H.

Ya olursa?
Puan vermedi·424 syf.··
2025 73. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2025 09:28
Günlük hayatımızda sıkça içine düştüğümüz bir bataklık: ihtimaller üzerinden çıkmaza sürüklenmek. Bazı kitaplar seni ilk sayfadan yakalar, bazılarıysa zamanla içine işler. Bu kitap benim için ikinci gruptaydı. Başlarda klasik bir kişisel gelişim kitabı okuyormuşum gibi hissettim; hatta biraz sıradan bulduğumu bile söyleyebilirim. Ama sonra fark ettim ki bu kitap aslında konuşuyor, dinliyor, yönlendiriyor. İnteraktif yapısıyla yalnızca okumadım; uyguladım, düşündüm, kendimle konuştum. Kitabı ihtiyaç duydukça, sindirerek okudum bu yüzden zamana yayıldı. Endişeden kurtulmayı vadetmiyor; onunla nasıl yaşanacağını, onunla nasıl baş edileceğini gösteriyor. Her cümlede değil belki ama okurken kendine rastlamak mümkün. Korkularımı ve endişelerimi bastırmadım; onlarla konuşmayı öğrendim. Bu kitap da sessizce arkamda durdu.
Edebiyat
Endişe TedavisiRobert L. Leahy · Psikonet · 202238 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İlerlemek için durmak da gerek
Puan vermedi·272 syf.··
2025 69. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2025 10:52
Kitap, adı gibi bir vaatte bulunuyor: rahatlamak. Ama bu rahatlama, öyle anında gelen, her şeyi çözen türden değil. Daha çok, zihninin en yorgun köşelerine çekilmişken birinin hafifçe kapıyı aralayıp “buradayım” demesi gibi. Kitabı okurken zaman zaman durdum. Bazı sayfalar bana iyi geldi, bazılarıysa biraz yüzeyde kaldı. Ama en çok değişim ve kendini kabullenme üzerine söyledikleri kaldı aklımda. Çünkü biz genelde değişimi; büyük kararlar, net kopuşlar, dramatik başlangıçlarla eşleştiriyoruz. Oysa bu kitap daha sade bir şey söylüyor: "Değişmek için önce olduğun hâli kabul et." Çok aşina olduğum bir düşünce de olsa bu düşünceyi okumak bana iyi geldi. Belki de zamanlamadan kaynaklıdır ama mükemmel versiyonumu aramayı bırakmam gerektiğini yeniden hatırlattı. Bazen sadece nefes almak da yeter, bazen de sadece yataktan kalkmak. Elbette tamamen bağ kuramadığım bölümler de oldu. Yer yer sosyal medya paylaşımı tadında kısa, yüzeysel cümlelerle ilerlemesi bazı duyguların derinliğini biraz eksik bırakmış gibiydi. Belki de bu yüzden tam olarak içine giremedim bazı yerlerin. Her şeyin “daha hızlı, daha üretken, daha mükemmel” olmayı dikte ettiği bir dünyada; “olduğun yerden de bir yere varabilirsin” diyebilmek bence cesur bir şey. Ve bazen bir kitap, tüm sorulara cevap vermez. Ama bir soruya birlikte susar. Rahatlama Kitabı da benim için biraz böyleydi.
Edebiyat
Rahatlama KitabıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20225,5bin okunma
Şempanzeler Sarılıyor, Peki Biz?
Puan vermedi·384 syf.··
2025 58. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2025 15:36
Bazı kitapları okurken bilgilenirsin, bazıları seni düşündürür. Bazılarıysa... seni mahcup eder. Bu kitap, tam da bu üçüncüsü. Okurken birkaç kez durup gözlerimi kapattım; çünkü doğada şefkatin bu kadar yer kapladığını bilmek, insanlığın geldiği noktada biraz can yakıyor. Yazar empatiyi bir erdem değil, bir içgüdü olarak anlatıyor. Yani aslında hepimizde var, sadece üstünü örte örte unuttuğumuz bir şey. Kitabın her satırında doğa konuşuyor aslında. Hayvanlar, ağaçlar, topluluklar… Sadece hayatta kalmıyorlar; birlikte kalıyorlar. Birbirlerine alan açıyor, sabır gösteriyor, hatta yas tutuyorlar. Bunu bilip de dönüp insan ilişkilerine bakınca, “biz nereye saplandık?” diye sormadan edemiyor insan. Kitabın dili yalın ama yüzeysel değil; bilimsel ama soğuk değil. Edebi yönü ise özellikle benzetmelerde ve anlatımın ritminde kendini gösteriyor. Bazı yerlerde bir doğa belgeselinde gibi, bazı yerlerde ise bir felsefi denemede gibi hissettiriyor. Biz “anlamayı” romantize ettik, oysa doğada bu bir refleks. Kitap, empatiyi pasif bir acıma değil, aktif bir anlayış ve eylem olarak çiziyor. Belki de empati, başkasını anlamaktan çok kendini anlamakla başlıyor. Çünkü kendine yabancı biri, kimseye yakın olamıyor.
Edebiyat
Empati ÇağıFrans de Waal · Akılçelen Kitaplar · 201456 okunma
Evcilleşmek mi, hatırlamak mı istiyoruz?
9/10
·538 syf.··
2025 57. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2025 14:03
"Kadın, ne zaman kendi sesine kulak vermekten vazgeçti?" Belki de asıl soru bu. Ve bu kitap, işte bu sorunun peşine düşüyor. Kadınların bastırılmış, unutulmuş ya da sindirilmiş içgüdüsel güçlerini, mitler ve masallar üzerinden yeniden su yüzüne çıkarıyor. Ama bu bir “kişisel gelişim kitabı” değil. Bu bir hafıza kazısı. Kendi içindeki kadim sesi, o vahşi kadını yeniden duyabilme çağrısı. Kitap boyunca, her bölümde başka bir kadının hikâyesi var gibi görünse de aslında anlatılan hep aynı kadın: ben, sen, biz... Kendi gücünü yitirmiş, koşmayı unutan, ama bir yerlerde hâlâ toprağın kokusunu, rüzgârın yönünü bilen o kadın. Masallar, bu kitapta birer çocukluk hatırası değil; tam aksine, kadının ruhsal haritası haline geliyor. Estes’in “vahşi kadın” dediği figür, aslında hepimizin içinde doğduğu hâliyle var olan ama toplumsal rollerle törpülenmiş öz benliğimiz. Kitabı okurken sadece bir şey öğrenmiyorsun; hatırlıyorsun. Hatırladıkça canın yanıyor. Ve bu acı, yalnızca geçmişin değil; bugünün de aynası. Hangi kadın çocukken içgüdülerini bastırmadı? Hangi kadın “fazla” olduğu için susturulmadı? Fazla duygusal, fazla yüksek sesli, fazla istekli, fazla düşünceli… Kitabın dili akademik gibi görünse de alt metinleri o kadar derin ki, bazı sayfalarda durup düşünmek kaçınılmaz oluyor. “Ben ne zaman kayboldum?” sorusunu sormadan geçemiyorsun. Ama aynı zamanda şunu da fısıldıyor kitap: Kaybolduysan, bulunabilirsin. Belki de en önemlisi şu: Bu kitap bir “kurtuluş reçetesi” sunmuyor. O bizim işimiz. Ama aradığın yolu bulman için pusulayı veriyor eline. Yeter ki dinlemeyi seç.
Edebiyat
Kurtlarla Koşan KadınlarClarissa P. Estes · Ayrıntı Yayınları · 202110,7bin okunma
Puan vermedi·253 syf.··
2025 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2025 10:23
"Kadınlar kendilerini ne kadar kaybetmiş olabilirler? Yoksa zaten hiç bulamamış mıydık?" Kitap, kadınların toplumsal olarak biçilen rollerle nasıl sıkışıp kaldıklarını ve bu rollerin özgürlüklerini nasıl kısıtladığını sorgulayan bir eser. Yazar, klasik Sindrella masalını temel alarak kadınların "kurtarıcı" arayışlarını, toplumun dayattığı beklentilerle harmanlayarak, masalsı bir gerçeklikten acı bir şekilde çıkarıyor. Ancak bu kitap, bir kurtuluş öyküsü değil; kadınların kendilerini bulma yolculuğuna dair derin bir keşif. Kadınlar, genellikle dış dünyadan gelen onaylara ya da başkalarının beklentilerine göre şekillendirilmişken, Sindrella Kompleksi bu anlayışı tersyüz ediyor. Kitap, kadınların özgürleşebilmesi için kendilerini sadece dışsal onaylardan değil, içsel güçlerinden ve potansiyellerinden beslemeleri gerektiğini vurguluyor. Yazar bir yandan, kadınların kendi değerlerini fark etmeleri gerektiğini savunurken, diğer yandan çevresel faktörlerin bu keşfin önünde ne kadar büyük engeller oluşturduğunu gösteriyor. Toplumun kadınlara yüklediği beklentiler, her kadının içindeki özgürlüğü kısıtlayan birer engel haline geliyor. Ancak bu yalnızca kadınların sorunu değil. Erkeklerin de toplumsal normlardan sıyrılmaları gerektiği görüşü, kitabın önemli bir mesajı. Zira bu dünyadaki yük sadece kadınların değil, herkesin omuzlarına yayılıyor. Hep birlikte, bu toplumsal baskıları hafifletmemiz gerekiyor. Ve işte burada önemli olan nokta şu: Kadınların, güçlerini bulmaları için başkalarına "bağımlı" olmamaları gerektiği düşüncesi, sadece bir kadın meselesi değil. Hepimiz, başkalarının gözünde "doğru" olmak zorunda değiliz. Kitap, kadınlara olduğu kadar, herkese şunu hatırlatıyor: Kendi yolumuzu bulmalıyız. Başkalarının çizdiği yolların gölgesinde kaybolmadan, kendi
Edebiyat
Sindrella KompleksiColette Dowling · Öteki Yayınları · 1999970 okunma