Adı:
Gülistan
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053143093
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Sâdî-i Şirâzî’nin çağları aşan ve İran’dan yayılarak bütün dünyada yankılanan eseri Gülistan, Mehmet Kanar’ın yetkin çevirisi ve iki dilli baskısıyla okura sunuluyor:

“Yağmurun temiz tabiatında yokken aykırılık, bahçede lâle biter, kıraç toprakta diken.

İmkânsız görünen işlerin çekme kaygısını; olma umutsuz.
Karanlıktadır çünkü hayat suyu.”
272 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Gülistan... Hiçbir kitapta kalemi bu kadar sık kullandığımı hatırlamıyorum. Her sayfası öğreten, düşündüren, gülümseten bir eser.
Kitabı okurken karşımda yazarımız Sadi’yi hissettiğimi kesinlikle söyleyebilirim, kitabı okumuyor adeta yazarın kendisinden dinliyor gibiydim. Söylediklerimden anlayacağınız gibi, kitap oldukça sade ve akıcı bir dille yazılmış. Okumanızı tavsiye ederim.
120 syf.
·2 günde·Puan vermedi
"Her solukta bir an eksiliyor ömrümden.Çevreme bakıyorum, kimsecikler kalmamış..."
  ✓Öykü ve kısa şiirlerle harmanlanmış güzel bir eser.  Başkalarıyla iyi geçinmek, konuşarak anlaşmaya ilişkin öğütlerle dolu, akıcı ve sade bir dille yazılmış. Altını çizip üzerime aldığım birçok satır var.
Sadi Şirazi'nin   dediği gibi "Uzatmayayım, gül mevsimi geçmeden, henüz güller dallarda gülerken bağışı sonsuz olan Allah'ın yardımıyla kitabı bitirdim." :)
265 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Sadi-i Şirazi’nin en beğendiğim kitabı olan Gülistan’ı en az beş altı defa okumuşumdur.Kitap ahlaki ve didaktik türde yazılmış bir eser.Yazarın üslubu sade ve çok akıcı.Kitabın içerisinde kısa kısa ders verici ve ders çıkartılması gereken öykülere yer vermiş.Okuduktan sonra kitaplığa bırakılıp orada kalacak bir eser değildir bilakis okuyucuların tekrar tekrar okumak isteyeceği bir eserdir.Kitap düzyazı ve şiirin bir arada olduğu muhteşem bir eserdir.
Kitapta en beğendiğim alıntılar ;
“Kendi ekmeğini yiyip oturmak, altın kemer bağlayıp bir kişinin karşısında ayakta durmaktan iyidir.”
“Kötü kişilere iyilik edenler iyilere fenalık etmiş olurlar.”
Okumanızı Tavsiye Ederim
224 syf.
·10/10 puan
Selâmün Aleyküm 1k ahalisi :)
Öncelikle incelememe başlamadan önce bu hususta olan acemiliğimden ötürü sizlerden özür dilemek istiyorum. Lütfen hoş görünüz kusurlarımızı... O Hâlde başlayayım..

Her birimiz Sadi Şirazi'nin hikmetli söz ve hikayelerinden bir kaçını bilir ancak onun hikayesini bilmeyiz.

Kimdir "Sadi Şirazi" "Hafız Şirazi" " şeyh Sadi Şirazi"?
Fars edebiyatının büyük şairlerinden olup, bir islâm âlimi bir sûfidir. Asıl ismi Muslihuddin Ebu Muhammed b. Müşerreftir. Başta İranda olmak üzere yaşantısında ün ve şöhret kazanmasına rağmen hayatı hakkındaki bilgiler sınırlıdır. Sizi sıkmak istemiyorum birkaç birşey söyleyip kitaba geçeceğim.. Hafız Şirazi, 98 senelik bir ömür sürmüştür. Eski biyografi eserleri Sadi'yi anlatırken şöyle bir ayrıma gider;
10 yaşından sonraki ilk 30 yılı devamlı öğrenme aşkıyla,
ikinci 30 yılı sonu gelmez seyahatlerle,
üçüncü 30 yılı ise bilgi ve tecrübesini belagat ve fesahatle yoğurup yazıya dökmesiyle geçmiştir. İlk ve en meşhur eserleri Bûstan ve Gülîstan'dır.

Peki Gülîstan neden yazıldı?
Rivâyet odur ki Sadi 50 yaşlarında kendi kendine nefis muhasebesi yaparken karar alır, bir daha asla konuşmayacak ömrünü ûzlete çekilip ibadetle tamamlayacaktır. Bir müddet karar aldığı gibi yaşamını sürdürür. Taa ki Hicaz'dan bir dostu ziyaretine gelene kadar. Tabi gönül gönlü bulunca sohbete muhabbete meyleder. Dostu latifelerle sohbet etmeye çalışsa da bakar ki Sadi de ses yok. Bir dener iki dener yok olmuyor. Orada bulunan biri, dostuna; "Sadi kelam etmez daha, var git yoluna" der. Gidilir mi dosttan öyle. Nice nasihatler eder Sadi'ye.. Şükür ki bizim Hafiz sonunda onu kırmamak için kararından dönmeyi seçer. O gece sohbet eşliğinde yürüyüşe çıkarlar. Mevsim de ilkbahar, türlü türlü güller açmış bağlarda bahçelerde.. Geceyi dostlarından birinin bağında geçirirler ama bu nasıl bahçe. Sadi "Buna benzer bir yer dünyada bulmak imkânsız" der...Tefekkürle, teşekkürle sabaha ulaşılır. Artık ayrılma vakti gelmiştir. Bağın sahibi de onlara güllerden demet yapıp hediye edecek. Tabi bu sırada güllerin güzelliklerini övmeyi de es geçmemiş. İşte Sadi'nin teli orda kopar :) "Senin güllerinin mevsimi geçince kurur, solar ama ben gönüllerin rahatlamasına, okuyanların neşelenmesine yol açacak bir Gülistan yazacağım ki onun çiçekleri solmadan her mevsim taptaze kalır." der. Bunun üzerine önce Bûstan, 1 yıl sonra da Gülistanı kaleme alır. Ben ters insanım(:)) önce bu kitabından başladım maalesef ki. İki eserde de aynı nüktelerle yer yer karşılaşabilirsiniz. Ancak mana öyle derin ki, yine de bana hakkıyla anlayamıyorum gibi geliyor.. Eserde güzel konuşma yöntemleri ve hoşca geçinmenin usulu ortaya konmuş. Sadi, her eserinde olduğu gibi eğitici ve öğretici konular işlemiş. Okuyucuyu usandırmamak için de kısa ve özlü olmasını yeğlemiş. Ayrıca Sadi " bu güzel bahçenin cennet gibi Sekiz bölüm olması karar kılındı" der. (bu çok hoşuma gitti paylaşmak istedim :) )
peki Gülistanın içeriği nasıldır ?
Eserde Beyitlerle bağlanmış, Şiirsellikle süslenmiş öyküler, hikmetler, latifeler ve öğütler bulunuyor. Beni çok etkilediğini söyleyebilirim, anlamadığım yerlerde oldu ama yine de inanılmaz derecede ürperdim, gülümsedim, şehir şehir gezdim, saraylara dahi konuk oldum, zindanlara uğradım... Yaşadım efendim yaşadım...

Sadi'nin sözüyle bitireyim o halde.. "Muradım öğüt vermekti; verdim, Hakka emanet ederek gittim"..
210 syf.
·5 günde·Puan vermedi
100 temel eser arasında yer alan gülistan kitabında, ahlak ve terbiye konularına yer verilmiştir. Eser düz yazı ve şiirlerle oluşmaktadır, anlatılmak istenen her konuyla ilgili kısa hikayeler yer almaktadır. Mükemmel bir üslup kullanılmıştır. Herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm mükemmel bir eser, her bir hikayesinden kesinlikle ders alarak bitirdiğim bir kitap oldu :))
167 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10 puan
Merhaba dostlar, bu kitabı bitirmek bu sabaha nasip oldu. Şimdi size biraz içeriğinden bahsedeyim.
Kitap tam bir didaktik özellik taşıyor. Renkli kalemlerle satırların altlarını çizmek istesek, tüm kitabı boyamalıyız. Her cümle bir hikmet niteliğinde. Yazıldığı tarihin en iyi kitaplarından biri. Sekiz ana başlıktan oluşup her başlık için sayısız kısa hikayeler mevcut. Çok rahat okunacak ve kişiyi sıkmayacak türde bir kitap. Herkese tavsiye ederim.
Şimdiden hepinize iyi okumalar
265 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10 puan
GÜLİSTAN
Merhaba Değerli Okurlar
Öncellikle böyle bir eseri okumama vesile olan biricik kardeşime teşekkürü borç bilirim. Şu an ne yazacağımı bilemez halde yanıp sönen fareye bakıyorum... İnceleme yazmak hiç bu kadar zor olmamıştı benim için... İki saat sonra...
Bu güzide eserin yazarı hakkında biraz bilgilendirmek istiyorum siz değerli okurları... İsmini duydum ama kendisine dair hiç bilgim yoktu. Ayrıca hiçbir eserini okumamıştım. Bu kitapla onun hakkında birçok şey öğrendim. Özellikle isminin hikayesi çok güzel Şiraz'da doğmuş ve Sa’di mahlasını kullanmasıyla bu lakabı edinmiştir. Şairlerin neden isimleriyle değil de lakaplarıyla anıldıklarını hiçbir zaman anlamadım ama bunun ki mantıklı ve akılda kalıcı...
Bu arada spoiler denen şeyden içerebilir :)
“ “Sa’di” mahlasıyla ünlenen İranlı şairin asıl adı Müşerrefüddin Muslih bin Abdullah’tır. Dönemin aydın ailelerinden birinin çocuğu olan Sa’di bugünkü İran’ın Şiraz şehrinde dünyaya gelmiştir. 13.yy.’da Sa’di’nin yaşadığı coğrafya tam bir kargaşa içindeydi. Buna rağmen ciddi bir eğitim alan Sa’di, ömrünün büyük kısmını bir seyyah olarak geçirmiştir. Gülistan, başta Latince olmak üzere birçok Batı diline çevrilmiş ve Osmanlı eğitim kurumlarında yüzyıllarca ders kitabı olarak okutulmuştur.
Öğrendiği bilgileri hayata geçirmek ve yeni bilgiler edinmek için uzun yolculuklar yapmış. Kah Şam Camii’nde insanları aydınlatırken, kah bir derviş kılığıyla şarkılı türkülü meclislerde, kah yaşlı bir kadının dırdırını dinlerken, kah Diyarbekir’de, kah Malatya’da görürüz.
Sa’di çoğu sözleri, sevinç veren hoş şeylerdir. Sa’di, şifalı öğütleri söz ipliğine inci gibi dizmiş, acı öğüt ilacını zarafet balıyla karıştırmıştır.”
Kitabı okumaya başladığımda ‘Tanrı’ kelimesi geçince daha başta hayal kırıklığına uğradım. Ama dipnotta bunu niçin yaptıklarını not düşmüşler aslında ‘Hüdâ’ olarak geçmekte onlarda çeviri de Allah yerine Tanrı demeyi uygun bulmuşlar. Ama ben bulmadım... Hüdâ’da diyebilirlerdi neyse beni ilgilendirmez niçin bunu seçtikleri ama hoşuma gitmedi hatta ben yanlış kitabımı okuyorum düşüncesine kapılmıştım... Bunun dışında kitabı sevdim.
Kitap hakkında bilgilendirecek olursak siz değerli okurları ve okur görünenleri ;)Kitabımız bölümlere ayrılmış, her bölüm bir konuyu içeriyor... Öğütleri kısa öykülerle ve şiirlerle bizlere iletiyor. Herkes kendine bir pay çıkarabilir en azından ben öyle düşünüyorum... Dipnotları unutmamak gerek bilmediğim ve mana veremediğim birçok şeyi de orda buldum. Pek bu incelemeye uygun olmayacak ama teşbihte hata olmaz diyerek şu örneği verebilirim; her şarkı her kişide nasıl farklı hisler uyandırdıysa bu kitapta öyle... Mesela ben bu aralar ders çalıştığımdan olsa gerek ilim ve alimler hakkındaki nasihatlar hoşuma gitti. Hazırlayacağım vaaza uygun olanları not aldım... Bir diğer dikkatimi çeken konu ise kaybettiğim ya da aslında hiç kazanmadığım dostluk üzerine yazılan hikaye ve şiirlerdi.
Dostunu iyi seçmeli insan çünkü gün gelir de saplarsa kör hançeri sırtına inan çok acıtıyor canını... Ama insan karar veremiyor canını yakan hançer mi yoksa kaybettiğin dostun mu? Bu kitapla öfkemi kontrol etmeyi ve böyle bir durumda ne yapılacağını öğrendim. Susmayı...
Evet kitaba dönecek olursak en beğendim sözler şunlardır:

"Birinin gönlünü bir kez kırdın mı, sonradan ona yüz türlü rahatlık sağlasan bile, o bir tek kırgınlığın öcünden sakın. Temren yaradan çıkar, ama acısı canda kalır !"

“Herkesin nasibi bellidir, ancak onu bulmak için de çaba gerekir. Bela alnımızda yazılıysa da, gireceği kapılardan sakınmak gerek !”

“Mademki her şeyin sonu şu toprak...
Toprak olmadan toprak olmaya bak!” Beni en etkileyeni buydu...

“Kurtuluş yalnızlıktadır...”

"Kalıcı olmayana gönül bağlamamalı !"

"En büyük düşmanın, senden hiç ayrılmayan nefsindir !"

"Bir şeye çok fazla gönül bağlama,
Ayrılması çok zor gelir adama !"

"Ey zenginleri övüp yoksulları cefaya layık gören, bil ki, gülün dikeni vardır. Şarapla baş ağrısı bir aradadır. Gömünün başında yılan da olur! İncinin çıktığı yerde insan yutan timsahlar vardır. Dünya dirliğinin lezzeti ardında ölümün zehirli iğnesi, cennet nimetlerinin önünde ise ıstırapların duvarı vardır.”

İncelememin sonunda şunu söylemeliyim Sa’di Şirazi’nin bunu ya da başka bir eserini okumanızı tavsiye ederim. Anlattığı öykülerle onun hakkında az çok bilgi edinebilirsiniz. Ben okurken keyif aldım bir yandan öğreniyor bir yandan eğleniyordum. Nasıl derseniz bazı hikayeleri çok komikti ve ibretlik...
Sa’di’nin bir sözüyle son veriyorum incelememe... Allah’a emanet olun canlar
“Kalbi kırıkların hatırını sor, Onları sevindir. Bir gün senin de Gönlün incinir.”
231 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Farsça kökenli olan Gülistan,gül bahçesi anlamına gelir.Bu ismi kullanan Şadi Şirazi; anlattığı hikayelerden çıkaracağımız dersleri hayatımıza uygulamamızın hayatımızı gül bahçesine çevireceğini düşünmesinden mi kullandı bu ismi yoksa başka bir şey mi bilemem ama kitapta anlattığı hikayeler bir çok alanda öğüt niteliğinde.Sonuna eklediği açıklamalar ile de almamızı amaçladığı öğütlerini tekrardan açıklayarak bu öğütlerin bize mutlu ve huzurlu bir hayatın kapılarını aralayacağını anlatan yazar iyi bir masal anlatıcısı gibi hikayelerini anlatıyor.Okunabilinecek, dersler alınacak nitelikte bir kitap.Okuyacaklara iyi okumalar.
''Ne kadar okursan oku, bilgine yakışır şekilde davranmıyorsan cahilsin demektir'' der Şeyh Sadi Şirazi. En son ne zaman Doğu Edebiyatı okudunuz? Tanzimatla birlikte başlayan batılılaşma hareketi şüphesiz edebiyatı da çok etkiledi. Roman, tiyatro gibi türlere ağırlık vermeye başladık fakat Doğunun bilgeliğinden yüz çevirdik. Sokrates, Platon, Aristoteles gibi filozoflari tanıdık fakat İbn- i Sina, Sadi Şirazi, Yunus Emre gibi bilgin ve filozofları unuttuk. Birini öğrenirken diğerini unutmak mı gerekirdi. Moğol istilasıyla insanların genç, yaşlı, çocuk demeden öldürüldüğü, umutların tükendiği bir zamanda insanları yüreklendiren, Mesnevi türünün üstadlarından kabul edilen Sadi'nin Gülistan adlı eserini anlatmaya çalışacağım.
Doğu edebiyatında hikayeler, menkıbeler üzerinden eğitim, ders çıkarma vardır. Yani kıssadan hisse. Doğu Edebiyatında, Batı edebiyatinda olduğu gibi iç monologlara çok fazla yer verilmez. Karakterler daha çok diyaloglar üzerinden tanıtılır. İç dünyasını diyaloglar üzerinden anlarız. Bu şekilde nasihat eder, ayna gibi kişiye kendini gösterir. Sadi Şirazi'de Gülistan eserinde böyle yapıyor. Nazım- nesir iç içe geçmiş olan bu eseri 8 bölümden oluşur.
1. Bölüm: İktidar Sahiplerinin Adetleri
2. Bölüm: Dervişlerin Ahlakı
3. Bölüm: Kanaatin Faziletleri
4. Bölüm: Sükûtun Faydaları
5. Bölüm: Aşka, Gençliğe dair
6. Bölüm: Gençlik ve İhtiyarlık
7. Bölüm: Terbiyenin Tesiri
8. Bölüm: Sohbetin Adabı hakkındadır. Her bölümde birden fazla hikayelere yer vermiş, şiirleriyle bu hikayeleri derinleştirmiştir. Hikayeleri sadece bu konu üzerine değil, hayata dair her konu hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Atasözü niteliğinde cümleleri, bazen ters köşe yapan fikirleri, bazen de nasihat eden bir hocanın, babanın şefkati gibidir bu hikâyeler. Sadi Bağdat'ta eğitimini tamamladıktan sonra 30- 40 yıl süren Orta Doğu, Arabistan, Mısır, Anadolu, Çin gibi ülkeleri dolaşmıştır. Bu seyahatlerinden edindiği bilgileri, tecrübelerini bu eserine aktarmıştır.
367 syf.
Yeni güne yeni bir inceleme ile paşlamak istedim... Kitabımız Sâdí-ì Şìrazî'nın Gülistan eseri, sitede gördüm kitabı baktım, araştırdım, okuyayım dedim kapattım. Keşfete geçtim o ara bir de ne göreyim adaşım https://1000kitap.com/mervience bazı kitaplarını paylaşmak istiyormuş seçtim ve söyledim, sağolsun kırmadı gönderdi :) yani kitap beni oku diye adeta kitaplığıma geldi. İyi ki okudum dediğim kitapların arasına yerleşti.
Kitaba gelecek olursak ;
*Kitabımız düyazı ve şiir harmanlanarak, başlıkların bile özlü söz, nasiyat gibi olduğu çok güzel bir kitap, kitapta kendimize dair doğruluk, dürüstlük, iyilik, aşk... O kadar çok konu işlenmiş ki herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği, öğreneceği çok güzel bir kitap. Baştan sona sıkılmadan okunacak bütün sayfaları dolu dolu bir kitap.
Kitabı okumanız dileğiyle, sağlıkla kalın...
240 syf.
·Puan vermedi
"Ne kadar okursan oku, ne kadar öğrenirsen öğren, ne kadar bilgi edinirsen edin, onunla amel etmedikçe cahilsin...
Üzerine birkaç kitap yüklenmeyle, merkep alim olur mu? O beyinsiz sırtındakinin odun mu, yoksa kitap mı olduğunu bile bilmez..!"
"...Ağır ağır yürümek koşa koşa giderek yorgun düşmekten daha iyidir. Varmak istediğin yere ulaşmak istiyorsan,sözümü dinle de kesinlikle koşma.At koşar çabucak yorulur yolda kalır;deve ise aheste gider ama gece gündüz gider..."
Bilirsin, gülün ömrü az olur. Kısa zaman sonra solar gider, ne gül kalır, ne gül bahçesi. Geçici olana gönlünü bağlama!
Bugün söz söylemek mümkün iken söyle,tatlı konuş. Çünkü yarın ecelin habercisi ve emir kulu gelince haliyle dilini kısacak ve mecburen susacaksın. Çünkü bu kaderin bir hükmüdür.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gülistan
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053143093
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Sâdî-i Şirâzî’nin çağları aşan ve İran’dan yayılarak bütün dünyada yankılanan eseri Gülistan, Mehmet Kanar’ın yetkin çevirisi ve iki dilli baskısıyla okura sunuluyor:

“Yağmurun temiz tabiatında yokken aykırılık, bahçede lâle biter, kıraç toprakta diken.

İmkânsız görünen işlerin çekme kaygısını; olma umutsuz.
Karanlıktadır çünkü hayat suyu.”

Kitabı okuyanlar 2.991 okur

  • Eda yüce
  • Yusuf Akbulut
  • tuğçe koral
  • Heroglu
  • Ülkü YILDIZ
  • Nurettin BAL
  • HURŞİD MAH
  • Babil Kütüphanesi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.3 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları