Hayrettin Erkan

Hayrettin Erkan
Instgram: (erkanhayrettin) Kitap inst: @sevdaninotekiyisi YouTube kanalım: Hayrettin Erkan youtu.be/otDqwtQQh9g?si=... Şiir kitabım: Sevdanın Öte Kıyısı
Öğretmen -sosyolog-felsefeci-yazar
sosyal bilgiler öğretmenliği/sosyoloji/felsefe/Sosyoloji Yükseklisans
istanbul
8 Ağustos
740 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
… Kilisenin ilkesi devletlerin başlayan oluşum sürecinde yukarıda sözü edilenden daha güçlü bir karşıtlık buldu: Dünyasallık için evrensel bir erek, kendi içinde eksiksiz bir aklanma devlet oluşumunda doğdu, ve bireylerin istençleri, istekleri, özençleri bu topluluk ereğine boyun eğdi. Kendi tekilliği üzerinde kitlenen bencil Yüreğin sertliği, Germanik yüreğin bu yontulmamış, bu kalın derili doğası Orta Çağların korkunç disiplini tarafından kırıldı ve yumuşatıldı. Bu disiplinin demirden iki sopası Kilise ve Serflikti. Kilise Yüreği öfkeye boğdu, Tini en sert köleliğin içinden geçirdi, öyle ki ruh bundan böyle onun kendi ruhu olmaya son verdi; ama onu Hintlinin uyuşukluğuna düşürmedi, çünkü Hıristiyanlık kendi içinde tinsel ilkedir ve böyle olarak sonsuz bir esneklik taşır. Benzer olarak, bedenin insanın kendi bedeni olmasına son veren ve onu bir başkasına ait kılan Serflik insanlığı köleliğin ve dizginlenmemiş kösnünün tüm yabanıllığı içinden geçirdi, ve bu sonuncusu kendini kendi içinde yoketti. İnsanlık kölelikten kurtulmaktan çok kölelik yoluyla kurtuldu. Çünkü yabanıllık, kösnü, haksızlık Kötü olandir; insan, ona zincirlenmiş olarak, törelliğe ve dinselliğe yeteneksizdir; ve bu zorba istenç tam olarak disiplinin insanı ondan kurtardığı şeydir. Kilise kaba duyusallığın yabanıllığı ile savaşını eşit ölçüde yabanıl, teröristik bir yolda sürdürdü; onu cehennemin yılgılarının gücüyle yere serdi ve sürekli olarak boyun eğer durumda tuttu, öyle ki yabanıllık tinini köreltebilsin ve onu dinginliğe doğru evcilleştirebilsin. İnaklarda her insanın zorunlu olarak bu kavganın içinden geçmesi gerektiği bildirilir, çünkü insan doğal olarak kötüdür ve ancak iç parçalanmışlığının içinden geçerek Uzlaşmanın pekinliğine ulaşır. Bir yandan bunu kabul ederken, öte yandan gene de temel
Sayfa 75·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
… Feodal egemenlik altında durumun nasıl olduğu ceza tüzesini işletmek için kurulan o kötü ünlü birlikten açıktır: Bu özel bir mahkemeydi ve Femgericht adı altında gizili oturumlar yapıyordu; özellikle kuzeybatı Almanya'da yerleşmişti. Bir de kendine özgü bir köylüler Birliği kuruldu. Almanya'da çiftçiler serflerdi; birçokları ya kentlere kaçtılar ya da özgür yurttaşlar (Pfahlbürger) olarak kentlerin yakınlarına yerleştiler; İsviçre'de ise bir Köylüler Kardeşliği kuruldu. Uri, Schwyz ve Unterwalden köylüleri imparatorluk yetkilileri altındaydılar, çünkü bu İsviçre yetki konumları özel mülk değil, ama imparatorluk görevleriydiler; ama Habsburg hanedanı bunları kendi iyeliğine almayı istedi. Topuzlarıyla ve gürzleriyle köylüler mızrak ve kılıç ile silahlanmış ve turnuvalarında şövalye alıştırmaları ile ısınmış zırhlı soylulara ve kibirlerine karşı kavgalarından utkuyla çıktılar. Daha sonra soyluların silahlarının o üstünlüğüne karşı bir başka uygulayımsal araç daha bulundu - barut. İnsanlığın ona gereksinimi vardı, ve hemen üretildi. Bu fiziksel şiddetten kurtulmanın ve toplumsal sınıfları eşitlemenin başlıca araçlarından biri oldu. Silahlar arasındaki ayrımın yitişi ile, Lordlar ve Serfler arasındaki ayrım da yitti. Barut kalelerin sağlamlığına da bir son verdi ve kaleler ve savunma duvarları bundan böyle önemlerini yitirdiler Hiç kuşkusuz kişisel yiğitliğin yokoluşu ya da önemsizleşmesi üzücü gelebilir (en yiğitler, en soylular bir alçak tarafından uzaktan, gizli bir köşeden vurulabilirler); ama buna karşı barut ussal, sağgörülü bir yiğitliğe, ansal gözüpekliğe birincil önemi kazandırdı. Ancak onun aracılığıyla daha yüksek yiğitlik, kişisel tutkudan sıyrılmış yiğitlik ortaya çıkabilirdi; çünkü ateşli silahların kullanımında evrensele ateş edilir -tikel kişilere değil
Sayfa 70·Kitabı okudu
Alıntı
… Salt iyilikten söz edilen bir yerde kötülük kendisini nasıl bir eksiklik olarak hissettiriyorsa, pozitifin bulunduğu yerde negatif nasıl bir tür zorunluluksa; yalan ve sahteden yoksun total bir hakikatin de saçmalıktan başka bir şey olamayacağı söylenebilir. … s.30-31
Sayfa 30·Kitabı okuyor
Alıntı
… Gerçeklik denilen şeyin icadını da bu doğrultuda değerlendirmek gerekiyor. Dünyayı gerçeklik ya da şu nedensel ve rasyonel simülasyon modeli çerçevesinde ele alıp yorumlayabilmek mümkün, çünkü bu dünyanın nesnel yasalarca tanımlandığını biliyoruz. İkinci varsayım: Bize sunulmuş bir dünyada yaşıyoruz. Simgesel kurallar bize verilenin iade edilmesi gerektiğini söylüyor. Eskiden şu ya da bu şekilde Tanrı ya da benzer bir şeyin lütufkârlığına armağan ettiğine inanılan yaşama, kurbanla karşılık verebilmek mümkündü. Oysa günümüzde lütufkârlığına karşılık verebileceğimiz birileri kalmadığındanher türlü aşkınlık da sona ermiş durumda. Aldıklarımızın karşılığını bir şekilde veremediğimiz için bize sunulmuş bir dünyada yaşama düşüncesini de kabul edemiyoruz. Durum böyle olunca geriye doğal dünyayı yok edip, yerine yapay bir dünya koymaktan başka yapacak iş kalmıyor - bizi hiç kimseye hesap vermek zorunda bırakmayacak, gerçeğiyle hiçbir benzerliğe sahip olmayan bir dünya istedik. Böylelikle doğal dünyaya özgü bütün görünümlere son veren devasa bir teknolojik girişim başlattık. Doğal dünyanın yerine zorla yapay bir dünya koyma girişimi uzun vadede, doğal olan her şeyi yadsımamıza yol açabilir. Kendisini hiçbir şeyle değiş tokuş edemediğimiz bir dünyanın yerine Sanal bir dünya koymak tek nihai çözüm gibi görünüyor. Oysa bu yolla da sorun çözülemez. Zira, bu kez de kendi kendimize karşı borçlanıp, yükümlülük altına gireriz. Tanrısal bir güce benzeyen şu teknik dünya adlı günahlar bütününden nasıl kurtulacağımızı düşünme zamanı geldi. Sözün kısası; bu teknoloji ürünü dünyayı da herhangi bir şeyle değiş tokuş edebilmek mümkün olmadığından onu da ya yok edeceğiz ya da yok sayacağız. Sonuç olarak bir yandan yapay bir dünyanın inşasına devam ederken, diğer yandan oluşturduğumuz bu
Sayfa 29·Kitabı okuyor
Alıntı
… Bu köylüler aynı zamanda inanç sahibidirler. Kuşkusuz, imanları genellikle boş inançlara dayalıdır, ama yine de derin ve gizemlidir. Batılı birçok edebiyatçı ve düşünü rün birbiriyle yarışırcasına övdüğü, ama birçok olayın yalanladığı ünlü "Slav kaderciliği"nin kaynağı, kışları uzun ve sert geçen ovalık bir ülkede, acı, sefil ve tekdüze bir yaşama bağlı olan bu inanışlarda değil midir? 1054 yılındaki bölünmeden doğan Ortodoks Kilisesi güçlüdür, köylerin toplumsal yaşamında Rus papazlarının rolü de önemlidir. Tanrı ve Çar öyle istiyor diye, açlığa, savaşa, salgın hastalıklara ve sefalete genellikle rıza gösterilir. … s.14/15
Sayfa 14·Kitabı okudu
Alıntı