Hazal

Hazal
@Hazalgnlr
Kaybettiği kelimelerin arayışında...
8/10
·208 syf.··
2021 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2021 13:43
Bazı kitaplar zamansızdır. Belki de tarihsiz... 1953 yılında yazılan bu kitabı ,2021 yılında okuyup, böyle birşey mümkün olabilir mi diye inanmadan,bir kurgu olarak benimserken , bir diğer yanımın da lütfen olmasın ,bu kadarı da olmaz "umarım", "dilerim".. dedirtebilmesi... 1953 senesinde yazılan bir kitabın bana bunu düşündürmesi , beni çelişkiye düşürmesi inanılmaz değil mi gerçekten.. Yazarın, "tazı" adını verdiği teknoloji harikasını(!) , bizler bugün ekranlarımız karşısında oturup izliyoruz ve kendi adıma söylemek gerekirse , bu beni ürkütüyor. Yazarın anlattığı evlerdeki o soğuk,o sahte duvarlar bugünün dünyasında bizlerin avucunun içine sığmış durumda değil mi... Ne kadar gerçeğe, ne kadar bu zamana yakın yazılmış bir kitaptır Fahreneit 451. Yazarın hayal gücü, eleştirel yanı ve gözlem yeteneği karşısında, özellikle toplumdaki bireylerle ilgili nokta vuruşlarına saygıyla eğiliyorum. Montag'ın kaçışının, tazıya rağmen, polise rağmen, medyaya rağmen ve hatta "hepiniz kapılarınızı,pencerelerinizi açın ve sokağa bakın" diyen otoriteye rağmen başarılı olması ve devamında kaçışın sonlandığını gösteren medya ve polis işbirliğini görmek çok da manidar değil midir? İşte biraz rahatsızlık,biraz eleştiri, biraz yüzleşme,biraz kabullenme,biraz korku...bu duygularla çevrili bir okuma isterseniz buyrun okuyunuz... Keyifli(!) okumalar..
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tam da bahara hazırlanırken yine mi kışa düştük...
10/10
·87 syf.··
2021 3. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2021 20:20
Bu bir inceleme değildir, bir içses, kendime hatırlatma... Yıllar evvel tanıştım Feride'yle... Yağmur yağardı, yanımda Feride, Yapraklar düşerdi, dilimde Feride Sonbaharın yere düşen yapraklarında en çok bordo yaprakları sevdiğim gibi severdim Feride'yi.. Bir filmin, o en can alıcı sahnesinde,müziği ile başbaşa bırakır ya yönetmen izleyiciyi ,o çalan şarkıları dinler gibi dinlerdim Feride'yi Yıllar evvel tanıdım,hangi yıl onu anımsayamasamda Feride hep aklımda... .... Aşktı Hayattı Kavgaydı Feride... Yenmekti Yenilmekti Özlemek ve kavuşmaktı Feride Yağmurda çıplak ayak dans etmek ve zilleri çalıp yalın ayak kaçan bir çocukluktu Feride... Ah ne çok şey ve tek bir şeydi... İyiki okumuşum demekten ziyade, Yılmaz Odabaşı iyi ki yazmış dediklerimden.. Ne güzel yazmış.. (herkesin bir feride'si vardır bilmez miyim herkesin bir ayakkabısı gibi bir de şarkısı herkesin bir kimsesi vardır ben bilmez miyim bir de kimsesizliği...) Boşuna yazılmamış bu satırlar, şair/ yazar işte bunları yazarken biliyordu bizi nasıl tavladığını / tavlayacağını... Ne çok altını çizdiğimiz satırlar biriktirmiştik Feride'yle.. Herkesin bir feride'si vardı,evet Kiminde aşk, kiminde hayat, kiminde evlat,kiminde dostluk, kiminde sanat,kiminde şarap,kiminde eşya... Ama vardı işte ,hepimizin içinde birşey ve hiçbir şey.....
FerideYılmaz Odabaşı · Alfa Yayınları · 2001941 okunma
8/10
·318 syf.··
2021 2. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2021 18:56
Yazarın okuduğum ilk kitabı olmakla birlikte, okurken son olmayacağını bildiğim bir kitaptı. Oldukça keyifli ve bir o kadar da heyecanlı anları biriktirdim bu müstesna romanı okurken. Karakterlerin hepsini ve en çok da isimlerini sevdim. Bol bol altını çizdiğim ve üzerinde bir durup düşüneceğim cümleler bıraktı bu kitapta sevgili yazar bana.. Kitabın başında, karakterimizin etrafında dolanan ,satır aralarından bana göz kırpan markaların isimleri ilk başlarda canımı sıkıp,anlam veremediğim şekilde kitapta tekrara düşse de kısa süre sonra tam da olması gereken buymuş diyerek kitabı daha da merakla okumama sebep oldu. Sanırım ben en çok Civan Kazanova ve Fujer Fuji'yi sevip, Nazlı Hilal'le de bir gönül bağı kurdum bu kitapta. Avni Vav ve Ruhi Mücerret'i de deniz manzaralı bir çay bahçesinde otururken, hemen yanlarındaki masada olup , konuştuklarına kulak misafiri olma isteği ile okudum. Bazen hayatta , soluklanmak istediğimiz zamanları sıkça düşündüğümüz anlarda, Sorumluluklarımızın yükü bizi yorduğunda, Gülmeye ihtiyacımız olduğunda, şaşırmayı unutmuşken..İşte böyle zamanlarda elinize alıp ,kendinizi sayfaların arasına sıkıştırıverin derim... Velhasıl ben bu kitabı çok sevdim ve iyi ki de okudum diyorum. Keyifli okumalar...
Ruhi MücerretMurat Menteş · April Yayıncılık · 201818,3bin okunma
8/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2019 46. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2019 17:34
Kitabın başına iliştirilen çok sevgili yazarın önsözü ne kadar samimi ve naif bir kişi olduğunu biz okurlarına gösterirken, kitabı da daha çok merak etmeme vesile oldu. Zira yazar,', “Hikâyelerim arasında, yazmış olmaktan utanacağım kadar kötüleri olduğunu biliyorum. " diyor ve sonunda da, " İyiyi kötüden ayırma külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim. " diyerek önsözünü içtenlikle bitiriyordu. Gerçekten öyle mi acaba? Gerçekten söylediği kadar kötü hikayeleri de var mıydı kitapta:)) Bunu okuyan herkesin yorumlamasına bırakıp, ben bu kitabını okumaktan da ayrı bir haz aldığımı söylemeliyim. Elbette ismini verdiği üzere "Değirmen" çok güzel bir hikayeydi ve fakat onun kadar güzel bulduğum hikayeler de vardı.. Viyolonsel, Kırlangıçlar, Birdenbire Sönen Kandilin Hikayesi, Bir Delikanlının Hikayesi, Bir Gemici Hikayesi, Kazlar, Komik_i Şehir en çok hissederek okuduklarım oldu. Sabahattin Ali 'yi okurken gerek edebi anlamda, gerek ruhuma işleyişi bakımından hayranlık duyarak okumanın yanısıra büyük bir hüzün duygusu ile de okuyorum. Aramızdan erkenden ayrılması, böylesi mahir bir kalemi bizlerden vakitsiz almalarına gönlümde sızıyla isyan ediyorum adeta... Yaşasaydı eminim ne şaheserler, ne şiirler daha niceleri ile biz okurlarını muazzam bir edebi doyuma ulaştıracaktı. Canım Sabahattin Ali...
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,8bin okunma
10/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2019 45. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2019 19:47
Yıllar evvel Kürk Mantolu Madonna'yı okuduğumda nasıl ki kitaba hayran kaldıysam İçimizdeki Şeytan'ı da en az o kadar sevdim. Muhteşem bir edebiyat dehasının kaleminden çıkanlar ne kadar da her dönemi içinde barındıran, güncelliğini yitirmeyen gerek psikolojik, gerek sosyolojik gerekse fiziksel tasvirlerle dolu dolu, okuruna sunduğu muhteşem bir şölen misali.... Kitaptaki karakterlerin ruhunu bize öyle şeffaf, öyle yalın bir halde göstermesi, zaman zaman kendimle yüzleşmeme de sebep oldu diyebilirim. Bazen Ömer'de kendimle karşılaşırken, bazı satırlarda da Macide oluyordum. Okudukça ve okudukça da Sabahattin Ali'ye daha çok hayran kalıyordum. Kitaptaki kahramanların hepsi içindeki şeytanla yaşadursun, peki ya veznedarın hikayesi... Her tarafın şeytanlarla sarıldığı bir dünyada, kendi cehenneminde yaşayan bir melek değilse başka nedir? Çevresi kötülüklerle kuşatılmış ve çok zaman onlarla savaşacak güce erişemeyenlerden biri olarak bu kitapta da karşımıza çıkıyor ve derin bir sorgulama hissiyle başbaşa bırakıyor burada yazar. Veznedar Hüsamettin Efendi'nin ağzından dökülenler ise bir tokat etkisiyle biz zavallı okuyucuları etkisi altına alıyor muhakkak.. "Dünyayı bizim kayınbirader gibi adamlar istila etmiş.Benim gibi bir acizin debelenmesi fayda verir mi? Beş çocukla bir karıyı süründürmeye ne hakkım var!Sen şimdi bu sözlerinle benim kararımı takviye ettin.Sana teşekkür borçluyum, evlat! Bana bu dünyanın hakikaten suratına tükürülmeye bile değmez olduğunu ve bu dünyada suratına tükürülecek bir tek, ama bir tek insan bile bulunmadığını sağlam bir şekilde ispat ettin. Böyle biri mevcut olsa o sen olurdun ve şimdi buraya gelinceye kadar içimde bir şüphe vardı. Şu kainatta belki bir de iyi taraf vardır, fakat görmek bize nasip olmuyor diyor ve seni düşünüyordum. Bir daha
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 2019208,9bin okunma