Hayrettin Erkan

Hayrettin Erkan
Instgram: (erkanhayrettin) Kitap inst: @sevdaninotekiyisi YouTube kanalım: Hayrettin Erkan youtu.be/otDqwtQQh9g?si=... Şiir kitabım: Sevdanın Öte Kıyısı
Öğretmen -sosyolog-felsefeci-yazar
sosyal bilgiler öğretmenliği/sosyoloji/felsefe/Sosyoloji Yükseklisans
istanbul
8 Ağustos
740 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
… Eğer bir Devletin evrensel ereği yurttaşların kişisel çıkarları ile uyum içinde ise, eğer biri ötekinde doyumunu ve edimselleşmesini buluyorsa, o Devlet bu bakımdan iyi kurulmuştur ve kendi içinde güçlüdür. Ama Devlette anlağın neyin amaca uygun olduğunun bilincine ulaşabilmek için giriştiği uzun kavgaların ve amaca uygun yönergelerin yanısıra birçok düzenlemeye ve düzeneğe gereksinim vardır; yine, o uyum ortaya çıkıncaya dek tikel çıkarlarla ve tutkularla yapılan kavgalar, bunların ağır ve yorucu disiplin süreçleri gereklidir. Böyle bir uyum zamanı Devletin çiçeklenme, erdem, güç ve mutluluk dönemini oluşturur. Ama Dünya Tarihi insanların tikel yaşam alanlarında olduğu gibi herhangi bir bilinçli erek ile başlamaz. Onların birlikte yaşamak için yalın itkileri daha şimdiden yaşam ve mülkiyetlerinin güvenliği için bilinçli ereği taşır ve bu birlikte yasama ortaya çıktığında bu erek daha da genişler. Dünya Tarihi Tinin kavramının özgürleşmesi biçimindeki genel ereği ile salt kendinde, e.d. Doğa olarak başlar; bu kavram iç, en iç bilinç [siz] itkidir, ve Dünya Tarihinin bütün işi, daha önce genel olarak anımsatıldığı gibi, [bu bilinçsiz] emeği onun için bilince getirmektir. …
Sayfa 31·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
… hiçbirşey yoluyla ona katılanların çıkarları olmaksızın başarılmış değildir; ve olan ve olabilecek tüm başka çıkar ve ereklerin gözardı edilmesi, istencin tüm sinir tellerinin tek bir nesneye yatırılması ve bütün bireyselliğin tüm gereksinimlerini ve güçlerini bu erek üzerinde yoğunlaştırması ölçüsünde bir çıkarın bir tutku olduğunu söylersek, o zaman genel olarak demeliyiz ki, dünyada büyük hiçbirşey tutku olmaksızın başarılmış değildir. …
Sayfa 30·Kitabı okudu
Alıntı
… kendini kendi etkinliğinde ve emeğinde doyumlu bulmak, öznenin sonsuz hakkıdır. Eğer insanlar birşeye ilgi duyacaklarsa, onda kendi kendilerini bulmalı ve kendi öz-duygularını onda doyurmalıdırlar. Burada bir yanlış anlamadan kaçınmak gerekir: Bir birey için genel olarak çıkar beklediği,' eş deyişle, yalnızca kendi kişisel kazancını aradığı söylendiğinde, bu kınanır ve haklı olarak kötü bir anlamda görülür. Bunu kınadığımızda, demek istediğimiz şey onun evrensel erek için hiçbir duygusal eğilim taşımadan bu kişisel çıkarının peşinde olduğu, birincinin vesilesiyle kendi çıkarı uğruna çabaladığı ve giderek onun için evrenseli gözden çıkarabileceğidir; oysa bir şey uğruna etkin olan olan biri yalnızca genel olarak çıkar beklemekle kalmaz, ama ondan çıkar bekler. Dil bu ayrımı doğru olarak anlatır. Buna göre, hiçbirşey onda bağımsız kanıları ve görüşleri yoluyla sunmayı istedikleri zamanımızda özellikle özsel bir etmendir. - etkin olan bireyler de kendileri için doyum bulmadıkça olmaz ve yerine getirilmez; onlar tikel insanlardır, eş deyişle genel olarak tikel, kendilerine özgü gereksinimleri, itkileri, çıkarları vardır; bu gereksinimler arasında yalnızca birinin kendi isteğine ve istencine bağlı olanlar değil, ama bireysel içgörülere, kanılara ya da en azından öznel görüşlere bağlı olanlar da vardır eğer düşünmenin, anlağın, usun gereksinimleri kendilerini göstermeye başlamışlarsa. O zaman insanlar eğer bir şey uğruna etkin olacaklarsa, o şeyin genel olarak onlar için kabul edilebilir olmasını, iyiliği, doğruluğu, kazançlılığı, yararlığı açısından görüşleri ile onda olabilmeyi isterler. Bu insanların birşeye doğru güven ve yetke yoluyla daha az çekildikleri, tersine birşey uğruna kendi paylarına düşen etkinliği kendi anlakları, bağımsız kanıları ve görüşleri yoluyla
Sayfa 29·Kitabı okudu
Alıntı
… (18. yüzyıl başlarından 20. yüzyıl başlarına dek) iki yüzyıl boyunca, Osmanlı sisteminin ilkelerinin birer birer aşındığını göreceğiz. Tanrı düzeni kavramı yerine tabiat düzeni kavramı gelecek; toplum dışında ve üstünde devlet anlayışı yerine Sınıflara ve onların arasındaki çatışmalara ve uzlaşmalara dayanan yasal devlet (hukuk devleti) kavramı gelecek; "gelenek" kavramı yerine "ilerleme" (terakki) kavramı gelecek; "denge" kavramı yerine "devrim" kavramı gelecek; toplumsal sınıfların oldukları yerde kalmaları ülküsü yerine kişilerin toplumsal yapıdaki yerlerini sınıfsal bölünüşlere göre elde etmesi olgusu çıkacaktır. …
Sayfa 33·Kitabı okudu
Alıntı
… Osmanlı devlet ve toplum görüşünün bu yanına göre devlet toplumdan gelmez. Devlet toplumun ekonomik çıkar sınıflarının çıkar gereklerine dayanmaz. Siyasal egemenlik toplumsal köklerden gelmez; toplumun üstüne Tanrı tarafından (gerçekte fetih ve güç yoluyla) dışarıdan oturtulur. …
Sayfa 32·Kitabı okudu
Alıntı