Mevlana, her ne kadar uzun hikâyelerin yer aldığı mesnevî tarzını kendine esas kabul etmişse de usta bir şair olduğundan, benzeri görüş ve düşüncelerini dört mısralık rubailere sığdırabilmeyi başarmıştır. Şiirlerinde genellikle bütün mazmunlarını hayattan alan , gerçekçi, kendinden önceki kültürlere tamamen vakıf olduğu gibi, yerinde tesbitleriyle geleceğe ışık tutan, bir konuyu ısrarla ve defalarca söylese bile her defasında başka bir güzellikte söyleyebilen Mevlana, gazelde olduğu kadar rubai sahasında da fevkalade başarılıdır.
علمِ فقها ز شرع و سنّت باشد
حُکمِ حکما بیان حجّت باشد
لیکن سخنانِ اولیایِ ملکوت
از کشف وعیانِ نورِ حضرت باشد
İlm-i fukehâ zi-şer' u sonnet bâşed
Hokm-i hukema beyân-ı hoccet bâşed
Lîken sohenân-ı evliyâ-yı melekût
Ez-keşf u ayân-ı nûr-ı hazret bâşed
Fakihlerin ilmi, şeriat ve sünnettir ancak
Filozofların işi, delil beyan etmektir ancak
Lakin melekût âlemi erenlerinin sözleri,
Hak nurunun açılıp gösterilmesidir ancak.