Bunları bilip şunu söyleyebilene yazıklar olsun: 'Aptal kız! Bekleseydi, zamanın en iyi ilaç olduğunu bilseydi, ümitsizliği yatışır, kendini teselli edecek bir başkasını bulurdu.'
Birinin çıkıp şunu söylemesi de aynı anlama gelir: 'Aptal adam, yüksek ateşten öldü! Gücüne kavuşuncaya, özsuyu iyileşinceye, kanındaki fırtına dininceye kadar bekleseydi: Her şey yoluna girecek, bugün yaşıyor olacaktı!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çok sayıda insanla tanıştım, ama henüz bir arkadaş edinmiş değilim. İnsanlara cazip gelebilecek özelliklerden bende eksik olan nedir bilmiyorum; benden hoşlanan birçok insan var, benimle ilgileniyorlar, ama yollarımız sadece kısa bir süre için kesişiyor ve ben buna üzülüyorum. Buradaki insanların nasıl olduğunu soracak olursan, şunu söyleyebilirim: Her yerdeki gibi! İnsan aslında karmaşık bir varlık değil. Çoğunluğu zamanın büyük bir bölümünü yaşamak için kullanıyor, geriye kalan ise, özgür oldukları küçük zaman diliminden öyle korkuyor ki, ondan kurtulmanın her türlü yolunu deniyor. İşte insanın değişmez yazgısı!
Ben az önce ne okudum böyle ..
Bir kitaba büyük bir önyargı ıle başlamanın acısını yaşadım desem yeridir birkaç gün öylece süründü başlarda bu nedir yaaa çoookk saçma diyerek haksızlık yaptığımı düşününce bir daha yüksek ihtimal hiç bir kitaba bunu yapmayacağım dıyorum ..
kitap Yu Hua’nın Yaşamak (To Live) adlı eseri, insanın dayanıklılık sınırlarını ve yaşamın salt kendisi için yaşanmaya değer olduğunu anlatan sarsıcı bir başyapıt.
Fugui karakteri üzerinden bizlere acının, kaybın ve trajedinin anatomisini sunuyor. Ancak bu kitap sadece bir 'hüzün güzellemesi' değil; aksine, insanın her şeye rağmen ayakta kalma iradesinin bir kanıtı.
Yazarın dili o kadar sade ve duru ki, anlatılan dramın büyüklüğü bu sadelikle daha da çarpıcı hale geliyor. Hayatın bizden her şeyi alabileceğini ama 'yaşama' dürtüsünü ve onurunu alamayacağını görüyoruz. Fugui’nin hikayesi, Çin’in yakın tarihindeki çalkantılarla birleşince sadece bireysel değil, toplumsal bir direnç hikayesine dönüşüyor. Okurken kalbiniz yorulsa da, ruhunuzun güçlendiğini hissedeceksiniz.
Kitapta Çin’in en çalkantılı en trajik olayların geçtiği süreçler de ele alınarak kurgu yapılmış tabii istemsiz bir merak oluşuyor ama bu kısım spoiler vermek olur .
Bittiğinde şunu düşündüm gerçekten acı dedıgım durum acı mı yoksa bu adamın yaşadığı ne ??
Çin’in iç savaşından tutunda bir adamın kumar masasında kaybettıgı hayatı toprak rejimi fakirlik kayıplar pes etmeyiş doğan umutlar .. kıtap 207 sayfa ama etkısı bundan daha çok ..
Karanlık gökyüzünden inerken, gözümü kır ptığım anda
alacakaranlığın uçup gideceğini biliyordum. Uçsuz bucaksız
toprakların gürbüz göğsünü sergileyişini izliyordum. Davetkar
bir çağrıydı. Bir annenin yavrusuna seslenişi gibi, topraklar
geceyi çağırıyordu .