Heroglu

7/10
·192 syf.··
2024 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2024 23:03
Descartes'in ruh ve beden ikiliğinden etkilenip, bir antikahraman olan Murphy üzerinden bize ruhla bedenin kaynaşma zorunluluğu olmadan bir arada yaşayabileceğini aktarmayı vaad ediyor yazar. Felsefi okumalara ilgimin artmasıyla arka kapakta verilen bu vaad beni etkilemişti. Son dönemde öğrendiğim felsefi bilgilerle rahat okuyabileceğimi düşündüğüm kitabı okurken beklediğimden daha çok zorlandım. Yazarın imgelemleri ve yer yer kullandığı şiirsel dil, çoğunlukla yoğun ve ilgiyle okumayı gerektiriyor. Konusu gerçekten güzel ama okuyacaklara tavsiyem sabırla, sebatkar bir tavırla okumaları. Keyifli okumalar.
MurphySamuel Beckett · Ayrıntı Yayınları · 2015677 okunma
Reklam
8/10
·144 syf.··
2024 7. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2024 15:14
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın günümüz Türkçesiyle bizlere kazandırdığı kitaplardan olan Ay Demir, daha önce adını işitmediğim yazarın özgeçmişi ve kitabın konusu bakımından ilgimi çekmişti. Kitabı bitirdikten sonra gösterdiğim ilgiye fazlasıyla değdigini hissettim, zira yazarın yaşadığı dönemin izlerini ve kendi hayatına işleyen idealleri sürükleyici bir şekilde, sıkmadan aktardığı, yeri geldiğinde betimlemeleriyle heyecanı tırmandırdığı her bir satırda hissettirdiğini görüyorsunuz. Dönemin edebi eserlerinde sıklıkla gördüğümüz imkansız aşkla Türklük aşkı arasında zaman zaman kalan kahramanımız Demir'in, özellikle kitabın son bölümünde Türk halklarını yeniden ayağa kaldırmak ve Osmanlı'ya tekrar geri kazandırılması arzusuyla yaptıklarıyla duygulanıyorsunuz. Bununla birlikte ta o zamanlardan bu yana hala bazı Türk halklarının, Doğu Türkistan gibi, aynı derecede boyunduruk altında işkence gördüklerini, kimliklerini korumak adına hala uğraş verdiklerini görünce de hayıflanıyorsunuz. Okumaya değer bir kitap...
Ay DemirMüfide Ferit Tek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022694 okunma
8/10
·232 syf.··
2020 75. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2020 11:48
'Bir kutu kitap'ın ekim ayı kitabı olan Son Vagon, kapak tanıtımıyla da sizi kendisine çekiyor. Meksika'da yıllar önce işçi sınıfının çocukları için geliştirilmiş vagon okulların modernleşmenin önünde bir engel olması düşüncesiyle artık kapatılması gerektiğine karar veriliyor. Kararın altına ise işinde oldukça iyi müfettiş şefi Hugo Valenzuela imza atmalı. Önüne gelen yeşil dosyayla Hugo'nun hayatında şimdiye kadar yavaş yavaş ördüğü duvarda bir kapı açılıyor. Bu yeşil dosya ile yazar ince bir kurgu çerçevesinde Hugo'nun yaşadıklarına bakarak, yeri geldiğinde de öğrenci Ikal olup işçi sınıfına mensup bir çocuk olmayı, arkadaşlığı, aşkı, yavaş yavaş hayatın onu pişirmesini anlatarak son vagon okulunun son öğretmeni olan Don Ernesto ve öğrencileri için karar verme anına bizi ulaştırıyor. Yokluğu ve gelişmeye açık beyinlere yoklukta bir ışık olan öğretmenin varlığının değerini de bize güzelce yansıtan ve gerçeklerden yola çıkılarak yazılmış bu sıcak ve akıcı roman, anlatmak istedikleriyle ve kurgusuyla okunmaya değer olanlardan. Kusur olarak söyleyebileceğim tek şey birkaç bölümdeki anlatıcı ile yüklemin çekimi arasındaki gözden kaçmış uyumsuzluk ve bazı yerlerde olan fazla/eksik harf hataları. Bunlar anlatımı bozan büyük sorunlar değil ancak her kitap yazım bakımından hatasız olmayı hak eder, içeriğin iyi veya kötü olması yazarın sorunudur diye düşünüyorum.
Son VagonAngeles Donate · Kutu Yayınları · 2020205 okunma
9/10
·248 syf.··
2020 73. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2020 19:21
Şans eseri denk geldiğim bir videoda bir yazarımızın önerilerinden biri olan bu kitabı tanıtım yazısını da beğenerek ve merak ederek aldım. Çok mutluyum ki verdiğim karar Fatma Aliye gibi bir yazarımızla tanıştığım (Refet'i okudum), Virginia Woolf'un Kendine Ait Bir Oda'sını listeme eklediğim ve daha çok kadınlar üzerine okumalar yaptığım bir ay için oldukça isabetliydi. Okuyacak olanların da bu kitapları yakın süreçlerde okumasını tavsiye ederim, benim için birbirlerini destekleyen okumalar oldu. Yazarın tezinin kitaplaştırılmış hali olan bu kitap, son dönem Osmanlı kadın yazarlarımızın hem ülke içindeki hallerini hem de Avrupalı yazarlarla olan dostluklarını ortaya koyan, Doğu ile Batının birbirlerine olan bakış açılarını karşılaştırmalı olarak inceleyen, feminizmin ve kadınlığın içinde bulunduğu durumun Doğu ve Batı için birbirinden çok farklı olmadığını, sadece farklı çerçeveler içinde insanlara yansıtıldığını gözler önüne seren güzel bir yapıt. Kitapta ilk kadın romancımız olan Fatma Aliye üzerinden yazmanın ve yazdıklarını kabul ettirmenin erkek egemen yazı dünyasında nasıl zorluklarla karşılaştığı ve Selma Rıza, Zinnur Hanım gibi bireylerimiz ile onların Avrupalı yazarlarla olan dostlukları üzerinden o dönemin hem coğrafyamızdaki/Batıdaki kadının durumları hem de Batılıların "haremimiz"e olan bakış açıları değerlendirilmiş. Bazı yerlerde eski Türkçe kelimelerin ve kelime gruplarının anlamları verilirken bazı yerlerde bu durum atlanmış. Yazarın kaynak olarak kullandığı her makale, her kitap, her gazete alıntısı vb. satır altlarında detaylı olarak belirtilerek daha ayrıntılı incelemek veya kaynakları teyit etmek isteyenler için gayet güzel sunulmuş. Bir tezin kitaplaşmış hali için oldukça akıcı olan ve arkada belirtildiği gibi yer yer romansı bir havaya sahip bu
Kanatlanmış KadınlarSenem Timuroğlu · İletişim Yayınevi · 202048 okunma
8/10
·272 syf.··
2020 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2020 13:33
Halkın içinden oldukça farklı yerlerden, farklı konumlardan, farklı özelliklere sahip birçok karaktere ev sahipliği yapmış bir kitap olmuş. Bu karakterler kah kendi karakterleriyle farklı yaşanmışlıklara neden olmuş, kah yaşanmışlıkları dolayısıyla yazılan karaktere sahip olmuş. Hepsi içimizden, günümüzden yıllar önce yazılsa da yaşananlar hala gerçek. Yazar Olcay, Doğan ve Ali üstünde yoğunlaşsa da beni en çok Aysel etkiledi sanırım. O yaşanmışlıkları dolayısıyla o karaktere sahip olmuş olanlardan, feleğin çemberinden geçmiş yani... Bu kadar çok kişiyi hayatlarıyla birlikte kesiştiren bir yaşlı kavak ağacıyla kitap başlıyor ve onun ömrünü tamamlamasıyla birlikte bitiyor. Kavak ağacı ve kitap bitiyor bitmesine ancak Ali, Olcay ve Doğan'ın meseleleri halledilemeden öylece havada asılı kalıyor. Belki yazara göre baş karakter sadece kavak olduğu içindir. Bir okuyucu olarak yazarın karakter analizlerinden oldukça etkilendim (Bazen Ali'nin anlatmak istediklerini anlayamasam da). Oldukça akıcı bir dile sahip bir anlatımdı ve başta da söylediğim gibi anlatılanlar hala gerçek... Okunulası!
Yenişehir'de Bir Öğle VaktiSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20122,971 okunma
Reklam