Sağ da kendini ne zaman yasaklanmış hissetmişse, hemen dinsizliğini ve uluslararacılığını öne sürerek Tevfik Fikret'e saldırmaya geçmistir. Bu bakımdan, Türk solu artık rüştünü ispat etmeli ve Fikretle arasındaki kuramsal/kılgılsal ve yazınsal uzaklığı görebilmelidir. Şiirini çözümleyebilmenin tek ön koşuludur bu.
Sadece fikret'in özgürlük, adalet gibi kavramları solcu bir içerikle görmediğini söylemek istiyorum. Zaten bu kavramlar burjuvazinin malıdır ve solculuk, ancak bunların ötesinde başlayabilir. Doğrusunu söylemek gerekirse, Tevfik Fikret siyasal bir konu olmuştur hep, yazınsal değil. Siyasal baskı dolayısıyla Türk solu ne zaman konuşamaz duruma düşürülmüşse, sorunları hemen yazınsal düzlemde ama siyasal amaçla kullanmaya başlamış, başta Fikret; şairleri, kendisini dillendirmek amacıyla devreye sokmuştur.
Bir metin tüm okuyanlarda tek biçimde anlaşılmıyor, her zaman başka bir anlamlama yapabiliyorsa, ortada hakikatin nesnelleştirilmesi sorunu açısından kaygı verici ve kesinlikli konuşmayı önleyici bir durum var demektir.