu. Ama birey ancak doğal olan kendini duyusal kösnüde gösterdiğinde, haksız olanın istenci ehlileştirilmemiş ve terbiye edilmemiş zorbalığı içinde varoluşa çıktığında kötüdür; ve gene de böyle bir kişinin kötü olduğunu ve iyi Tinin ona içkin olduğunu bilmesi gerekir; böylelikle kurgul kipte kendinde olanı dolaysız kipte taşıyor ve yaşıyor olması gerekir. Uzlaşma şimdi bu soyut biçimi kazandıktan sonra, insan kendine günahkârlığının bilincini dayatma ve kendini kötü olarak bilme işkencesine sokuldu. En saf yürekler ve en suçsuz doğalar en büyük kuruntular içinde yüreklerinin en gizli dürtülerinin peşine düşerek onları sıkı sıkıya gözlemeye giriştiler. Bu ödev karşıt bir ödev ile, insanın iyi Tinin ona içkin olduğunu, tanrısal Kayranın onun içine ulaştığını bilme ödevi ile bağlandı. Tam olarak kendinde olanı bilmek ve varoluşta olanı bilmek arasındaki büyük ayrım gözardı edildi. İyi Tinin insana içkin olup olmadığı konusundaki belirsizliğin işkencesi başladı, ve bütün bir dönüşüm sürecinin Öznenin kendisinde bilinçli olması gerektiği kabul edildi. Bu işkencenin bir yankısını bugün de o zamanın birçok dinsel ezgisinde buluruz;… …
Sayfa 92·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
… Reformasyon aynı zamanda politik yaşamı da kavrayan bir değişimdi. …
Sayfa 87·Kitabı okudu
Alıntı
… Reformasyonun öznel içeriği budur; insan kendi kendisi yoluyla özgür olmayı belirlenmiştir. …
Sayfa 85·Kitabı okudu
Alıntı
… Yürek, insanın duygusal tinselliği Gerçekliğin iyeliğine ulaşabilen ve ulaşması gereken şeydir ve bu Öznellik tüm insanların öznelliğidir. Uzlaşma işini herkes kendi içinde yerine getirmelidir. - Öznel Tinin Gerçeklik Tinini kendi içine alması ve onu kendi içinde yaşamaya bırakması gerekir. Böylelikle ruhun dinin kendisine ait olan saltık içselliği ve Kilisede özgürlük kazanılmış olur. Öznellik şimdi nesnel içeriği, e.d. Kilisenin öğretisini kendinin kılar. Lutheran Kilisede bireyin öznelliği ve pekinliği Gerçekliğin nesnelliği ile eşit ölçüde zorunludur. Lutheranlar için Gerçeklik hazır bir nesne değildir; tersine, Öznenin tözsel Gerçeklik karşısında kendi tikel içeriğinden vazgeçerek ve bu Gerçekliği kendinin kılarak kendisinin gerçek bir Özne olması gerekir. Böylece öznel Tin Gerçeklikte özgür olur, tikelligini olumsuzlar ve Gerçekliğinde kendi kendisine gelir. Böylece Hıristiyan Özgürlük edimselleşmiştir. Eğer Öznellik bu içerik olmaksızın yalnızca duyguya koyulursa, insan salt doğal istençte durup kalmış olacaktır. …
Sayfa 84·Kitabı okudu
Alıntı
… Bu tür dindarlık genel olarak boşinancın, duyusal birşeye, sıradan bir Şeye en değişik şekillerde bağlanmışlığın zeminidir: Yetkeye kölelik, çünkü Tin kendi kendisinde kendi dışında olarak özgür değildir, kendi en saçma ve en çocuksu türde Tansıklar, çünkü Tanrısal olanın kendini bütünüyle tekilleşmiş ve sonlu yollarda bütünüyle sonlu ve tikel erekler için belirtmesi gerekir; sonra egemenlik hırsı, sefahat, yabanıl ve bayağı yozlaşmanın tüm biçimleri, ikiyüzlülük, aldatmaca, tüm bunlar kendilerini Kilisede sergilerler; çünkü genel olarak Duyusal öğe onda Anlak tarafından dizginlenmiş ve eğitilmiş değildir; özgür olmuştur, ama hiç kuşkusuz salt kaba, yabanıl bir yolda. - Öte yandan Kilisenin erdemi duyusallığa karşı olumsuz olmakla salt soyut olarak olumsuzdur; onun karşısında törel olmayı -bilmez ve buna göre edimsellikteki tutumu yalnızca kaçınmak, yadsımak, yaşamamaktır. …
Sayfa 81·Kitabı okudu
Alıntı