Davud-Tai'ye:
"Neden insanların arasına karışmıyorsun?" diye sorulunca o
"Kusurlarımı gizleyen insanların içine neden karışayım
ki?" cevabını vermiştir.
Dindar insanlar, başkalarının ikaz ile kusurlarından vazgeçmeyi çok arzulayan insanlardır. Bizim gibi kişiler gibi kişiler için ise ayıplarımızı söyleyen, bize nasihat edenler en iğrenç insanlar noktasına vardı.Herhalde bu durum iman zayıflığının göstergesidir. Kötü ahlâk, zehirli yılan ve akrep gibidir. Eğer bir kişi bize elbisemizin altında akrep olduğunu söylese, hemen elbisemizi çıkartır, o kişiye minnet ve şükran duyarak bu duruma sevinir, bir an önce akrebi üzerimizden atar ve onu öldürmeye çalışırız. Oysa akrebin vereceği zarar bedenedir ve bu zarar bir gün veya birkaç gün sürer. Kötü huyların zararı ise kalbin derinliklerine nüfuz eder ve ölümden sonra binlerce yıl veya ebedi devam etmesinden korkulur. Birinin kötü huylarımızdan dolayı bizi uyarmasına biz sevinmeyiz, o huyları düzeltmek için de çaba göstermeyiz. Üstelik bizi uyaran ve bize
nasihat eden kişiye: "Sen de şunları şunları yaptın." diyerek nasihatinden istifade etmek yerine ona düşmanca davranarak mukabelede bulunuruz. Bu durum, günahların semeresi olarak oluşan kalbin katılığından dolayı oluşmuş bir hâle benziyor. Tüm bunların temelinde îman zayıflığı vardır.
Allah'tan (c.c) bize rüşdü ilham etmesini, ayıplarımızı bize göstermesini, bu ayıpları tedavi etmekle meşgul olmamızı, günahlarımızın farkına varmamızı sağlayan kişilere minnet duymamızı muvaffak kılmasını niyaz ederiz.
Kişi fiziksel hastalıklardan ölümle kurtulur.Ancak kalp hastalıkları öyle bir illettir ki,ölümden sonra da-Allah korusun-ebedi vebali olacak şekilde daimdir.