Hayrettin Erkan

Hayrettin Erkan
Instgram: (erkanhayrettin) Kitap inst: @sevdaninotekiyisi YouTube kanalım: Hayrettin Erkan youtu.be/otDqwtQQh9g?si=... Şiir kitabım: Sevdanın Öte Kıyısı
Öğretmen -sosyolog-felsefeci-yazar
sosyal bilgiler öğretmenliği/sosyoloji/felsefe/Sosyoloji Yükseklisans
istanbul
8 Ağustos
740 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı

Hayrettin Erkan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·400 syf.·
175 günde okudu
·
2025 27. kitabı
Manfred G. Schmidt
5/10 · 4 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
… Yetmiş yıl önce başlamış olan yenileşme yöneliminin 1789-1807 yılları arasında Nizam-1 Cedit eylemleri ile girişilen uygulamalarının yıkılış nedenlerini görmüş bulunuyoruz. Yenileşme, geleneksel düzenin bozuk çerçevesi içinde yapılacaktı. Başarılar gerçekleştirilince düzenin eski haline döneceğine inanılıyordu. Sonuç bu düşüncenin yanlışlığını gösterdi. Bunu, Cevdet Paşa'nın şu sözleri iyi belirtir: "Yeni bir uygarlık yoluna gidilmek... fikirleri doğmuştu. Lâkin... yapının temeline bakılmayarak tavanın süslenmesine özenildi. Avrupa'da başlayan fenlerin ve sanatların yayılmasına çalışmak gerekirken uygarlık nehirlerinin getirdiği çerçöpe, israf ve sefahata aldanıldı... Halk yüksek tabakanın bu gidişinden nefret ederek her türlü yenilikten ürkmeye, yeni yöntemlerle yapılan herşeyi kötü görmeye başladı... III. Selim, devletin islaha muhtaç olduğunu görerek usul ve füruğun yenilenmesine, özellikle "nizam ordusu" kurulmasına kesin karar vermişti... Lâkin asıl devletin kendi sivil düzeni bozuktu. Bozuk bir heyet nizamlı bir heyeti yönetemeyeceğinden, orduyu düzenlerken, devletin sivil işlerinin de düzenlenmesi gerekirdi. Devlet işleri bir saatin çarkları gibi birbirine bağlıdır. Mekanizmanın düzenli olarak işlemesi, hepsinin düzenli olmasına bağlı olduğundan devletin kendisi her parçasında temelli reformlara muhtaçtı".2 …
Sayfa 133·Kitabı okudu
Alıntı
… Görüyoruz ki Lâle Devrinde başlamış olan çağdaşlaşma akımı, III. Selim zamanında kısa vadeli sonuçlarını vermeye başlamıştı. İlk defa olarak devlet himayesinde ve çevresinde daha önce bulunmayan bir tip, eskinin ulemâ ocağının yerini almak üzere olan "aydın" tipi, daha sonra değişecek olan modern intelligentsia'nın öncüleri olarak doğmak üzeredir. Ve yine görüyoruz ki Batı uygarlığının önemli olan farklı yanları sezilmeye başlamıştır. Bundan başka bilgisizlik ve taassup karşıti olarak bilim ve aydınlanma ayırımı yapılmaktadır. Demek ki askerî anlamda Nizam-1 Cedit, rejim ya da sistem olarak da "Nizam-1 Cedit anlayışı" haline gelmek üzeredir. Çıkan ayaklanmada bu dönüşümün rolü olduğunu ileride göreceğiz. 3. Mali sorun Reform projelerini özetlemeye başladığımız zaman, asıl sorun olarak ele alınan nizam ordusu kurma işinin finansmanı konusu üzerinde ister istemez durulduğuna değinmiştik. Geleneksel örgütlerden birinin yerine bir yenisini koyma karanını almış olan devlet, bu masraflı işlere girişeceği bir sırada çok kritik bir ekonomik bunalım, mali sıkıntı içine girmiş bulunuyordu. 15 Yeni bir ordu kurulması büyük ölçüde mali kaynaklar bulunmasını gerektiren bir işti. Projelerde mali soruna ancak dolaylı olarak değinilmişti. Yani önceden bu sorunun kesin çözümünü bulmak düşünülmemişti. Projeler içinde Abdullah Molla'nın projesi müstesna, Osmanlı devletinin 17. yüzyıl boyunca içine girdiği mali bunalımı çözümlemek düşüncesiyle başvurulan zararlı uygulamaları eleştirip yeni yollar araştıran olmamıştır. Bu zararlı tedbirlerin hemen hepsine I. Abdülhamit zamanının en sıkıntılı günlerinde birer birer başvurulduğu gibi hiçbir sonuç vermeyen başka yollara da başvurulmuştu. Bunlardan biri "müsadere" usulüdür. Ötekisi, bir çeşit iç borçlanma girişimi oldu. Üçüncü bir çaba
Sayfa 101·Kitabı okudu
Alıntı
… Bütün bu girişimlerin, yeniliklerin yanısıra çağdaş Batı çimde anlayan, Batı bilimsel düşününü yansıtan gelişmeler de olmuştur. Nizam-1 Cedit'e karşı çıkan isyanda bunların devrimsel anlamlarının erkenden sezilmiş olmasının rol oynaması dolayısıyla bunlardan da kısaca söz etmemiz gerekir. Yukarıda sözünü ettiğimiz Ahmet Resmî'nin ilk kez ileri sürdüğü bir fikrin, yani Avrupa devletler dengesine katılma, Hıristiyan dünyasının devletleriyle yeni biçimde ilişkiler kurmak gerektiği fikrinin uygulanmasına doğru ilk adım III. Selim zamanında atılmıştır. 1795'te başlıca Avrupa devletlerinin başkentlerine elçilik heyetleri gönderilmeye başlandı. 10 Önce Londra'ya, daha sonra Berlin, Madrid, Viyana'ya elçiler gönderildi. Rusya başkentine elçilik gönderilmemesine karar verilmişti; bununla Bâb-ı Âlî Rusya'yı büyük Avrupa devletlerinden saymadığını göstermek istiyordu. İlk kez olarak devleti temsil eden kişilerin kimilerinin, kısa bir süre için de olsa, en önemli Avrupa başkentlerinde oturarak ora hayatını görmeleri fırsatı sağlanmış oluyordu. Buralara gönderilen elçilerin bu ülkelerin askerî kurumlarının, idare yöntemlerinin, hattâ sivil yaşamının görebildikleri yanlarını tanımaya karşı ilgileri önlenemezdi. Fakat bu elçilerin hiçbiri herhangi bir Avrupa dili bilmiyordu. Bundan ötürü bütün temasları, yanlarına verilen Rum tercümanların aracılığına bağlıydı. Bunlar Osmanlı devletine sadakatle hizmet etmiş kişiler olmakla birlikte, içlerinde gönderildikleri devletin casusu durumuna düşenler çıktı (Bunlardan biri olan Godrika'dan aşağıda söz edeceğiz). Selim zamanında yapılan yenilik, bu elçilerin ve tercümanlarının yanına Avrupa dili öğrenmeye memur edilmiş gençlerin tayin edilmesidir. Avrupa başkentlerine gönderilen elçilerin yabancı dil bilmemeleri yüzünden Batı hayatı
Sayfa 98·Kitabı okudu
Alıntı
… III. Selim zamanında uygulanmasına geçilen reformlar temelde militer alana kısılı kalmıştır ve bunlar o zamana göre küçümsenemeyecek ölçüde olmuştur. Yeni askerlik yöntemlerine göre yetiştirilecek orduya gerekli olan yabancı subayları getirtmek, yerli fen subaylarını yetiştirmek, dışarıdan alınması gerekli silâhları, mühimmatı getirtmek, içeride yapılabilecek olanlar için işyerleri açmak, bunlar için gerekli ham ve işlenmiş maddeleri sağlamak, yeni kışlalar yaptırmak, fen subayı eğitimi yapan okulları genişletmek, yenilerini açmak, eğitim için gerekli kitapları Fransızca'dan çevirtmek ya da yazdırtmak, Nizam-ı Cedit reformlarının başlıca başarıları olmuştur. 1793 ve 1795'te iki kez Fransız Convention idaresine, istenen subay ve teknisyenler için listeler gönderildi. Eski Mühendishâne 1769'da ıslah edilmişti; 1792'de daha da genişletildi. 1795'te buna devam edildi. Öğretmenlerin çoğu Türk, bir kısmı Fransız, İngiliz ve İsveçli idi. Arapça'nın yanında yabancı dil öğretimine ilk kez olarak Fransızca'nın konmasıyla bu dönemde başlandı. Mühendishâne'nin tarihini yazan Mehmet Esat'ın bildirdiğine göre, bu okulda eğitim dört yıl sürüyor, üçüncü ve dördüncü yıllarda askerî tarih dersinden başka topografya, trigonometri, balistik, istihkâm, astronomi ve yüksek matematik okutuluyordu. Gerçekte, bu okul bir mühendis okulu olmaktan ziyade bir harp okuludur; bu bakımdan, Türkiye'de Harp Okulu'nun kuruluş tarihini 1795 saymak yerinde olur. Daha sonraki isyan yüzünden bu okul gelişemediğinden modern anlamda harp okulunu 1825'te Mısır'da Mehmet Ali Paşa başlatmıştır (s.96,97). …
Sayfa 96·Kitabı okudu
Alıntı