Ruh kaçınılmaz bir zorunlulukla kendisine uygun
bir bedene doğru aşağılara çekilir. Kendisini duyusal yönüne kaptırmış olan ruh, bundan sonraki varlığıyla bir hayvan kalıbına yerleşir. Buna karşılık, ruhun bir bedene bağlanmaktan kurtulup, doğuş çemberinden (bedene giriş) sıyrılıp, duyular üstü dünyaya dönmesi, yükselmesi olanağı vardır. Bunun gerçekleşmesi için de duyular dünyasından tamamen uzaklaşıp, düşünülür dünyaya (kozmos noetos) yönelmesi gerekir. Ruhun bu dünyada ulaşabileceği en son yükseklik, Bir ile, Tanı ile mistik birleşmesidir. Bir an için Tanrısal Bir'in varlığımızı kapladığını hisseder ve yaşarız. Bu anda ışımanın (emanatio) bütün katları geriye doğru katlanarak, o her şeyin fışkırdığı kaynağa ulaşırız.*
Akledilirin temaşası içinde varlığının mükemmelliğine ve mutluluğun tasvir ettiği tam huzura varır. Bu hale gelmiş kişide artık arzu kalmamış ve dış nesnelere karşı ilgisiz hale gelmiştir. Bunlara sadece bedenine gerekli olduğu zaman dikkat eder. Bu ayrılık deruni insana olaylardan etkilenmemeyi sağlar. Kendi içinde yalnız olan zahiri insan sadece dertlenir ve sızlanır. Kendine hâkim olan için bu olaylar sadece bir gösteridir.