Dertsiz, tasasız biri olmanın yolu derdini tasanı yeterinde anlatmaktır belki de. Ama yeterince. Fazla anlatınca da dert ve tasa kişiliğinin parçalanılmaz bir bölümü oluyor sanki.
Biz bir aileyiz cümlesinin kurulduğu yerde en az bir insan acı çekiyordur ya da zor durumdadır. Kimse lunaparkta balerinin eteğinde savrulurken ve mutluluktan kahkahalar atarken birbirinin kulağına eğilip ‘Biz bir aileyiz’ diye fısıldamaz. Ve şunu söylemem gerekir ki: Biz bir aileyiz.
Bu hayatta algıladığım ilk anlamlı cümle buydu. ‘İki çocuk büyütüyorsun,hiç kolay değil.’ Öznesi annemdi, nesnelerinden biri ben. Ek açıklama, nesneyi işaret ediyordu. Kolay değildim. Zordum. Haydaaa? Nereden çıkmıştı bu? Hiç de zorluk çıkarmıyordum oysa. Bu cümleyi anladıktan sonra, yani beş yaşımdan bu yana, bir yük oluşumun gerçeğiyle barışmak yerine, bunu reddetmeye çalıştım. Herkesin hayatındaki yükü yüklenirsem, kimse beni bir yük olarak görmez tekerlemesini bir çırpıda ezberledim ve hiç unutmadım.
Keşke yakalarımızdaki fotoğrafın renklisinden bir tane de tabutun önünde olsaydı. ‘İyi bilirdik’ derken annemin gözlerinin içine baksaydık ve ben annemin muhtemelen doğum gününü bile bilmeyen şu kalabalığa dönüp ‘Hayır hayır o anlamda değil, annemi hanginiz daha iyi bilirdi?’ diyebilseydim.
…Dünyanın en tuhaf meyve ağaçları ölüler olabilir.