Demekki; Allah'a ulaşmaya engel olan husus, ilahi yola girmemektir. İlahi yola girmeye engel olan husus, irade yoksunluğudur. İradeye engel olan husus, îman yoksunluğudur. İman
yoksunluğunun sebebi ise, Allah'ın yolunu gösterecek ve hatırlatacak insanların olmayışıdır.
Onlar nefislerine şahine yapılanları
yaptılar. Zira şahin hırçınlıktan ve vahşilikten av için terbiye edilmek istendiği zaman onu önce karanlık bir odaya hapsederek göz kapaklarını dikerler. Böylece o şahin havada uçmaktan ümidini keser ve eski uçuş alışkanlıklarını unutur. Ondan sonra kendisine et verilerek şefkat gösterilir;derken o şahin, sâhibi ile ülfet kurar ve sâhibi onu çağırdığında gider; sâhibinin sesini ne zaman duyarsa ona doğru yönelir. Nefis de aynen böyledir. Sâhibi ile ülfet, onun adı ile ünsiyeti ancak uzlet ve halvetten sonra kurabilir. Kişi gözünü ve kulağını alışmış olduğu şeylerden korumalı, sonra nefsini halvette zikre, duaya, hamde alıştırmalıdır. Böylelikle dünya ve diğer arzuların kendisine gâlip gelmesine bedel olarak Allah'ı (c.c) zikretmek sûreti ile Onunla ünsiyet galip gelir. Bu durum başlangıçta müride ağır gelir. Ancak işin sonunda mürid bundan lezzet alır. Aynen sütten kesilen bebek gibi. Bebek sütten kesildiğinde süte sabredemediği için bir müddet zorlanır. Sütün yerine kendisine verilen yiyeceklerden nefret eder ve ağlayıp durur. Sütten kesildikten
sonra günden güne bebeğin sabrı tükenir ve açlık hissi onagalip gelir. Bu defa mecburen yemeği yemeye başlar. Sonra yemek yemek onun tabiatı olur. Eğer bebek sütten ilk kesil-
diğinde yemek verilmeyip tekrar süt verilmiş olsaydı, o zaman bebek yemeğe alışmazdı. Ancak yemek verilince memeyi terk eder ve yemek yemeğe alışır.