Sanki ruhumda bir bavul var ve ben o bavulun anahtarını çoktan kaybetmişim. İçinde ne olduğunu biliyorum: Kayıp hayaller, bitmemiş cümleler ve yaşanmamış bir hayat. Ama açamıyorum. Sadece o bavulu her yere yanımda taşıyorum.
Kendinizi kaybedecek kadar nesine bağlandınız?” dedim birden.
“Hiç düşünmedim,” dedi, “varlığı yetiyordu.”
O an anladım; bazı bağlar nedenlerle kurulmaz.
İnsan bir şeye değil, eksikliğin susmasına bağlanır.
Düşünmek başlamaz, çünkü düşünce girerse
o bağ çoktan çözülmeye yüz tutmuştur.