Hilalce

Hilalce
@HilAlim58
Çok okur.. Az konuşur.. Daha az yazar .. Hiç anlaşılmaz
Son Bir Gayret
Bağıramam. Ne vakit istesem, çığlığım gözlerimden akıyor.Yüzümdeki toza karışıp ağzıma doluyor. Kireç tadı genzimi yakıp soluk boruma yapışıyor. Allahım. Nefes alamıyor, boğuluyorum. Az önce yatağımda uyuyordum , ne oldu bana! Hareket edemem. Karanlık lahdinde binlerce yıl sıkışıp kalmış zavallı bir mumyadan farksızım. Parmağımı oynatmaya çalışınca yaşadığım acı sinir uçlarımla bedenime yayılıyor. Bağıramadığımdan , ızdırabım gözlerimden akıyor. Hatırlıyorum, çocukken ne vakit yüksek sesle konuşsam annem , “ Kız kısmı küçük harflerle konuşur bağırma!”, diye azarlardı kolumu mıncıklayarak. Annem şimdi, avazım çıktığı kadar bağırsam da yankısı dağlar, deryalar aşıp ona ulaşsın isterdi. Sesimi duyuramıyorum. İnliyorum, çıkan cılız sesi kendim bile zor işitiyorum. Ama onları duyuyorum. Dışardaki uğultular yanıbaşımda. Telaşla bağıranlar, ağlayanlar, sirenler. Bazısı ,birilerinin ismini haykırıyor. Ne de güzel bağırıyorlar, ben de onlar gibi yapabilsem. Benim adımı da ünlerler mi diye bekliyorum. Kimse söylemiyor , üzülüyorum. Hemen üstümde koşturuyorlar. Hiçbir yere gitmeyen ayak sesleri kulağımın içinde. Buradayım işte, ayağınızın dibinde. Ne olur bulun beni! Üşüyorum. Bedenimin yarısını hissetmiyorum artık. Bacağımın üstündeki benim mi yoksa başkasının bacağı mı , kestiremiyorum. Kendime yabancılaştım. Hatırlıyorum, çocukken bir elimizin üstüne oturup beklerdik. Yeterli zaman geçince , başkasının eli gibi olurdu diğer elimizi tutup tokalaşırdık. Çocukluk ne güzel şey. Yazık değerini anlamak için büyümek şart. Fakat , niçin çocukluğumu anımsıyorum ! Ölüm anında beyin hatıralara inermiş, ölüyor muyum yoksa! Belki de çoktan öldüm. Hayır , ölmüş olamam. Hangi ölü kaburgası ciğerine batıp da tarifi imkansız bir sancıyla ölümü ister ki! Yaşıyorum.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şairin İddiası
Yanımdaki şair eğilerek fısıldadı: - Dünyanın en güzel şiirini dinlemek istermisiniz ? Afalladım, anlayamadım sorusunu. Anladıktan sonra da asabiyet merdivenim bir basamak daha yükseldi . Bu seminere katılabilmek için değiştirdiğim iki vesaitin yorgunluğu yetmezmiş gibi.. Şemsiye almayı akıl edenleri , romantik hülyalara sürükleyen, benim gibi yalın ayak ,başı kabakları sırılsıklam eden yağmur da eklenince.. Her sabah aynada görüp , bazı bazı kızdığım o yumuşak huylu karakterden eser kalmamıştı. Edebiyat seminerinde , yanındaki şairi çok da edebî olmayan bir dille azarlayan romancı ironisini üstlenemezdim. En iyisi ciddiye almamak diye düşündüm. Vaktinden önce gelmiştim. Hiç âdetim değildir bir yerlere geç kalmak , kalandan da hoşlanmam. Şehrin diğer ucundaysa gideceğim yer, horozlar ötmeden uyanır, yarı aralık gözle düşerim yollara. Bugün de olduğu gibi. Neyse ki az kaldı. Programın başlaması yaklaştıkça , sahnede çoğalan koşuşturmalara dikkat kesildim. Masalara suların yerleştirilmesi... Katılımcılar, not tutma ihtiyacı duyarlarsa diye , oldukça sade küçük bir defter ve tükenmese bile iki kullanımda yazmayı reddedip , çöpe gidecek bir kalem. Sonra ufak atıştırmalıklar teker teker yerlerini aldı. Ve nihayet benim gibi erkenden gelen herkesi -şair de dahil- rahatsız eden mikrofon kontrolleri. Bu notasız çılgın sesin sebep olduğu mecburî kıpırdanışta gözüm bir an şaire takıldı. Hiç denk gelmesekte siması tanıdıktı. Birkaç şiiri elime geçmiş olabilir. Yoksa nereden bilebilirim ilk bakışta şair olduğunu. Öyle sanıyorum ki ben “hangi şiirmiş o?” diye sorarım da; tatlı bir sohbetin kapısı aralanır ,zaman çabuk geçer umuduyla bir adım atmıştı , olmadı. Fakat gayretli şairimiz ne nedamet duyuyor ne de kolay kolay havlu atacağa benziyordu . O kısacık bakıştan
1000Kitap
Benlerce
“Neşelenmek için çok geç!” “Sebep!” “Kaçırdık çünkü.” “Neyi kaçırdık be adam!” “Mutluluk trenini.” “Hay senin kurumuş, bayat edebiyatına!” “Hem artık gündüzler de yok.” “Gündüzlere ne oldu!” “Çaldılar. Bir seher vakti gelip, koydular körpe doğmuş güneşi torbalarına. Bıraktılar bizi kızılca kıyamette.” “Gündüzleri de mi çalınır oldu artık (her iki manada )! Desene, o yüzden üstünde güneş batmaz diyorlar ülkelerine.” “Geçmişleri zaptedip vagon vagon götürdüler. Gelecekleri çalıyorlar paşam , gündüzlere mi takıldın!” “Gelecekleri nası… Oo … Sus sus tamam, çıkmış aklımdan. Bu coğrafyada en kolay gelecekler çalınır.” Sustum, sustular. Her sabah aynada , sadece benim gördüğüm benler bana bakıyor. Söz hakkı verilmemiş , köşeli seslerin sahibi benler de susmuyorlar. Benim gözümle bakıp farklı görüyor, sesimle konuşup farklı söylüyorlar. Ne kadar kalabalık bir yalnızlık! Ama yetmez , bir ben daha lazım bana. “Bırak artık sabahları aynadaki aksinle cebelleşmeyi . Allah’tan kimse duymuyor bu deli saçması hezeyanları. İnsanlar görse ne der!” Diye azarlamalı beni. “Umrumda değil! Mühürlü gözlerin ardına düşmüş tepetaklak gerçekliğin de sevdalısı değilim artık.” “Aman, ukala dümbeleği! Bil bakalım , ufacık bir gecikme kimin patronunun umrunda !” “Başladık gene…” Hilal Aktaş

Hilalce

, bir kitap okudu
8/10
·215 syf.·
Beğendi
·
28 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 01:32
·
2026 3. kitabı
Oğuz Atay
8/10 · 33,4bin okunma

Hilalce

, bir kitap okudu
7/10
·88 syf.·
Beğendi
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 15:23
·
2026 2. kitabı
Ernest Hemingway
7.5/10 · 41bin okunma