·
Okunma
·
Beğeni
·
9.432
Gösterim
Adı:
Gülistan
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055107932
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
Gülistan
Gülistan
Gülistan
Gülistan
Gülistan
Sadî, hikmetli öğütler ve unutulmaz ibretler içeren hikâye geleneğimizin zirve isimlerinden biri. Sadî'nin Gülistan adlı bu eseri, birbirinden çarpıcı hikâyeler ve ilgi çekici karakterlerle dolu. Yazar okurunu bazen çöllerde, bazen şehirlerde gezdirir. Bazen bir öğrenci, bazen de bir tacirle tanıştırır. Ama eser bütün gücünü çarpıcılıktan ve ilginçlikten değil, hikâyelerin derinlerinde yatan alt metinlerden ve anlamlardan alır. Gülistan, özellikle Doğu'da ama bütün dünyada çok beğenilmiş, yüzyıllardır okunmuş ve okutulmuş, böylece bir başucu kitabı haline gelmiştir. Bugünden geçmişe bakıldığında Gülistan, tartışmasız Doğu edebiyat birikiminin en başlarında yer alan birkaç klasikten biri...
(Tanıtım Bülteninden)
GÜLİSTAN
Merhaba Değerli Okurlar
Öncellikle böyle bir eseri okumama vesile olan biricik kardeşime teşekkürü borç bilirim. Şu an ne yazacağımı bilemez halde yanıp sönen fareye bakıyorum... İnceleme yazmak hiç bu kadar zor olmamıştı benim için... İki saat sonra...
Bu güzide eserin yazarı hakkında biraz bilgilendirmek istiyorum siz değerli okurları... İsmini duydum ama kendisine dair hiç bilgim yoktu. Ayrıca hiçbir eserini okumamıştım. Bu kitapla onun hakkında birçok şey öğrendim. Özellikle isminin hikayesi çok güzel Şiraz'da doğmuş ve Sa’di mahlasını kullanmasıyla bu lakabı edinmiştir. Şairlerin neden isimleriyle değil de lakaplarıyla anıldıklarını hiçbir zaman anlamadım ama bunun ki mantıklı ve akılda kalıcı...
Bu arada spoiler denen şeyden içerebilir :)
“ “Sa’di” mahlasıyla ünlenen İranlı şairin asıl adı Müşerrefüddin Muslih bin Abdullah’tır. Dönemin aydın ailelerinden birinin çocuğu olan Sa’di bugünkü İran’ın Şiraz şehrinde dünyaya gelmiştir. 13.yy.’da Sa’di’nin yaşadığı coğrafya tam bir kargaşa içindeydi. Buna rağmen ciddi bir eğitim alan Sa’di, ömrünün büyük kısmını bir seyyah olarak geçirmiştir. Gülistan, başta Latince olmak üzere birçok Batı diline çevrilmiş ve Osmanlı eğitim kurumlarında yüzyıllarca ders kitabı olarak okutulmuştur.
Öğrendiği bilgileri hayata geçirmek ve yeni bilgiler edinmek için uzun yolculuklar yapmış. Kah Şam Camii’nde insanları aydınlatırken, kah bir derviş kılığıyla şarkılı türkülü meclislerde, kah yaşlı bir kadının dırdırını dinlerken, kah Diyarbekir’de, kah Malatya’da görürüz.
Sa’di çoğu sözleri, sevinç veren hoş şeylerdir. Sa’di, şifalı öğütleri söz ipliğine inci gibi dizmiş, acı öğüt ilacını zarafet balıyla karıştırmıştır.”
Kitabı okumaya başladığımda ‘Tanrı’ kelimesi geçince daha başta hayal kırıklığına uğradım. Ama dipnotta bunu niçin yaptıklarını not düşmüşler aslında ‘Hüdâ’ olarak geçmekte onlarda çeviri de Allah yerine Tanrı demeyi uygun bulmuşlar. Ama ben bulmadım... Hüdâ’da diyebilirlerdi neyse beni ilgilendirmez niçin bunu seçtikleri ama hoşuma gitmedi hatta ben yanlış kitabımı okuyorum düşüncesine kapılmıştım... Bunun dışında kitabı sevdim.
Kitap hakkında bilgilendirecek olursak siz değerli okurları ve okur görünenleri ;)Kitabımız bölümlere ayrılmış, her bölüm bir konuyu içeriyor... Öğütleri kısa öykülerle ve şiirlerle bizlere iletiyor. Herkes kendine bir pay çıkarabilir en azından ben öyle düşünüyorum... Dipnotları unutmamak gerek bilmediğim ve mana veremediğim birçok şeyi de orda buldum. Pek bu incelemeye uygun olmayacak ama teşbihte hata olmaz diyerek şu örneği verebilirim; her şarkı her kişide nasıl farklı hisler uyandırdıysa bu kitapta öyle... Mesela ben bu aralar ders çalıştığımdan olsa gerek ilim ve alimler hakkındaki nasihatlar hoşuma gitti. Hazırlayacağım vaaza uygun olanları not aldım... Bir diğer dikkatimi çeken konu ise kaybettiğim ya da aslında hiç kazanmadığım dostluk üzerine yazılan hikaye ve şiirlerdi.
Dostunu iyi seçmeli insan çünkü gün gelir de saplarsa kör hançeri sırtına inan çok acıtıyor canını... Ama insan karar veremiyor canını yakan hançer mi yoksa kaybettiğin dostun mu? Bu kitapla öfkemi kontrol etmeyi ve böyle bir durumda ne yapılacağını öğrendim. Susmayı...
Evet kitaba dönecek olursak en beğendim sözler şunlardır:

"Birinin gönlünü bir kez kırdın mı, sonradan ona yüz türlü rahatlık sağlasan bile, o bir tek kırgınlığın öcünden sakın. Temren yaradan çıkar, ama acısı canda kalır !"

“Herkesin nasibi bellidir, ancak onu bulmak için de çaba gerekir. Bela alnımızda yazılıysa da, gireceği kapılardan sakınmak gerek !”

“Mademki her şeyin sonu şu toprak...
Toprak olmadan toprak olmaya bak!” Beni en etkileyeni buydu...

“Kurtuluş yalnızlıktadır...”

"Kalıcı olmayana gönül bağlamamalı !"

"En büyük düşmanın, senden hiç ayrılmayan nefsindir !"

"Bir şeye çok fazla gönül bağlama,
Ayrılması çok zor gelir adama !"

"Ey zenginleri övüp yoksulları cefaya layık gören, bil ki, gülün dikeni vardır. Şarapla baş ağrısı bir aradadır. Gömünün başında yılan da olur! İncinin çıktığı yerde insan yutan timsahlar vardır. Dünya dirliğinin lezzeti ardında ölümün zehirli iğnesi, cennet nimetlerinin önünde ise ıstırapların duvarı vardır.”

İncelememin sonunda şunu söylemeliyim Sa’di Şirazi’nin bunu ya da başka bir eserini okumanızı tavsiye ederim. Anlattığı öykülerle onun hakkında az çok bilgi edinebilirsiniz. Ben okurken keyif aldım bir yandan öğreniyor bir yandan eğleniyordum. Nasıl derseniz bazı hikayeleri çok komikti ve ibretlik...
Sa’di’nin bir sözüyle son veriyorum incelememe... Allah’a emanet olun canlar
“Kalbi kırıkların hatırını sor, Onları sevindir. Bir gün senin de Gönlün incinir.”
Yeni güne yeni bir inceleme ile paşlamak istedim... Kitabımız Sâdí-ì Şìrazî'nın Gülistan eseri, sitede gördüm kitabı baktım, araştırdım, okuyayım dedim kapattım. Keşfete geçtim o ara bir de ne göreyim adaşım Merve bazı kitaplarını paylaşmak istiyormuş seçtim ve söyledim, sağolsun kırmadı gönderdi :) yani kitap beni oku diye adeta kitaplığıma geldi. İyi ki okudum dediğim kitapların arasına yerleşti.
Kitaba gelecek olursak ;
*Kitabımız düyazı ve şiir harmanlanarak, başlıkların bile özlü söz, nasiyat gibi olduğu çok güzel bir kitap, kitapta kendimize dair doğruluk, dürüstlük, iyilik, aşk... O kadar çok konu işlenmiş ki herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği, öğreneceği çok güzel bir kitap. Baştan sona sıkılmadan okunacak bütün sayfaları dolu dolu bir kitap.
Kitabı okumanız dileğiyle, sağlıkla kalın...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.260 Oy)19.009 beğeni43.228 okunma2.974 alıntı182.346 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.682 Oy)13.376 beğeni34.423 okunma3.381 alıntı145.583 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.872 Oy)8.825 beğeni26.257 okunma2.648 alıntı114.262 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.524 Oy)8.808 beğeni28.601 okunma844 alıntı139.164 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.450 Oy)7.853 beğeni21.312 okunma3.962 alıntı128.809 gösterim
  • İnsan Neyle Yaşar
    8.4/10 (4.228 Oy)4.113 beğeni15.725 okunma1.381 alıntı76.172 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.303 Oy)5.082 beğeni16.940 okunma3.509 alıntı109.068 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.640 Oy)5.745 beğeni19.595 okunma835 alıntı100.768 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.547 Oy)9.052 beğeni25.261 okunma1.558 alıntı125.987 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.682 Oy)11.426 beğeni28.433 okunma1.558 alıntı149.084 gösterim
Kötü bir demirden nasıl ki iyi bir kılıç yapılmazsa, Soysuz bir insandan da terbiye ile adam olmaz.Yağmurun doğasında güzellik ve temizlik varsa da Yağmasıyla bahçede lale;çorak yerde de diken yetişir. Çorak yerde sümbül yetişmez. Onun için boşuna emek harcama. Kötülere iyilik yapmak demek, İyilere kötülük etmek demektir.
.
.
.
Bir mürşid, müridine şöyle dedi: “Eğer insanın gönlü rızkına bağlı olduğu kadar Razik'ına (rızkı veren Allah'a) bağlı olaydı, manevi derece bakımından meleklerden üstün olurdu.”
.
.
.
“Gönlün sevdiği her şeyi göz güzel görür (…)
Her kim sevmeyerek bakarsa Yusuf’u bile çirkin görür..”
Gülistan, Sadi Şirazi'nin çok bilinen ve tanınan eserinin adıdır. Bu eser, şiir ve düzyazı karışık bir biçimde kaleme alınmıştır.
İnsanlarda bulunması gereken ahlak ve terbiyenin önemini belirten konular yer almaktadır.Çeşitli hikâye ve fıkraların eklenmesiyle zenginlemiştir.
Bu eserdeki şiirlerin de ayrı bir güzellik kattığı söylenebilir. İşlenen konular, kişinin günlük hayatında karşılayacağı durumlarda ne gibi tavırlar takınması gerektiğini anlatan örnekler vermektedir.
Canlı hayatın içinde her kesimden meslekten kişiler bulunmaktadır; halk ve yönetici ayrımı yapılmaksızın esere yansıtılmıştır. Kimi zaman şiirle kimi zaman da hikaye ele alınmıştır.
Okunması gereken güzel bir kitap.
Şeyh Sadi Şirazi; sahra çölünün en sıcağında bir vaha serinliğinde ve soğuk bir su mahiyetindeki hikayeleriyle insanı tarihin tozlu sayfalarına götürüp getirirken hiç bir zaman eli boş göndermiyor, gerçekliği bu kadar güzel, masal tadında anlatan bilgeye zamanın ötesinden Selam olsun
Sadi nin en meşhur eseri gülistandır eserde düz yazı ile şiir karışık olup 8 bölüm bulunmaktadır benim en sevdiğim bölüm ise cimri bir zenginin nazlı çocuğu hastalanır adamın dostları der ki bu çocuğun iyileşmesi için ya fakirlere yardım etmelisin ya da Kur'an'dan ayetler okumalısın, cimri ben Kur'an'dan bir hatim indireyim koyunlarım çok uzakta kesemem şimdi diyerek çocuğunun iyileşmesi için Kur'an okumaya başlamış okumuş ama çocuğu iyileşmemiş. Bunu duyan bir bilgi söyle söylemiş Kur'an bu tür insanların dilinin ucundan gelir. Halbuki keseceği kurban taa canının içinden çıkacaktı.
Ey gafil sen bütün mallarını versen
Yine Allah'ın sana verdiği nimetlerin birini bile ödeyemezsin
Halbuki sen malından vermek yerine
Bir Fatiha dense 100 tanesini birden okuyorsun.
Bazı insanlar vardır, mütevazı dururlar ama içlerinde ne fırtınalar kopar da kimseler bilmez. Bu kitap da kütüphanemin bir köşesinde öylece mütevazı bir şekilde beklemekteydi aylardır. Alıp okuyunca kitaba karşı o kadar utandım ki.. Keşke dedim daha önceden bitirseymişim.. İlk bakışta hikaye tarzı bir kitaba benzese de kitapta aslında yok, yok.. Yaşlı bir zatın dizine oturmuş gibi nasihat dinlemek isterseniz açıp hemen okuyun. Kitabın konusu çok fazla. Aşka dair nasihatlerden tutun da edepten edebiyata kadar bir sürü konuyu ve sözü içinde barındırıyor.. İçinden süzülüp gelen cümleler kalbin derunundan süzülüp gelmeseydi yazarın, cümleler bu kadar tesir edebilir miydi? Çok az kitap günlük hayatıma tesir etmişti şimdiye kadar. Bu kitap hal ve hareketlerime kadar tesir etti diyebilirim. Yazarın eline ve yüreğine sağlık..
Merhabalar Sadi-i Şirazi’nin en beğendiğim kitabı olan Gülistan’ı en az beş altı defa okumuşumdur.Kitap ahlaki ve didaktik türde yazılmış bir eser.Yazarın üslubu sade ve çok akıcı.Kitabın içerisinde kısa kısa ders verici ve ders çıkartılması gereken öykülere yer vermiş.Okuduktan sonra kitaplığa bırakılıp orada kalacak bir eser değildir bilakis okuyucuların tekrar tekrar okumak isteyeceği bir eserdir.Kitap düzyazı ve şiirin bir arada olduğu muhteşem bir eserdir.
Kitapta en beğendiğim alıntılar ;
“Kendi ekmeğini yiyip oturmak, altın kemer bağlayıp bir kişinin karşısında ayakta durmaktan iyidir.”
“Kötü kişilere iyilik edenler iyilere fenalık etmiş olurlar.”
Okumanızı Tavsiye Ederim
Kısa kısa doğruluk, dürüstlük, tevazu, kanaat, iyilik, cömertlik, cesaret ile ilgili kıssalardan, hikayelerden, rivayetlerden oluşan bir kitap. Bir kısmı bana göre biraz havada kalmış, çok düz, bilindik, sıkıcı. Bir kısmı gayet özlü, orijinal. Genel olarak puanım yedi...
Osmanlı döneminde uzun zaman boyunca ders kitabı olarak okutulan bu eser, bir sufi olan yazarı Sadi'nin mutluluğun ancak kişilerin nefislerini yelmesiyle mümkün olacağına dair önermesi üzerine kurulmuştur.

"Bilgelerden birini dinledim. 'Diyordu ki hiçbir kimse cahilliğini itiraf etmez. Biri Konuşurken daha sözünü bitirmeden lafa başlayan kimse müstesna.'"

Hayatın içindeki küçük ayrıntıların düşünüldüğünden çok daha büyük önem arz ettiğini yazan Sadi'nin bu gibi konularda ki görüşleri Gülistan'ın Osmanlı'da neden yıllarca bir ders kitabı olarak kabul edildiğini göstermeye yetiyor:

"Altın da, gümüş de topraktan çıkar, ama her taşın içinde bunlar bulunmaz. Süheyl yıldızı bütün alemin üstünde parlar, öyleyken, bir yerde meşin yapar, bir yerde sahtiyan."
Mutlaka okunmalı. Genel de eğitici ve öğretici sözler üzerine yazılmış . Okundukça ders alınmalı güzel mesajlar verilmiş. Günümüze de uyarlarsan daha iyi anlarsın.
Spoiler içeriyor olabilir emin değilim. (Bu kelimeyi doğru yazdığımdan da emin değilim.)

"Dostum, şehre götürmek üzere gül, sümbül ve reyhan toplamıştı. "Biliyorsun" dedim, "gülün ömrü az olur. Çok geçmeden ne gül kalır ne gülistan. Gelip geçici olana gönül bağlamak yanlıştır."
"Ne yapalım o halde?" dedi dostum.
"Gülistan adında bir kitap yazmak istiyorum" dedim, "okuyanın gözleri sevinsin, içi açılsın. Sonbahar rüzgarı yapraklarını dökemesin, zaman onu hazana dönüştüremesin.
Neye yarar bir deste gül, benim Gülistan'ımdan bir yaprak al onun yerine. Gül birkaç gün yaşar. Benim Gülistan'ım hep canlıdır, solmaz."

1258 de kurmuş Sadi , gül bahçesini. Güller farklı görünmüş onun bahçesinde. Daha parlak. Daha renkli. Sene 2017. Aradan gecen upuzun yıllara rağmen solmamış gülleri. Allahın lutfudur bu. Ol deyince olduran O'dur. Sadi muvaffak oldu. Umarım nesillere aktarılır bu kitap.

Kitabı okurken, bazen "aa bunu daha önce duymuştum, bu kitapta mı geçiyormuş meğer" cahilliği yaşarken, bazen "daha önce okusaymışım" geç kalmışlık hissi, bazen de "iyiki bu bilinçte okumuşum" hamdi arasında gidip geldim.

Yedi bölümden oluşuyor kitap. Her bir bölüm başka gül renkleri taşıyor bünyesinde.

Birinci bölüme başlamadan önce, zamanının padişahına ve sehzadeye iltifatlar görmek beni bir hayli rahatsız etti. "Yalakalıktır bu" diye geçirdim içimden. Fakat birinci bölümdeki kısa hikayeler ve nasihatler, Şirazi'nin, aslında "başını okşarken, iğneleme" niyetinde olduğunu gösterdi bana.

İkinci bölüm derviş ahlakını içeriyor. Yani İslâm'ı üst düzeyde yaşamayı. Ruhsatlardan, şüphelilerden bile yüz çevirmeyi. Derviş ne olmalıdır, ne olmamalıdırı anlatıyor. Bir hayli etkileyici.

Üçüncü bölüm kanaat ve yetinmeyi. Yani şu sıralar bizlerde olmayan faktörü. İlaç niteliğinde.

Ve kitap böyle böyle yedinci bölüme kadar ulaştırılmış.

Her insan hata yapar. Hata yaptığımız için cennetten çıkarıldık.
Dolayısıyla benim de hatalı buldugum birkaç cümle vardı. Bunlardan bazıları ve nedenleri:

1) "Felek sevmediğine, sevimsiz olaylar yaşatır." (Sayfa 87): Bu söz yanlıştır. Çünkü felek dediğimiz şey, kader ise, kaderi yazan Allahtır. AllahuTeala'nın en sevdiği kulu da şüphesiz ki Hz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemdir. Ve o ise, insanların en çok eziyet göreni, hastalıkları bile iki kişinin toplam acısı kadar cekenidir. Allah sadece sevmediğine değil, sevdiğine de sevimsiz olaylar yaşatır. Hatta sevdiğine daha çok yaşatır ki günahları dökülsün ya da makamı yükselsin. Yine de Rabbimizden afiyet isteriz.

2) "Bana sözle tevbe ettirme sevgili" (102): Açıkçası bu söz ile ne anlatılmak istendiğini anlamış değilim.

3) "Yaşlıyla cennette olmaktansa, seninle cehennemde kalmayı tercih ederim." (110): Önümüzde hoşa gitmeyen tercihlerimiz varsa, şunu yapmaktansa şunu isterim demeyiz. Bunun yerine naz yaparak "Allahım. Bu ikiside hoşuma giden durumlardan değildir. Daha iyisini nasip et." diyebiliriz ve Rabbimizin gücü hepsine yeter.
Yusuf asm kıssasını bilirsiniz, kıssaların en güzeli.. Züleyha kendisiyle zina etmemesi durumunda onu zindanla tehdit edince, Hz Yusuf "zina etmektense zindanı tercih ederim" demiş ve neticede zindana atılmıştır. Fakat alimlerimiz bu sözün nakıs olduğunu söylemişler. Çünkü zinadan koruyan Allah, zindandan korumaya da hakkıyla Kadir'dir.

Ki zaten cennette kimse yaşlı olmayacaktır. Bu gereksiz bir tercih olmuş. Eğer anladığım şey, tam olarak anlattığı şey ise bu yanlıştır.

4)"Uğursuz biriydi.." (117): Bu ise tamamen İslâm'a zıt bir durumdur. Çünkü bununla ilgili Rasulullah asm'ın sözü vardır. "Eşyada uğursuzluk yoktur"

Dediğim gibi her insan hata edebilir ve bunlar benim naçizane görüşlerim. Bende hata etmiş olabilirim. Yanlış anlamış olabilirim. Kast ettiği bambaşka bir konu olabilir. Ameller niyetlere göre olduğu gibi İslâm'da zahire bakılır. Hesabı Rabbimizle arasındadır.

Bu tür yanlışların dışında kitap gerçekten çok başarılı. Tavsiye ederim. :)
Birisi gece boyunca
hastanın baş ucunda ağlamış,
gün ağarınca ağlayan ölmüş,
hasta kalkmış, yaşamış.
Acımasız hükümdarlardan biri, bir gün iyi ibadet eden birisine sordu:
- İbadetlerden hangisi daha üstündür?
- Senin için öğleye kadar uyumak daha iyidir, hiç olmazsa uyuduğun zaman halka eziyet edemezsin.
Ciğerlere çekilen hava ömrü uzatır, bırakılan soluk bedeni rahatlatır, öyleyse bir nefeste iki nimet gizlidir ve her bağış şükrü gerektirir.
"Nerelerdesin seni cok özledim" dedi.
"Hasret, usançtan iyidir" dedi sevgilisi.
Şeyh Sadi Şirazi
Sayfa 151 - Antikkitap
Kendi kusurunuzun hamalıyken,
Başkalarının kusurunu kınamayın.
Şeyh Sadi Şirazi
Sayfa 154 - Kapı Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gülistan
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055107932
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
Gülistan
Gülistan
Gülistan
Gülistan
Gülistan
Sadî, hikmetli öğütler ve unutulmaz ibretler içeren hikâye geleneğimizin zirve isimlerinden biri. Sadî'nin Gülistan adlı bu eseri, birbirinden çarpıcı hikâyeler ve ilgi çekici karakterlerle dolu. Yazar okurunu bazen çöllerde, bazen şehirlerde gezdirir. Bazen bir öğrenci, bazen de bir tacirle tanıştırır. Ama eser bütün gücünü çarpıcılıktan ve ilginçlikten değil, hikâyelerin derinlerinde yatan alt metinlerden ve anlamlardan alır. Gülistan, özellikle Doğu'da ama bütün dünyada çok beğenilmiş, yüzyıllardır okunmuş ve okutulmuş, böylece bir başucu kitabı haline gelmiştir. Bugünden geçmişe bakıldığında Gülistan, tartışmasız Doğu edebiyat birikiminin en başlarında yer alan birkaç klasikten biri...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 798 okur

  • yıldırım kerem çambel
  • Aliye Dilek
  • Ender Bıyıklı
  • Zehranur Yavuz
  • Tolga
  • AlexisZorbA
  • Mehmet Can
  • Hicret Yagmuroğlu
  • Şeyda

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları