Ebru Hifa Karadağ

Ebru Hifa Karadağ
Simurg Jiyan berdewam dike
Muş/Kop
387 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
10/10
·1016 syf.··
Beğendi
·
2020 69. kitabı
·
79 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2020 08:21
Farklı ülkelerden 37 akademisyenin Prof. Dr. Adnan Demircan'ın editörlüğünde, olabildiğince objektif bir yaklaşımla ele aldığı 'Kürtler: Tarih, Toplum, Din' adlı çalışmanın bu sahada önemli bir boşluğu dolduracağına ve bir sonraki çalışmalar için ufuk açıcı ve yönlendirici olacağına inanıyoruz. Bu çalışmanın 1. cildinde Kürt tarihi geniş ve doyurucu bir şekilde işlenmektedir. 2. ciltte ise Toplum başlığı altında Kürtler'de aşiretten toprak ağalığına; hukuk anlayışından kan davasına; kadının konumundan dini hayata; dengbêjlik geleneğinden medreseye ve daha nice konular işlenmektedir. Din başlığı altında ise Kürtler'de İslâm öncesi inançlar, Kürtler'in İslâm'a girişi, Kürtler'de Ehl-i Sünnet anlayışının gelişim süreci, Şiilik ve Kürtler, Yezidilik, Kürtler ve Alevîlik, Kürtler'de tasavvuf ve daha nice konular işlenmektedir. . Kürt Tarihi ve Kürt Edebiyatı, okumalarım da kitap listemi oluşturmam da emek veren kuzenim Onur'a çok teşekkür ederim. Yaklaşık iki ay gibi bir sürede kitabın içerisin de kaynak gösterilen kitap ve makaleleri beraberin de okuyarak tamamladım. Sıradaki diğer kitaplara geçmeden önce "Yurtdışında'ki Kürtler" hakkında izlemem gereken bir kaç belgesel film var. Velhasılı kitapla kalın..
1000Kitap
KürtlerAdnan Demircan · Nida Yayıncılık · 20158 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·160 syf.··
2020 47. kitabı
Livaneli'nin bu kitabı çıktığı ilk günden bu yana güncelliğini koruyor. Kitapta modernitenin, hızın içinde yaşayan İbrahim çocukluk arkadaşı Hüseyin'in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin'e gider. Hüseyin bunca yıl neler yapmıştı, Meleknaz kimdi, sevdaya nasıl düşmüştü, nasıl ölüme gitmişti sorularının ardına düşüyor İbrahim. Daha önce bu kadim kente yolunuz düştüyse, Kitabı olduğunuz mekânda değil İbrahim'in Zilan'ın, Hüseyin'in, Nergis'in ve Meleknaz'ın bir adım gerisinde izliyor hatta yaşıyorsunuz.. Kasımiye Medrese'si, Deyrulzafaran Manastırı, Dara Harabeleri, Hristiyan mimarın yaptığı o muazzam Cami'yi görmek için büyük bir istek duyacaksınız. Ve o mâlum soru, Meleknaz karakteri gerçek mi ? Hayatın içinde bir çok Meleknaz yok mu zaten, asıl soru bu insanlar için ne kadar çabaya giriştiğimiz değil mi ? "Merhamet zulmün merhemi olamaz" diyor Zülfü Livaneli, yardımcı olurken çok hassas ve o insanları incitmememizi hatırlatıyor. Ezidi inancını merak edecek, Musahafı Reş yani Kara Kitap nedir, Musahafı Celje nedir bu sorulara yanıt arayacaksınız. Ve evet Meleknaz karakterinin reel hayattaki karşılığı olan Nadia Murad 2018 yılında Nobel Barış Ödülü aldı. Livaneli'nin Meleknaz karakterin de anlattığı ne varsa, 28 yaşındaki Ezidi Kürdü aktivist Nadia Murad'ın yaşadıkları da aynısı.. İyi okumalar, kitapla kalın...
1000Kitap
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma
7/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2020 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2020 11:43
Bulantı Kuzey Afrika, Orta Avrupa ve Uzakdoğu gezilerinden dönmüş olan 30 yaşındaki Antoine Roquentin’in, Marquis de Rellebon’la ilgili tarih araştırmalarını yapmak üzere Bouville’de kaldığı -üç yıl- dönemden Paris’e gideceği yolculuğa kadar yaşadıklarını aktardığı tarihsiz yaprakla birlikte 25 günün aktarıldığı günceden oluşan bir roman. Konuya anlatı yapıtından girelim dersek, Bulantı’nın kahramanı Roquentin, oldukça sıradan bir adam, küçük bit kasabada, tarihsel bir kişi üzerinde araştırma yaparken, yavaş yavaş sarsıcı bir gerçeğin, dünyanın ve insanların ratlantısal, dolayısıyla fazladan, dolayısıyla gereksiz oldukları gerçeğinin ayrımına varır: "Varolmak burada olmaktır, yalnızca budur; varolanlar belirirler, rastlanırlar, hiçbir zaman bir sonuç değildirler. Sanırım, bunu anlamış olan insanlar vardır. Ancak kafalarında zorunlu ve kendi kendinin nedeni bir varlık yaratarak bu rastlantısallığı aşmaya çalışmışlardır. Oysa varoluş hiçbir zorunlu varlıkla açıklanamaz: rastlantısallık bir yanılsama, silinebilecek bir görüş değildir; saltıktır, bunun sonucu olarak da tam anlamıyla nedensizliktir. Her şey nedensizdir, bu bahçe, bu kent ve ben”.  Kimi eleştirmenler romanı, hastalıklı bir durumun, bir tür nevrotik kaçışın ifadesi olarak değerlendirir. Ne var ki, Bulantı yansıttığı güçlü “bireyci ve toplum karşıtı” düşüncelerle, Sartre’ın sonradan geliştireceği bir çok felsefi konuya yer veren son derece özgün bir yapıttır. Doğaötesi sezgi, roman evrenini kendi dokusuyla besler. Bulantı Sartre’ın hemen hemen bütün felsefi ve sanata ilişkin düşünce ve yönelişlerini içinde barındırır. Özgürlük, kötü niyet, burjuva karakterleri, sanatın yapısı üstüne görüşleri, romanın kahramanı Antoine Roquentin’in doğaötesi bir önem taşıyan buluşunun sonucu olarak dile getirilir. Bulantı
1000Kitap
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128bin okunma
8/10
·224 syf.··
2020 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2020 20:42
Kemal Sayar; bu kitapta, yaşamı yavaşlatarak nelere ulaşacağımızı anlatıyor. Yaşamı nasıl yavaşlatabileceğimiz konusuna da detaylı bir şekilde yer vermiş. Bazı konu başlıklarının içeriğine katılmadığımı belirtmek isterim efendim. Yaşamı nasıl yavaşlatabiliriz konusunu irdeliyor Psikiyatr Kemal Sayar.. Kitapta bu konuyu okurken, önceden bu konuyla ilgili pek düşünmediğimi fark ettim. İnsan ancak düşündüğünde, hızlı olmanın, katkılarından çok zararları olduğu gerçeğiyle yüzleşiyor. Teknoloji, her geçen gün biraz daha gelişse de, insanların kullanımda “gerektiği kadar”ı bir ölçü kabul ederek, yaşamını buna göre düzenlemesinin istenirse bir ütopya değil, gerçek olabileceği konusu üzerinde durulmuş. Alışveriş merkezlerinden, akıllı telefonlara, televizyondan, bilgisayar ve internet kullanımına kadar birçok konu detaylı olarak ele alınmış. Ebeveynlik konusunda da yavaşlama ele alınmış. Farkında olmadığım konular olduğu gibi, fark ettiğim ama tanımlayamadığım, tanımlasam da yetersiz kaldığımı düşündüğüm konular buldum kitapta. İnsanın kendi yaşamındaki her şeyde kontrolün kendisinde olmasını arzuladığı ve kontrolün kendisinde olmadığını hissettiğinde de mutsuz olduğundan bahsedilmiş. Yaşamı yavaşlatmanın bize kazandırdıkları neler peki? Zihnimizde düşünmek için yer açmak... Düşündüğümüzde, daha önceden sıradan gelen ve bu yüzden dönüp bakmadığımız, olağan geldiğinden dikkat etmediğimiz ve hakkında bugüne kadar düşünemediğimiz herşey bu sayede gün yüzüne çıkıyor. Kitapta bahsedildiği gibi zihnimizdeki gereksizliklerden kurtulduğumuzda, adını koyamadığımız duyguları tanımlayabilecek, fikir beyan edemediğimiz birçok konu üzerinde geniş bir şekilde düşünerek, fikir üretebilecek, önceleri düşünmeye bile gerek görmediğimiz bir çok konuda beyin jimnastiği
1000Kitap
YavaşlaM. Kemal Sayar · Timaş Yayınları · 201513,2bin okunma
7/10
·132 syf.··
2020 38. kitabı
Esere geçmeden önce Bulgakov hakkında birkaç bilgi vermek isterim. Tıp fakültesini bitirdikten sonra birkaç yıl doktorluk yaptıktan sonra dünyayı tanıma tutkusu ve yazarlık aşkı nedeniyle bu mesleği sürdürmemiştir. Sovyet Rusya'sına getirdiği eleştirel eserleri nedeniyle ölümüne kadar eserleri yasaklanmıştır. Tiyatro alanında da büyük eserler veren Bulgakov'un, ne yazık ki bu eserleri de Rus tiyatrosunda uzun süre sahnelenememiştir. Sovyet edebiyat çevrelerinden de dışlanan Bulgakov Usta ve Margarita adlı başyapıtını ve diğer tiyatro oyunlarını hep bu dönemde yazmıştır. Sovyet bürokrasisini ve insan olmanın gerekliliğini bence Gogol'e yakın mizahla eleştirir bu eserde. Kitabı basit bir bilimkurgu olarak okumak ve o şekilde bırakmak mümkünken, yine biraz deştiğimde Bulgakov'un trajikomik Sovyet toplumunu eleştirdiğini gözlemledim. Kitapta, bilimadamı/profesör Filip Filipovich, bir sokak köpeğini bulur ve onun üzerinde bir kısım deneyler yaparak onu insanlaştırır. Bunun sonucunda ortaya köpekselliğini tam olarak yitirmemiş bir canlı belirir, ve belki de yaratık diyebileceğimiz varlık üzerinden Bulgakov ortaya yer yer dramatik yer yer komik bazen de kara mizahsal tiyatral bir kısa roman çıkarır. Roman Şarik isimli bir köpeğin sokaktaki içler acısı hali ile başlar. Şarik acılar ve yaralar içindedir, yine de yaşam savaşı verir, etrafına kayıtsız değildir,hala içerisinde bir yerlerde topluma tutunma, yaşama tutunma çabası bulunmaktadır. Bulgakov, Şarik'in bu halini Bolşevik devrimi öncesi Rus insanına benzetir. Soğuk burjuva toplumuna rağmen, yoksulluk, açlık gibi negatif faktörlerle savaşmasına rağmen devrim öncesi rus insanının hala ruhunda tutunmuşluk olduğunun, henüz tamamen kırılma noktasına gelmediğini ve direncini koruduğunu anlatır. Profesörün ortaya çıkışını,
1000Kitap
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201925,6bin okunma