Eğer içimizde bir gönül kaldıysa; masal dinleyen, şarkı söyleyen, şiir okuyan, sulara bakan, kuşlara gülen, ağaçları kucaklayan, yalnızlıkla ürperen bir gönül, dünyamız insanın gövdesinde yeniden filizlenmeye başlayacaktır. Yoksa yaşadığımız gezegen hepimizi bir taş masalına çevirecek.
Şarkı söylemiyorsunuz artık, sesiniz titremiyor. Sevmenin ne hayali ne hatırası kaldı. Dünyayı bir cezaya çevirdiniz. Ne serçeler uyandırıyor sizi, ne puhu kuşları örtüyor üstünüzu.Aciyi anlamak ofkelendiriyor, Keder nereden bulacak sizi! Kendinizden bir yüce kaledesiniz. Siz yalnizliginizi da kalabaliginizi da yitirdiniz, hüzün ne ki... Birisinin gözlerinin içi ne azıcık bakacak bir masalıniz olsa, belki kanatlı bir kederle tanrıya ulaşacaksınız. Arada bir gökyüzüne dokunsanız, toprağı sevseniz, yıldızları yatağınıza doldursaniz, çocuklarla konuşsanız, geceyi dinleseniz... Ama siz hüznü sevmiyordunuz değil mi? Nasıl yapacaksınız bunları...