📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Önce ormana iki adım sesi girmişti. Biri bilinmezliğe koşan kadına, diğeri her şeyin bilinciyle yürüyen adama aitti ve iki kişinin ayakları altında ezilen o topraklar yalnızca adamın adımlarıyla terk edildi.
Başını ellerinin arasına aldı ve bekledi. Bekleye bekleye sonunda kalbi dururdu belki ; öyle, kendiliğinden, aşınmış mekanik bir düzenek gibi. Başkasını sevmeye bir son vermek için başka ne yapılabilirdi ki?
Tüm bu insanlık Paolo'nun içinde kaynıyor, ama kalbini kıran o hüzünlü gerçek karşısında her şey silinip gidiyordu: Anne sevgisinden yoksundu.
Ağladı. Denize karşı, yapayalnız.
Uzun süre ağladı.
Ve yine ağladı.
Rüzgar, gözyaşlarını aktığı hızla kurutuyordu. Teninde beyaz çizgiler oluşuyordu. Paolo'yu ağlatan şey, annesinin ölümünden ziyade öncesi, onun yaşadığı zamanlardı. Annesi onu hiç yanağından öpmüş müydü? Hatırladığı kadarıyla hayır. Delia ona sarıldığında içini kaplayan sıcaklığı, annesiyle birlikteyken hiç hissetmiş miydi? Hatırlamıyordu. Bu olmadan nasıl yaşayabilmişti?