" Yükseğe çıkmak isteyeli artık kendime güvenim kalmadı .Nasıl oldu bu ? Pek cabuk değişiyorum. Bugünüm, dünümü yaşıyor. Merdivenleri çıkarken , basamakları atladığım oluyor sık sık ve hicbir basamak bağışlamıyor bunu. Yukardayken kendimi hep yanlız buluyorum. Kimse benimle konuşmuyor. Yalnızlık ayazı titretiyor beni . Ne arıyorum yükseklerde?Benim hor görmem ve özlemim, birlikte büyüyorlar; ne denli yükseğe çıkarsam, o denli hor görüyorum yukseleni. Ne arıyor yükseklerde? Nasıl utanıyorum yükselmeden ve sendelememden! Nasıl alay ediyorum çabuk çabuk solumama! Nasıl nefret ediyorum uçandan ! Nasıl yoruldum yükseklerde !
Asuman: Beni artık sevmiyorsun, öyle mi?
Mükremin: Ya seni seviyorum da, seni sevmeyi eskisi kadar sevemiyorum. Hani eskiden seni sevmenin, birbirimizi sevmenin, yeşil gevrek bir tadı vardı. Seni güldürmenin lezzeti damağıma yerleşir, orada mutlu mesut yaşardı. Yani bişey olduğu vakit, ilk bunu koşayım gideyim, Asuman'a söyleyeyim tarzında bir haberci telaşı olurdu.
Asuman: Şimdi n'oldu peki?
Mükremin: Bilmiyorum Asuman, bilmiyorum... Kalbim bir kuyunun dibindeki suyun içinde nefes almaya çalışan bir gariban. Yukarı tırmanmaya çalışıyor ama ne yapsın , kuyunun duvarları düz. Kuyunun duvarları ıslak...