"Sıtkı durmadan resim yapıyordu. Her bulduğu boş kağıda yapardı. Bazen başka bir resme bakarak, bazen bir fotoğrafa, bir manzaraya, bir eşyaya onun resmini yapardı. Resim yaparken yaşadığı dünyadan çıkıyor, başka bir âleme giriyor, orada çok mutlu oluyordu. Orada kötülükler, hastalıklar, ölümler, savaşlar, kırımlar yoktu. Yoksulluk yoktu. Her şey pembe bir tülün ardında parıldıyordu."
"Kararsızlık ayağa kalktığında. Bir terslik vardı, bir şey beynini kurcalıyordu sanki. Ağaç kurbağalarıyla ağustos böcekleri susmuşlardı şimdi. O sırada Kino'nun beyni o kırmızı yoğunluktan sıyrıldı, tanıdı duyduğu sesi -kayalık dağın yamacındaki küçük kovuktan gelen o tiz, yaşlı, çılgın haykırışı - ölüm çığlığını."