Hsyn

`Ölüm cezası! diye fısıldaştı kalabalık ve beni götürdükleri sıra da bütün izleyiciler yıkılan bir binanın gümbürtüsüyle bana doğru yaklaştılar. Kendimden geçmiş ve afallamış olarak yürürken içimde bir devrim gerçekleşiyordu. Ölüm kararı verilene kadar, soluk aldığımı, hareket ettiğimi, diğer insanlarla aynı ortamda yaşadığımı hissetmiştim; şimdi dünyayla benim aramda sınır olduğunu kesin bir şekilde kavrıyordum. Hiçbir şey bana önceki gibi görünmüyordu. Bu ışıklı geniş pencereler, bu güzel güneş, bu mavi gökyüzü, bu güzel çiçek artık Bir kefenin rengi gibi beyaz ve solgundu.`
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkûmdurlar..
Sayfa 14·Kitabı okudu
Şairlerin neden şiir yazdıklarını, pelikanların yavrularını neden kanlarıyla beslediklerini anladığım gün anladım..
"Ölüm hayattı. Yitirmek bulmanın bedeli. Yumdum gözlerimi kendi üzerime. Ölümü öğrendim. Ölümümü sevdim. Yaptığım her şeyin kaderim olduğuna güvenerek kaderim olan her şeyi yaptım. Eylemdim. Hiçbir şey zamanını bırakmasındı benden geriye. Ne duvarda mavi bir lâle, ne hoş bir seda gök kubbede. Toprak yeterdi. Ne iptal, ne erteleme."
"...üç şey seçtiler cennetten çıkarmak için: Bir: Kelimeler İki: Aşk Üç: Annelik duygusu Kelimeleri Adem yanına aldı, annelik duygusunu taşımak Havva'ya kaldı. Ama aşk çok ağırdı. İkisinin de, aşkı tek başına taşıması mümkün olmayınca, ikisinin zembili de aşkı bir başına kaldıramayınca, bölüştüler yükü. Yarısını Adem sırtlandı, aşkın yarısı Havva'ya kaldı. Öyle sert düştüler ki dünyaya, bu fenaya, Adem'in dizlerinin bağı çözüldü, ciğerleri yandı. Nutku tutuldu. Üçüncü defa, bildiği kelimelerin hepsini önce unuttu. Sonra bir kısmını hatırladıysa da o bir kısmını kıyamete değin unuttu. Aşk? Daha yollarda sakin durmamıştı bir türlü. Kabına sığmamıştı. Bir yarısı yollarda kayboldu. Getirebildikleri ancak öbür yarısıydı. O gün bu gün yeryüzü kelimeleri yetersiz, aşk bu dünyada kusurlu. Annelik duygusu? Havva'nın cennet duygusu. Gönül evinde, kadın bedeninde, tastamam duruyordu."