Hayat biçimimiz fazlasıyla kırılgansa ve bundan dolayı varoluşumuzun koşullarını kontrol edemediğimiz aşikârsa, müspet ve aşina olana sıkı sıkıya tutunma eğilimi gösteriririz. … Bu yüzden, imtiyazlı kişilerin tutuculuğu kadar derin bir yoksul tutuculuğu vardır ve toplumsal düzenin değişmeksizin devam etmesinde her ikisi de önemli rol oynarlar.
Peki aşk mıydı o duygu? Onun yanı başında ölmek istemesi abartılı bir duyguydu apaçık; bu daha ikinci görüşmeleriydi! Yoksa ta içindeki sevme yeteneksizliğinin farkına varıp da aşk taklidi yaparak kendini aldatma gereği duyan bir adamın histerisi miydi sadece?