Başımıza gelenleri anlamamızdaki her artış, olayları Tanrı düşüncesine atfetmeye dayanır; çünkü hakikatte her şey Tanrının parçasıdır. Bu şekilde her şeyi Tanrının parçası olarak anlamak, Tanrı sevgisidir. Bütün nesneler Tanrıya atfedilince, Tanrı düşüncesi zihni tam olarak kaplayacaktır.
Bu yüzden "Tanrı sevgisi zihinde baş yeri almalıdır" önermesi, öncelikli bir ahlaki öğüt değil, biz anlayış kazandıkça kaçınılmaz olarak olması gerekenlerin bir anlatımıdır.
Elimizden geldiği ölçüde Tanrınınkine benzer bir dünya görüşü edindiğimiz zaman, her şeyi bütünün parçası olarak ve bütünün iyiliği için zorunlu görürüz. Bu nedenle "kötülük bilgisi, yetersiz bir bilgidir." Tanrını kötülük bilgisi yoktur, çünkü bilinecek kötülük yoktur; kötülük görüntüsü, evrenin parçalarını sanki kendi kendilerine yeterlilermiş gibi görmekten kaynaklanır.