Muhimmetu's-Şa'iri fil-Hayat kitabında şiir ve
şairliği konu edinmiş olan Kutub, şiiri ticareti yapilan bir eşya veya eğlence olarak görmemiş, güzel ahlâk ve prensiplerin ortaya konulduğu bir sanat olarak kabul etmiştir. Şiirin kulağa hoş gelen ve dinleyiciyi memnun etmekle yükümlü bir sanattan ibaret olmadığını savunmuş, bu şekilde değerlendirilen şiirin yüzeysel kalacağını ifade etmiştir. Kutub'a göre gerçek şiir, şairin ruhunun derinliklerinden hitap ettiği ve duygularını kaplı ve düşünmeye sevk edici ifadelerle okura aktardığı bir araçtır. Bu aktarım şekli muhatabın duygularının kabarmasına, hayallerinin büyümesine
katkı sağlar. Zira gerçek şair, muhatabının önűne sınırları çizilmiş bir alan değil aksine onun ruh dünyasına uçsuz bucaksız bir alan sunar.
Kutup, şiirlerinde tasvire ve hayal gücüne çokça yer verir. Nitekim ona göre tasvir ve hayal ile zenginleştirilmeyen şiir, yüzeysel bir ifadeden öteye geçemez. Öte yandan içerisinde his ve duygu barındırmayan şiiri de şiirden saymadığı gibi onu yazana da şair denmeyeceğini ifade eder. Bu şairleri de "kişiliklerini ve hayattaki rolünü unutan
kişiler" olarak değerlendirir. Kutub neredeyse
bütün çalışmalarında tasvir ve tahyil metodu üzerinde durur Öyle ki tefsir çalışmalarında dahi tasvir metoduna çokça başvurduğu görülmektedir. Zira ona göre şiirin özelliklerinden birisi de anlatım ve tasviri aynı anda içermesidir. Çünkü bir olayı tasvir olmãdan anlatmak onu hikayeleştirdiği gibi anlatım olmadan tasvir etmek de onu
bir resim düzeyine indirir. Kutub, bir olayı hem
en doğru şekilde aktarmak hem de psikolojik atmosferiní aksettirmek için anlatımın yanı sıra tasvirin de gerekliliğini savunur.
Görmeye gelen renklerini getirir, dokunmaya gelen ellerini, anlamaya gelen kalbini getirir. İnsanın doğasında olan şudur: Olayları unuturuz duyguları hatırlarız, renkleri unutur kokuları hatırlarız, kokuları unutur dokuları hatırlarız, her şeyi unutur bir şeyi hatırlarız, bir şey her şey oluverir bazı anlarda. Gelecekler, yazdıklarımızı okumak için gelecekler ve bir şey her şey olacak, her şey bir şey. O halde panikleyelim. Elimiz ayağımız karışsın birbirine. Üst üste koyduğumuz kelimelere temkinle bakalım. Babil kulesi mi bu diye soralım. "Babil" kelimesi, karışıklık ve gevezelik kelimelerinden gelir. O halde gevezelik kulesi mi bu diye tekrar soralım. Belki de sadece basit tahta bir iskele bu, yıkamadığımız duvarların yüzlerine kurulmuş.