📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İsrailiyyatta vardır: "Bir abid uzun bir zaman Allaha ibadet ederdi. Bir gün bir kavim kendisine gelip dediler ki: "Şuracıkta bir kavim vardır, Allaha değil, orada bulunan bir ağaca tapıyorlar."
Bunun üzerine abid öfkelenip baltasını omuzuna aldı. Ağacı kesmek içir yola koyuldu İblis ihtiyar bir şahıs sure tinde önüne geçti ve kendisinden sordu:
- Allah sana rahmet eyleye! Nereye gitmek istiyorsun?
Abid:
⁃ Şu ağacı kesmek istiyorum!
İblis: O ağaçla senin ne alıp vereceğin var? Sen ibadetini terketmiş. Kendi nefsinle meşgul olmayı bırakmış, bunun gayrisiyle meşgul oluyorsun!
Abid:
Bu da, benim ibâdetimdendir!
İblis:
Ağacaı kesmeye seni brrakmam! Bunun üzerine abidle iblis arasında arbede başladı. Âbid, İblisi yaka paça tutup yere vurdu, göğsüne oturdu. İblis abide, dedi ki:
⁃ Beni birak da seninle konuşayım!
Bunun üzerine âbid, Îblisin göğsünden kalktı.
İblis ona dedi ki:
- Allah senden bu ağacı kesmenin meşakkatini iskat etmiştir. Sana bunu farz kalmamıştır. Sen de ağaca ibadet edi yor değilsin. O hâlde başkasının yaptığı seni ne ilgilendirir? Halbuki Allahin yeryüzündeki iklimlerde peygamberleri vardır. Eğer Allah dileseydi, o peygamberleri bu ağaca tapanlara gönderir, o peygamberlere bunu kesmeyi emrederdi.
Abid dedi ki:
⁃ Hayr! Muhakkak onu kesmem gerektir! Böylece iblis, onunla, ikinci bir arbedeye giristi. Abid yine onu mağlûb ederek yere vurdu. Göğsünün üzerine oturdu. Böylece iblis âciz kalarak abide dedi ki:
⁃ Benimle senin aranı tamamen ayıracak, senin için daha hayırlı olan bir işi arzuluyor musun? Abid:
- O nedir?
İblis:
- Beni birak da sana söyleyeyim! Bunun üzerine abid, iblisi biraktl ve iblis dedi ki:
⁃ Sen fakir bir kişisin. Sen halkın boynuna binmişsin, Onlar senin nafakanı temin ederler Umulur ki, sen,arkadaşlarına ikram etmeyi istersin.
İmâm Ahmed bin Hanbell in bazı arkadaşlarından hikay olunuyor: "Uzun seneler İmâm'n huzuruna bir kişi girip çıkıyordu. Sonra bir ara İmâm, kendisinden yüz çevirdi. Kendisini terk edip kendisiyle konuşmaz oldu Bu kişi durmadan, İmamdan bunun sebebini soruyor İmam ise, ona bir şey söylemiyordu. Tả ki, bir gün ona şöyle buyurdu:
Kulağıma geldiğine göre, sen çarşıya bakan duvarı sıvatmışın. Sıvanın kalınlığı kadar müslümanların yolundan, hakkın olmadığı hâlde, yer tutmuşsun. Binaenaleyh sen ilim nakletmeye elverişli değilsin!"
İşte selefin, ilim talebelerinin ahvâlini murakebe edişleri böyleydi.
İmâm Ahmed bin Hanbell in bazı arkadaşlarından hikaye olunuyor: "Uzun seneler İmâm'n huzuruna bir kişi girip çıkıyordu. Sonra bir ara İmâm, kendisinden yüz çevirdi. Kendisini terk edip kendisiyle konuşmaz oldu. Bu kişi durmadan, İmamdan bunun sebebini soruyor İmam ise, ona bir sey söylemiyordu. Tả ki, bir gün ona şöyle buyurdu:
Kulağıma geldiğine göre, sen çarşıya bakan duvarı sıvatmışsın. Sıvanın kalınlığı kadar müslümanların yolundan, hakkın olmadığı hâlde, yer tutmuşsun. Binaenaleyh sen ilim nakletmeye elverişli değilsin!"
İşte selefin, ilim talebelerinin ahvâlini murakebe edişleri böyleydi.