Çok değişik hissediyorum, yıllar önce buraya kaydolduğumda ne kadar küçükmüşüm ne kadar az şey biliyormuşum meğer ben. Ne kadar çok şey katmışım hayatıma. Hep öyle kalırım sanıyordum, olgunlaşmanın asla süresi yok, her geçen gün daha da olgunlaşıyoruz.Buraya ilk üye olduğum fütursuz hallerimden eser kalmamış meğer.
Eskisi gibi maymun iştahlı da değilim, kitap okumak artık bana çok önemli bir meşgale gibi geliyor her satırı beynimde tamamen analiz ederek okumalıyım. Eh, işte sonra da uzun zaman okuyamayan birine dönüştüm. Halbuki ben asla bu alışkanlığı bırakmam, hep iyi bir okur olurum sanmıştım, yanılmışım. Okumak sadece yazıyla olmuyor. Bu süre zarfında ben insanları okumaya başladım, doğayı, havayı, çiçekleri böcekleri hep okumaya çalıştım. Hep doğada vakit geçirdim , yürüdüm çiçekleri sevdim güneşi öptüm.Gökyüzüne bakarken bile hep derin düşüncelerle baktım. Okumak sadece kelimelerden ibaret değilmiş meğer. Çok şey kattı bana bu süreç. Demek ki sadece okumak yetmiyormuş, okuduklarını düşünmen gerekiyormuş, okuduklarını yansıtman gerekiyormuş. Sorgulamak için apayrı uzun bir zaman gerekiyormuş.Artık çok daha iyi anlıyorum. Kitaplığıma pek kitap eklemedim uzun zamandır, ama hayatın kendisinin bir kitap olduğunu öğrendim ve her fikri her düşünceyi her duyguyu bir kitap gibi benliğimin en güzel raflarına yerleştirdim. Kendimi okumaya çalıştım en çok, kendimi anlamaya çalıştım. Bazen herhangi bir roman karakteri geldi aklıma o olsaydı ne yapardı diye? Kendi kitabımın baş karakteri bendim. Düşünmek, sürekli düşünmek... Bu daha tatlıydı ama zordu. Neyse Faso fiso işte, kitap okuyasım var uzun zaman sonra.