Instgram: (erkanhayrettin)
Kitap inst: @sevdaninotekiyisi
YouTube kanalım: Hayrettin Erkan
youtu.be/otDqwtQQh9g?si=...
Şiir kitabım: Sevdanın Öte Kıyısı
Öğretmen -sosyolog-felsefeci-yazar
sosyal bilgiler öğretmenliği/sosyoloji/felsefe/Sosyoloji Yükseklisans
…
Doğunun politik yaşamında olgusallaşmış ussal Özgürlüğün geliştiğini, ama kendi içinde öznel Özgürlüğe ulaşamadan geliştiğini buluruz. Bu Tarihin çocukluğudur. Tözsel şekillenmeler Doğu İmparatorluklarının muhteşem yapılarını oluştururlar ki, bunlarda tüm ussal belirlenimler bulunur, ama öyle bir yolda ki Özneler yalnızca ilinekler olarak kalırlar. Bunlar bir özek çevresinde, egemenin çevresinde dönerler ki bu, ata olarak, dorukta durur,
…
…
Dünya Tarihi dizginsiz doğal istencin evrensele ve öznel özgürlüğe doğru disiplinidir. Doğu yalnızca Birin özgür olduğunu biliyordu ve bilir; Yunan ve Roma dünyaları, kimilerinin özgür olduklarını; Germanik dünya herkesin özgür olduğunu bilir. Buna göre Dünya Tarihinde gördüğümüz ilk biçim Despotizm, ikincisi Demokrasi, üçüncüsü Monarşidir.
Bu bölümlemenin anlaşılması açısından belirtmek gerek ki, Devlet bireylerin doğum yoluyla onunla bir güven ve alışkanlık ilişkisi içinde oldukları ve özlerini ve edimselliklerini onda taşıdıkları evrensel tinsel yaşam olduğu için, ilk soru edimsel yaşamlarının bu birlik için düşüncesiz bir alışkanlık ve törellik yaşamı mı olduğu, yoksa bireylerin düşünen ve kişisel, kendileri için varolan Özneler mi olduklarıdır. Bu bağıntıda tözsel Özgürlük öznel Özgürlükten ayırdedilmelidir. Tözsel özgürlük kendini daha sonra Devlete geliştiren İstencin kendinde varolan Usudur. Ama Usun bu belirleniminde henüz kişinin kendi içgörüsü ve kendi istenci, eş deyişle, öznel Özgürlük bulunmaz; bu ilkin bireyde kendini belirler ve bireyin kendi duyuncunda düşünmesini oluşturur. Salt tözsel Özgürlük durumunda buyruklar ve yasalar kendilerinde ve kendileri için sağlam şeylerdir ki, onlar karşısında Özneler eksiksiz bir altgüdüm ilişkisi içindedirler. Bu yasaların hiçbir biçimde bireylerin kendi istençlerine karşılık düşmeleri gerekmez, ve bu nedenle Özneler kendilerini kendi istençleri olmaksızın ve kendi içgörüleri olmaksızın büyüklerine boyun eğen çocuklar gibi bulurlar. Ama öznel Özgürlük doğarken ve insan dış edimsellikten içeriye kendi tinine dönerken, derin düşüncenin kendi içinde edimselliğin olumsuzlamasını kapsayan karşıtlığı ortaya çıkar. Varolan dünyadan geri çekiliş daha şimdiden kendi içinde bir karşıtlık kapsar ki, bunun bir yanı Tanrı,
…
Güneşin, Işığın doğduğu yer Doğudur. Ama Işık kendi ile yalın bağıntıdır; kendi içinde evrensel Işık, Özne olarak, aynı zamanda Güneştedir. Sık sık betimlenen bir sahne vardır: Kör biri birden görmeye başlar, Şafağı, oluş süreci içindeki Işığı, yanan Güneşi seyretmeye dalar. Bu arı aydınlıkta kendi kendini sonsuz unutuş ilk ve tam hayranlıktır. Ama Güneş yükselir, ve o zaman bu hayranlık azalır; çevredeki nesneler seçilmeye başlar ve kişi onlardan kendi İçine ve bu yolla ikisinin ilişkisine ilerler. O zaman insan eylemsiz seyredişten etkinliğe geçer, ve akşam olduğunda kendi iç Güneşinden oluşturduğu bir yapıyı kurmuştur; ve akşam bunu seyrederken, onu ilk dışsal Güneşten daha yüksek sayar. Çünkü şimdi kendi Tini ile ilişki içinde ve bu nedenle özgür ilişki içinde durur. Eğer bu imgeye sıkı sıkıya sarılırsak, onda Dünya Tarihinin gidişinin, Tinin gün boyunca yaptığı büyük işin imlendiğini görürüz.
…