Hüccetü'l İslâm İmam Gazzâlî'nin bu kitabı tam bir Kur’an-ı Kerim rehberi. Bu kitabı okuduktan sonra Kur’an-ı Kerim'i okuma adabı, sevgisi, anlamı daha da güzelleşiyor. İçindeki bilgiler muhteşem. Ayrıca devrimizdeki sözde Kur’an-ı Kerim'in her şeyini yalamış yutmuş, çözmüş bazı zatlara da cevap niteliğinde. Kitaptan bazı alıntılar şu şekildedir:
"Kur'an-ı okumak gibi bir nimete kavuşan kişi, bir başkasına kendisinden daha iyi bir nimet verilmiş olduğunu düsünecek olursa, Allah Teâlâ'nın büyüttüğü o nimeti küçültmüş olur."(Teberâni ve
Kitabü'z-Zühd)
"İnsan kendisinin iyi biri mi, yoksa kötü biri mi olduğunu bilmek istiyorsa, Kurâna sorsun! Eğer Kur'ân-ı seviyor ve ondan çok hoşlanyorsa, Allah'ı da, Peygamberini de seviyordur. Kur'ân'dan hazzetmiyorsa, Allah ve Resulünden de hazzetmiyordur." ibn Mesud
"Kur’an'la dopdolu olan kalbi ateş
yakmaz." (Teberâni)
"Allah katında Kur'ân'dan daha üstün bir sefaatçi yoktur: Ne peygamber, ne melek, ne de başkası."' (Teberâni)
Özlemini çektiği şeyi Kur'ân'da bulmadıkça
mânevi ilerlemeyi gerilemeden ayırması
bilmedikçe, Rabbi ile yetinip kullara ihtiyaç
duymadıkça, o kişi Allah dostu olamaz!
Hz. Ali şöyle demiştir:
"İsteseydim, Fâtiha'nın yetmiş deve yükü tefsirini yazardım!"
Aklın payına düşen, anlamları kavramaktır.
Kalbin payına düşense, öğüt alma, yasaklardan etkikenme ve istenenleri uygulamaya koymadır. Demek ki dil okur, akıl anlar ve kalp öğüt alıp uygular.
Her şeyde O'nu görmeyen, Ondan başkasını görüyor demektir!
Buraya kadar anlattıklarımızdan maksat, Kur'ân'ı nasıl anlamak ve kavramak gerektiğine ışık tutmaktır. Kur'ân'ın
âyetlerinin mânâlarının tamamını kavrama konusuna gelince, bu imkânsız bir şeydir.