" 'Kim nasıl yaşıyorsa, öyle düşünür,' demiştin bana. İşçi evet derse patron hayır demek zorundadır; ama işçi hayır derse patron doğası gereği 'evet' diye bağırmalıdır. İş yeri kuralları sadece patronlara ayrıcalık tanır, kapsayıcı değildir. Yani köylüyle efendisinin doğası farklıdır. Köylünün karnı toksa bey gece uyuyamaz."
Herkesin öyle bir hikayesi yok muydu ? Başlayıp da bitiremediği. Çünkü kimsenin dinlemediği... İçine atmak, diye bir şey varken, anlatmaya ne gerek vardı ?