Hira

Hira
@Hepmutluol
38 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı
Hazırlanınız; başka, daimi bir memlekete gideceksiniz. Öyle bir memleket ki; bu memleket ona nispeten bir zindan hükmündedir.
Sayfa 60
Din
Reklam
Hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanmaz...
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bayan müfettiş, bir okulu teftiş etmek için görevlendirilir: Müfettiş okula gitmek için yola koyulur ancak yolda arabası hararet yapar ve aracı çalışmaz. Oradan geçen bir çocuk araca doğru yanaşarak yardıma ihtiyacının olup olmadığını sorar. Müfettiş: Araçlardan anlar mısın? Çocuk: Babam tamircidir bende bazen ona yardım ederim. Arabanın motoruna bir bakış attıktan sonra, alet-edevat çantasını ister. Çocuk bir kaç dakika uğraştıktan sonra, müfettişten aracı çalıştırmasını rica eder. Bu arada müfettiş bütün bu olanları dehşet içerisinde izliyordu. Araç tekrardan hareket etmeye başladı! Çocuğa teşekkür etti ve bu saatte neden okulda olmadığını sordu. Çocuk: Bugün okulumuza müfettiş gelecekmiş ve öğretmenin dediğine göre benim sınıfın en tembel öğrencisi olmamdan dolayı evde kalmam gerekiyormuş. Fikir: Yetenekler böyle bitirilir. Zeka ve üreticilik sadece dersi anlamak ile alakalı bir şey değildir. Her şahsı, yeteneklerini ortaya çıkarabilmek için uygun ortama koymak gerekir. Aptallık diye birşey yoktur, sadece farklı yollar vardır... Osmanlı mekteplerinde her çocuk ilgi alanı ve yeteneğine göre değerlendirilip ona göre eğitiliyordu. Bütün öğrencilere standart dersler verilmiyordu. Mekteplerin duvarında ise şöyle yazıyordu: “Burada hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanmaz…”
1000Kitap
Sahabeden Ebu Derda (r.a.) Hazretleri, bir ara sabah namazlarında Efendimiz (s.a.v.) selam verir vermez, tesbihat ve dualardan sonra aceleyle mescitten çıkmaya başlar. Ebu Derda (r.a.) Hazretleri’nin bu durumu, Efendimiz’in (s.a.v.) dikkatlerini çeker. Bu hâl bir süre devam edince Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) sorar: “Ey Ebû Derda! Sen mescide herkesten önce gelir, yine herkesten sonra çıkardın. Şimdi sana ne oldu?” Ebu Derda (r.a.) şöyle cevap verir: “Yâ Resûlallah! Malumunuz sıcak mevsimdeyiz, tam da hurmaların olgunlaşarak yere düştüğü mevsim. Komşumun avlusunda bulunan hurma ağaçlarının dalları bizim evin avlusuna sarkmış durumda. Sabaha kadar da bahçeye bir sürü hurma düşüyor. Çocuklarımın ben yokken erken kalkıp da bu hurmalardan yemesinden korkuyorum. Ben çocuklarımın boğazından haram lokma girmemesi için gayret ediyorum. Çocuklarıma haram lokma yedirmeyeceğim diye Cenâb-ı Hakk’a söz verdim. Bu sebepten namazdan hemen sonra aceleyle eve gidiyorum. Çocuklarım uyanıp bahçeye çıkmadan dökülen hurmaları toplayıp komşumun bahçesine bırakıyorum. Aceleyle çıkışımın sebebi budur.”
SADİ-İ ŞİRAZİ'DEN ÖĞÜTLER "Yücelik istersen, tevazu ihtiyar et. Çünkü yücelik damına, çıkmak için, tevazudan başka merdiven yoktur. Meyvalı dal başını aşağı tuttuğu gibi, akıllı insan da mütevazi olur." ''Yüksek bir makama ulaşmak istiyorsan, bu makama tevazu inişinden çıkabilirsin. Mütevazı insan, Allah huzurunda büyük makamlara kavuşur. Şelale azametle aktığı için, yukarıdan aşağıya yuvarlanır. Çiğ ise küçük ve âciz olarak düştüğü için güneş onu muhabbetle yukarılara çıkarır.'' “Bir buluttan deniz üzerine bir damla damladı. Denizin genişliğini görünce de utandı. Kendi kendine, "Deniz bulunan yerde ben kim oluyorum? Eğer o varsa ben yok sayılırım!" dedi. Damla kendisini küçük gördüğü için, sedef onu bağrına bastı, nazla besledi. Kader o damlayı öyle yükseltti ki, sultanların taçlarına lâyık inci oldu. Damla kendisini alçak gördüğü için yücelik buldu, yokluk kapısını çaldığı için var oldu.” ''Ateş yükseldiği için (kibirlendiği için ) ondan şeytan yaratıldı. Toprak tevazu gösterdiği için, ondan Adem yaratıldı.'
1000Kitap