Korku ve kaygı içinde yaşayan bu insan, başvurduğu hiçbir çarede huzur bulamıyor. O, dünya nimetinin peşindedir, sırf dünya nimeti olmasından dolayı ve sırf dünya nimeti olduğu için. Dünya nimetinin peşinde olmak, ancak bir "rıza”yı elde etmeye matuf olunca kutlu bir amaç ve kutlu bir çaba sayılabilir. Yoksa dünya nimeti salt kendi hatırı için arandığında rüzgârı tutmaya çalışmaktan başka nedir? Dünya nimetini iancak yeni nimetler peşinde koşmasına yol açar: kazanç sağlamayan, hiçbir meserret umudu olmayan yeni nimetler peşinde koşmasına... /
Onun, yeni bir nimet diye vardığı her başarı, aslında, gözü ile hakikat arasına gerilmiş yeni bir perdedir. Aslında, o, kendini hakikate ulaştıracak yolu tıkamaktan başka bir şey yapmaz, farkında olmadan hakikat yolunu tıkamaya çabalar. Dünya nimetini elde etmeye yönelmiş iradesinde "rıza" niyeti yoktur. Bu irade ancak, kendi kısır emelini kendi nefsaniyeti çerçevesinde seferber etmiştir. Kısır niyetler, kısır sonuçlar doğurur. "Niyete bir aşkınlık yükleyerek, daha doğrusu aşkın niyetlerle yola çıkarak bereket ülkesine ulaşmak mümkünken, kendi nefsaniyetinin dar sınırları içinde kalmak onu eşya ile kendi nefsi arasındaki çorak bir alanda birakır! Tuhaftır ki, bu çorak arazi ona mümbit bir toprak gibi görünür. Çünkü yalnız gözü değil, yüreği de perdelenmiştir,kısırlığını görmek istemez. Kendini aldatmaya baştan niyetli olduğundan, gerçekleşen sonuç sadece onun bu niyeti olur: kendini kandırma niyeti...
Acaba bu insan gerçekten böyle bir sonucun doğmasını mı istiyordu? Bunu nasıl söyleyebiliriz? Çorak arazi, ancak hakikati kabul etmekten kendini müstağni sayanlar içindir. İnsan, Rabb'ine dönmek için çabalar da bazıları bunun için çabaladığını bilmez. Kendini, bu hakikati bilmekten müstağni sayar. O, her şeyi, kendi nefsi ile bu