…
Bireylerde, Devletlerde, Kayrada eksiklik görmek onların gerçek değerini görmekten daha - kolaydır. Çünkü bu salt olumsuz kınamada kişi burnu havada durur ve sorunun özüne ulaşmadan ona yükseklerden bakar, e.d. onun kendisini, olumlu yanını kavramaz Yaş genellikle insanları daha ılımlı yaparken, gençlik ise her zaman hoşnutsuzdur; yaşın ılımlılığı yargının olgunluğudur ki, yalnızca ilgisizlik nedeniyle daha kötü olandan bile hoşnut olması bir yana, tersine yaşamın ciddiliği yoluyla daha derinden öğrenmeye, şeylerde tözsel olanı, daha değerli olanı görmeye götürülür. - Şimdi, o idealler ile karşıtlık içinde, felsefenin götürmesi gereken içgörü edimsel dünyanın olması gerektiği gibi olduğu, gerçek İyinin, evrensel tanrısal Usun kendini yerine getirme gücünün de olduğudur. Bu İyi, bu Us en somut tasarımında Tanrıdır. Tanrı dünyayı yönetir, yönetiminin içeriği, Tasarının yerine getirilmesi Dünya Tarihidir. Felsefe bu Tasarı (kavramaya çalışır; çünkü ancak ondan yerine getirilmiş olanın edimselliği vardır, ve onunla uyum içinde olmayan yalnızca çürük varoluştur. Salt ideal olmayan bu tanrısal İdeanın arı ışığının önünde, sanki dünya çılgıncasına ve aptalcasına yaşanan bir olaymış görünüşü yiter. Felsefe tanrısal İdeanın içeriğini, edimselliğini bilmeyi, ve küçümsenen edimselliği aklamayı ister. Çünkü Us tanrısal Yapıtın kavranışıdır. Ama genel olarak dinsel, törel ve ahlaksal ereklerin ve durumların bozulma, çürüme ve yıkımlarına gelince, belirtilmelidir ki, bunlar hiç kuşkusuz en iç doğalarında sonsuz ve bengidirler, ama somut şekillenmeleri sınırlı bir türde ve böylelikle yalnızca doğa bağlantısı içinde ve olumsallığın buyruğu altında duruyor olabilir. Bu nedenle geçicidirler ve bozulma ve çürümeye açıktırlar. Din ve Törellik, kendi içlerinde evrensel özsellikler