İnsan dünyadaki en yalnız kiracıdır. Doğduğunda onu ilk ziyaret eden şey yalnızlıktır, uğursuz bir kolera gibi göbek bağının ucuna yerleşmiştir yalnızlık. Ardından ilk bebek ağlamasının anası olan acı gelir. Hemen sonra insan, tesellinin kız kardeşi olan neşeyle tanışır. Hayat denen oyun bu dört eşit olmayan güç arasında oynanır.
Bir erkeğin aşkı çok şaşırtıcıdır. Her zaman öyledir. Nedeni olmadığı gibi anlamı da yoktur. Sıradan bir kadına aşık olur ve kayıtsız şartsız kabul eder, o yeryüzünün en eşsiz varlığıdır. Eşsizliği tüm diğer kadınlarla aynıdır. Oysa her kadın başka türlü bir derinlik, başka türlü bir kuyudur. Ve açını iyi ayarlamayı bilirsen her kadın kendi dünyasında çok katmanlıdır. Sırf bir dünya kurabildiği için. Bir dünya kurmayı bildiği için. Belki dünyayı küçük bir avuca sığdırdığı ve o avucu erkeğin ellerine sakince bırakabildiği için.