Hilal

Uyuşma, hiyerarşik totaliter toplumda bize zaten verilmiş olan düzeni taklit edip içselleştirdiğimiz bir süreçtir. Yetişkinliği giden yolda hepimizin içinden geçtiği toplumsallaşma süreci, bize uyuşmanın öğretildiği bir süreçtir. En basit çocuk oyunlarındaki kurallardan, kurulu düzenin yasalarına varıncaya dek, tüm kurallara uymayı öğreniriz. Toplumsallaşma sürecinde uyuşmazlığın yeri yoktur. Uyuşmak, dostça bir hareket sayılır. Aile içinde, okulda, dinde ya da hükümette uyuşmazlık çıkarmak, kötü, nezaketsiz, tehlikeli bir eylemdir.
Sayfa 177·Kitabı okudu
Edebiyat,Deneme
Reklam
Özgürlük, istediğimiz herhangi bir şeyi, her şeyi düşlemek ve yapmak demektir: Sorulmamış soruları sormak, yapılmamışı yapmaya cüret etmek, bilinmeyenin peşinde koşmaktır. Tehlikeli bir serüvendir bu. Tehlikenin en ucunda ölüm vardır. Özgürlük aynı zamanda, korkuyla birlikte yaşamak, korkmak ama yine de yoluna devam etmek demektir. İnsan korkuya yenildiği zaman, eyleme geçmekten ve hayallerinin peşinde koşmaktan korktuğu zaman, özgürlüğünü yitirir.
Sayfa 158·Kitabı okudu
Edebiyat,Deneme
Hep yaşayacakmışız gibi yaşayarak miskinleşiyor, yaşama aktif biçimde katılmayı beceremiyoruz. Eyleme geçmeyi, keşfetmeyi, soru sormayı ve araştırmayı beceremiyoruz. Cesur olmayı beceremiyoruz. Ölümü unutmakla, kendi yarattığımız monoton, standartlaştırılmış varoluşun parçası haline geliyoruz. Bu monotonluk bir kez yaşam tarzı haline gelince, sadece onu korumaya çalışmakla kalmıyor, bu tarzı değiştirmeye kalkışmasınlar diye bireyleri köstekliyoruz.
Sayfa 131·Kitabı okudu
Edebiyat,Deneme
Yaratılmış olanı yıkanlar, genellikle, yaratılanların gerçekten zevkine varma ya da bunları yaratma fırsatını bulamamış, kendisine bu fırsat verilmemiş kişilerdir. Yıkıcı güçler yıkılamaz; çünkü, bu daha da çok yıkıcı güç kullanmayı gerektirir. Her birimizin ve hepimizin içindeki yıkıcı güçler ancak yaratıcılığın ve ondan doğacak güzelliğin karşısında yok olup gider.
Sayfa 135·Kitabı okudu
Edebiyat,Deneme
Oysa, önceden tanımlanmamış bir mekanda zaman geçirmek, bizi özgürleştirir. Bu durum, kendini gözleme fırsatını da verir insana. İnsan, mekana egemen olabilir. Kişi, mekandan büyüktür. Aynı mekandan çeşitli şekillerde yararlanmayı öğrendikçe, insanın yaratıcılığına ve yeteneklerine fırsat tanınmış olur. İşlevlere ayrılmış mekanların kişiye hükmetmesi yerine, kişi aynı mekandan sonsuz yararlanma biçimleri yaratır.
Sayfa 58·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam