Hayrettin Erkan

Hayrettin Erkan
Instgram: (erkanhayrettin) Kitap inst: @sevdaninotekiyisi YouTube kanalım: Hayrettin Erkan youtu.be/otDqwtQQh9g?si=... Şiir kitabım: Sevdanın Öte Kıyısı
Öğretmen -sosyolog-felsefeci-yazar
sosyal bilgiler öğretmenliği/sosyoloji/felsefe/Sosyoloji Yükseklisans
istanbul
8 Ağustos
740 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
… Geleneksel Osmanlı sisteminde din ve devlet nasıl ikiz ise, ordu ile devlet de ikizdi. Bugünkü anlamda asker ve ordu kavramı yoktu. Askerlik ocağı, devletin yönetici tabakasının yetiştirileceği bir folluktu. Bunlar kullardan ya da kölelerden devşirilir, fakat eğitimi sadece profesyonel askerlik eğitimi değil, seçkin tabaka kadrosu eğitimi olmalıdır. Savaş ve savaş sanayiine ayrılanlar kul, yönetici tabakaya yükselenler padişaha kul, reâyâya hâkimdir. …
Sayfa 94·Kitabı okudu
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
… Kendini Devlette öne çıkaran ve bilince ulaşan Evrensel, var olan herşeyin onun altına getirildiği biçim genel olarak bir ulusun Kültürünü oluşturan şeydir. Ama evrensellik biçimini kazanan, ve Devlet olan somut edimsellikte yatan belirli içerik Halkın kendisinin Tinidir. Edimsel Devlet tüm tikel sorunlarında, savaşlarında, kurumlarında vb. bu Tin yoluyla dirilik kazanır. Ama insan bu Tinini ve özünün kendisini de bilmeli ve kendine onunla, kökensel olanla birliğinin bilincini kazandırmalıdır. Çünkü Törel olanın öznel İstencin ve evrensel İstencin birliği olduğunu söyledik. Ama Tin kendine bunun belirtik bir bilincini vermelidir, ve bu bilginin özeği Dindir. Sanat ve Bilim aynı içeriğin yalnızca değişik yanları ve biçimleridir. delemesinde önemli olan nokta onun Gerçek olanı, İdeayı yalnızca ayrılığı içinde mi, yoksa gerçek birliği içinde mi tanıdığıdır; — ayrılığı içinde: Eğer Tanrı soyut, en yüksek Varlık, göğün ve yerin Efendisi olarak orada öte yanda ise, ve insansal edimsellikten dışlanmış ise; ―birliği içinde: Evrenselin ve Bireyselin birliği olarak Tanrı, çünkü bireysel olan da onda bedenselleşme ideasında olumlu olarak ayrımsanır. Din bir ulusun kendine Gerçek olarak gördüğü şeyin tanımını onda verdiği yerdir. Tanım nesnenin özelliklerine ait olan herşeyi kapsar, onun doğasını tüm belirlilik için ayna olarak, tüm tikellerin evrensel ruhu olarak yalın temel-belirliliğe indirger. Tanrı tasarımı böylece bir halkın [tininin] evrensel temelini oluşturur. Вu yana göre Din Devletin ilkesi ile en yakın bağıntı içinde durur. Özgürlük ancak bireyselliğin olumlu olarak tanrsal Varlıkta bilindiği yerde olabilir. Bağıntı daha öte şöyledir: Dünyasal varlık zamansal bir varlık olarak tekil çıkarlarda devinir, böylelikle göreli ve aklanmamış birşeydir; aklan masını ancak
Sayfa 58·Kitabı okudu
Alıntı
… Bir Devletin ilk doğuşu yetke ve içgüdü üzerine dayanır. Ama boyuneğme ve zor, bir efendi karşısında korku daha şimdiden İstencin bir bağıntısıdır. Bireyin tikel istencinin geçerli olmaması, tikellikten vazgeçilmesi, evrensel istencin özsel olması - bunlar giderek henüz ham devletlerde bile yer alırlar. Evrenselin ve Bireyselin bu birliği Devlet olarak bulunan ve daha sonra kendini kendi içinde daha öte geliştiren İdeanın kendisidir. Gerçekten bağımsız Devletlerin gelişimindeki soyut ama gene de zorunlu süreç onların Krallık ile başlamalarıdır - bu ister ataerkil isterse askeri bir krallık olsun. Bundan sonra tikellik ve tekillik kendilerini ileri sürmelidirler - Aristokrasi ve Demokrasi olarak. Son olarak, bu tikellik tek bir güç altına alınır ki, bu saltık olarak dışında tikel alanların bağımsız olacakları bir güçten, eş deyişle Monarşik güçten başkası olamaz. Böylece ilk ve ikinci tür Krallıkları ayırdetmek gerekir. Bu süreç zorunlu bir süreçtir, öyle ki onda ne zaman belirli Anayasanın ortaya çıkması gerekse, bu bir seçme sorunu değil ama tam olarak halkın tinine uygun olma sorunudur. Bir Anayasa durumunda herşey ussal, e.d. politik durumun kendi içinde gelişimi üzerine, Kavramın kıpılarının özgürleşmesi üzerine dayanır; böylece tikel güçler kendilerini ayrıştırır, kendilerini kendileri için tamamlar, ama o denli de özgürlükleri içinde tek bir ereğe doğru birlikte çalışır ve onun tarafından desteklenir, e.d. örgensel bir Bütün oluştururlar. Devlet böylece ussal ve kendini nesnel olarak bilen ve kendi için varolan Özgürlüktür. Çünkü nesnelliği tam olarak kıpılarının ideal olmamaları, kendilerine özgü bir olgusallık içinde bulunmaları, ve kendini kendisi ile bağıntılayan etkerlikleri içinde saltık olarak Bütünün, Ruhun, bireysel Birliğin üretilmesini ve Sonuç
Sayfa 54·Kitabı okudu
Alıntı
… Devletin Özgürlüğün edimselleşmesi olduğu kavramımızın doğrudan karşıtıdır, yani insanın doğal olarak özgür olduğu, ama aynı zamanda zorunlu olarak içine itildiği Toplumda ve Devlette bu doğal özgürlüğü sınırlaması gerektiği görüşüdür. İnsanın doğal olarak özgür olduğu görüşü onun bu Kavramına göre, ama böylelikle yalnızca belirlenimine göre, eş deyişle salt kendinde böyle olduğu anlamında bütünüyle doğrudur; bir nesnenin 'doğası' hiç kuşkusuz onun Kavramına denk düşer. Oysa bu görüş bundan daha çoğunu imler ve insanın salt doğal dolaysız varoluşunu da o Kavramın içine katar. Bununla genel olarak bir Doğa Durumu varsayılır ki, bunda insan, doğal haklarının iyeliğinde olarak, özgürlüğünün kısıtlamasız uygulaması ve yararlanımı içinde tasarımlanır. Bu sayıltı tam olarak tarihsel bir olgu olma noktasına yükselmez; eğer ciddiye alınacak olursa, böyle bir durumun şimdiki zamanda varolduğunu ya da geçmişte herhangi bir biçimde varolmuş olduğunu göstermek güçtür. Hiç kuşkusuz yabanıl yaşam durumlarını bulup göstermek olanaklıdır; ama bunlar kendilerini acımasızlık ve zorbalık tutkuları ile bağlı gösterirler, ve dahası henüz ne denli eğitimsiz olurlarsa olsunlar, özgürlük için kısıtlayıcı oldukları söylenen toplumsal düzenlemeler ile bağlıdırlar. O sayıltı kuramın ürettiği türde bulutlu imgelerden, ondan kaçıveren zorunlu tasarımlardan biridir ki, onu tarihsel İlk olarak aklamayı başaramamış olsa da ona varoluş yükler. Böyle bir Doğa Durumunu varoluşta görgül olarak bulduğumuz gibi alırsak, kavramına nasıl karşılık düştüğünü görürüz. Özgürlük, dolaysız olanın ve doğal olanın idealliği [= ortadan kalkmışlığı] olarak, dolaysız ve doğal birşey değil, ama dahaçok ilkin ele geçirilmesi ve kazanılması gereken birşeydir, ve bu ise bilmenin ve istemenin disiplininin sonsuz bir
Sayfa 48·Kitabı okudu
Alıntı
… öznel istencin bir de tözsel yaşamı, edimselliği vardır ki, onda özsel olanın alanında devinir ve özsel olanın kendisini varoluşunun ereği olarak alır. Bu özsel olanın kendisi öznel İstencin nesnel İstenç ile birliğidir; törel Bütündür - Devlettir ki, edimselliktir, birey Özgürlüğünü onda bulur ve yaşar, ama kendisi Evrenselin bilgisi, inancı ve istenci olduğu ölçüde; gene de bu sanki bireyin öznel istenci edimselleşmesine ve doyumuna evrensel istenç yoluyla ulaşıyormuş ve bu onun için bir araçmış gibi, sanki özne başka öznelerin yanında özgürlüğünü sınırlamış ve bu ortak sınırlama, herkesin birbirine karşı sıkılganlığı her birine orada dolaşabileceği küçük bir yer bırakıyormuş gibi alınmamalıdır; tersine, Tüze, Törellik, Devlet, ve yalnızca onlar Özgürlüğün olumlu edimselliği ve doyumudur. Kısıtlı bir özgürlük özençtir ki, kendini gereksinimlerin tikelliğine bağıntılar. Öznel istenç, tutku etkinleştiren, edimselleştirendir; Idea İç olandır; Devlet edimsel olarak varolan törel yaşamdır. Çünkü Devlet evrensel, özsel İstencin ve öznel İstencin birliğidir, bu ise Törelliktir. Bu birlikte yaşayan bireyin törel bir yaşamı, bir değeri vardır ki, yalnızca bu tözsellikten oluşur. Sofokles Antigone'ye şunları söyletir: Tanrısal buyruklar dünün değildirler, ne de bugünün; hayır, sonsuza dek yaşarlar ve hiç kimse nereden geldiklerini bilmez.' Törelliğin yasaları olumsal değildirler, tersine Ussal olanın kendisidirler. İnsanların edimsel eylemlerinde ve duygusal yatkınlıklarında tözsel olanın geçerli olması, varol ması ve kendini sürdürmesi - bu Devletin ereğidir. Bu törel bütünün varolması Usun saltık çıkarıdır; ve Devletleri - üstelik bunlar henüz ne denli gelişmemiş olsalar bile kurmuş olan kahramanların hakları ve değerleri burada yatar. Dünya Tarihinde ancak bir Devlet
Sayfa 46·Kitabı okudu
Alıntı