Bazı kitaplar zamansızdır. Belki de tarihsiz...
1953 yılında yazılan bu kitabı ,2021 yılında okuyup, böyle birşey mümkün olabilir mi diye inanmadan,bir kurgu olarak benimserken , bir diğer yanımın da lütfen olmasın ,bu kadarı da olmaz "umarım", "dilerim".. dedirtebilmesi...
1953 senesinde yazılan bir kitabın bana bunu düşündürmesi , beni çelişkiye düşürmesi inanılmaz değil mi gerçekten..
Yazarın, "tazı" adını verdiği teknoloji harikasını(!) , bizler bugün ekranlarımız karşısında oturup izliyoruz ve kendi adıma söylemek gerekirse , bu beni ürkütüyor.
Yazarın anlattığı evlerdeki o soğuk,o sahte duvarlar bugünün dünyasında bizlerin avucunun içine sığmış durumda değil mi...
Ne kadar gerçeğe, ne kadar bu zamana yakın yazılmış bir kitaptır Fahreneit 451.
Yazarın hayal gücü, eleştirel yanı ve gözlem yeteneği karşısında, özellikle toplumdaki bireylerle ilgili nokta vuruşlarına saygıyla eğiliyorum.
Montag'ın kaçışının, tazıya rağmen, polise rağmen, medyaya rağmen ve hatta "hepiniz kapılarınızı,pencerelerinizi açın ve sokağa bakın" diyen otoriteye rağmen başarılı olması ve devamında kaçışın sonlandığını gösteren medya ve polis işbirliğini görmek çok da manidar değil midir?
İşte biraz rahatsızlık,biraz eleştiri, biraz yüzleşme,biraz kabullenme,biraz korku...bu duygularla çevrili bir okuma isterseniz buyrun okuyunuz...
Keyifli(!) okumalar..