Yarış, nispet, rekabet hırsıyla sağına soluna bakınıp duranlar, geçmişin ardına takılıp kalanlar, yukarılara bakmaktan boynu bükük duranlar ve aşağı bakmaktan kendini alçak bir yükseklikte zannedenlerin arasında insanın önüne bakıp yürümesi ne güzeldir oysa.
Allah Teala, insanı bir fıtrat üzere yaratmıştır. Belli bir yere kadar insan bu fitrat üzere yol alır, ilerler. Asli ve fitri olan da budur. İnsanın
dünyayla kurduğu temas ise onu fitratından uzaklaştırır.Bu tercih edilmiş iradi hâl
ise arızi bir durumdur ve düşüştür. Din nimetiyle Allah, insana tekrar fıtratına,
üzerine yaratıldığı o temiz öze dönme fırsatını verir.Yani sonradan nükseden arızi durumdan kurtulma ve asli hâline dönme fırsatı.Bundan
dolayı ibadetler bir yük değil;insana, hakiki insan olma yolunda sunulan büyük bir
imkândir. Buna beşeriyetten insaniyete yükselmek de diyebiliriz. Burası irademiz ve
tercihlerimizle ulaştığımız bir yer olduğu için makamların en değerlisidir. Bedeli ödenmiş ve çilesi çekilmiştir çünkü. Bazı tercihlerde
bulunulmuş ve bazı şeyler terkedilmiştir.