_Çünkü Oğuz Atay'ı da okudum._
_Seni de tanıdım..._
_Diyebilirsin ki bir insanı fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin?_
_Haklısın belki de çok az... O zaman şöyle demeliyim..._ _Seni az tanıyorum... Az..._
_Sen de fark ettin mi?_
_Az dediğin küçük bir kelime._
_Sadece A ve Z._
_Sadece 2 harf._
_*Ama aralarında koca bir alfabe var.*_
_O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var._
_Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında._
_Biri *Başlangıç*, diğeri *son.*_
_Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar._
_Yan yana gelip de birlikte okunmak için._
_Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler._
*_Senin ve benim gibi._*
_Bu yüzden, belki de, az çoktan fazladır._
_Belki de az, hayat ve ölüm kadardır!_
_Belki de,_
_seni az tanıyorum demek, seni kendimden çok biliyorum demektir._
_Bilmesem de öğrenmek için her şeyi yaparım demektir._
_*Belki de az her şey demektir.*_
_Ve Belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir._
...
Sus,
Kimseler duymasın
Duymasın ölürüm ha.
Aymışam yarı gece,
Seni bulmuşam sonra.
Seni,
Kaburgamın altın parçası.
Seni,
Dişlerinde elma kokusu.
Bir daha,
Hangi ana doğurur bizi.
...
...
Art arda kaç zemheri
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarda gürül gürül akan bir dünya
Bir ben uyumadım
Kaç leylim bahar
Hasretinden prangalar eskittim
...