Hilal efe

Hilal efe
@Hilalll92
Çocuk Gelişimci
lisans
Hatay
Hatay, 3 Ocak
101 okur puanı
Mart 2022 tarihinde katıldı
Puan vermedi·392 syf.··
2026 1. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 22:52
Elif Şafak kitaplarını her zaman severek okurum ama On Dakika Otuz Sekiz Saniye bende başka bir yerde duruyor. Belki kurgu ama içindeki insanlar fazlasıyla gerçek. Bu toplumun görmezden geldiği, kirli saydığı ama aslında en çok sevebilecek en çok sadık olabilecek insanları. Sinan , Nalan, Hümeyra, Cemile, Zeynep ve Tekila Leyla’nın sadece kendileri olabilmek için bile dışlanmaları.Hepsini okurken içimde aynı cümle dönüp durdu.Her şey farklı olabilirdi. Belki de beni en çok etkileyen şey buydu dünyanın sürekli yanlış insanları merkez yapması ve doğru olabilecek insanları kenara itmesi
On Dakika Otuz Sekiz SaniyeElif Şafak · Doğan Kitap · 20197,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·336 syf.··
2025 11. kitabı
·
103 günde okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2025 12:09
Eskiden derlerdi ya “Her taşın bir ömrü var, ama oyunu belirleyen hamle akıldadır.” Vezir Gambiti de tam bunun hikâyesi. Bu eser, satranç oyununun soğuk tahtasında insanın içini ısıtan bir serüven kuruyor. Taşlar, tahtanın üstünde sessiz sessiz yürürken, biz okuyucu olarak bir kızın hayat yolculuğunu izliyoruz. Yazar öyle kuru kuru satranç anlatmıyor; hamlelerin ardına umut, yenilginin gölgesine yalnızlık zaferin ışığına da insanın kendiyle mücadelesini serpiştiriyor. Dil ağır değil, ama boş da değil. Halk arasında anlatılsa “işte bu bizim hikâyemiz” dedirtecek cinsten. Ne bir masal kadar uydurma, ne de kuru bir ders kitabı kadar kasvetli. Satranç bilmeyen bile okusa, satrancın taşları değil, hayatın kendisiyle karşılaşıyor. Kimi zaman bir piyonun çaresizliği, kimi zaman vezirin gücü; insanoğlunun halini anlatıyor aslında. Düşün taşın, ilerle geri git… Sonunda mesele, kimleri yendiğin değil, hangi yollardan geçerken ayakta kalabildiğin oluyor. Kısacası Vezir Gambiti, tahtada taşların sessiz yürüyüşünü izlerken, insanın içindeki fırtınayı duyuran bir kitap. Hani kahvede birisi söylese, “Oku hele, hem oyun görürsün hem de gönül dersi alırsın” denilecek türden.. Çok canımsın Beth Harmon
Vezir GambitiWalter Tevis · İthaki Yayınları · 20202,222 okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2025 10. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2025 09:38
Bu kitap bana sessizliği hatırlattı. Konuşulmamış şeyleri. Ev denen şeyin bazen dört duvar değil, içimizde büyüyen bir boşluk olduğunu. Seher’in hikâyesi gibi başladı ama bir noktadan sonra bana dönüştü. Okudukça sanki ben anlatıyordum. Özellikle iç sesler... Çok fazlaydı. Yoruldum. Ama her satırda kendimle yeniden karşılaştım. Kaçtığım, unuttuğumu sandığım her şey sanki beni bekliyormuş. Zaman zaman kitabı kapatıp durdum. Bazı cümleler oturup düşünmeme neden oldu. Hatta bazen gözlerim doldu, ama neden olduğunu bile tam açıklayamadım. Çünkü sadece bir olay değil, bir his vardı hep. Ev’e dönmek istemeyen birinin hikâyesi gibi okudum ama sonunda anladım ki, hepimiz bir yere değil, bir zamana dönmekten korkuyoruz. Seher belki sustu, ama onun suskunluğu benim içimde yankılandı. Son sayfayı kapattığımda, bende bir şey tamamlandı mı bilmiyorum. Ama eksik olan bir şeyin yerini daha çok hissettim.
EvNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20206,8bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2025 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2025 11:15
Bu kitabı okurken Selçuk Aydemir’in anlattığı her sokak, her kavga, her arkadaşlık; bana çocukluğumu hatırlatmadı sadece... beni çocukluğuma geri çekti. O kadar tanıdık, o kadar içerden ki... Sanki yıllardır unuttuğum bir arkadaşım geri gelmiş, oturmuş karşıma, "Hatırlıyor musun?" demiş gibi. Hatırladım. Belki de hatırlamak zorunda kaldım. Ben de böyle bir mahallede büyüdüm. Sokakta top oynarken düşen çocukla birlikte hepimiz susardık mesela. Ağlarsa zayıftı. Ama ağlamazsa "aslan" olurdu. Kimin annesi daha çok bağırırdı camdan, kimin babası daha sessiz ama daha çok korkulurdu... Hepsi bizde de vardı. Mahalle, bizim için sadece evlerin yan yana geldiği bir yer değildi. Mahalle bir aidiyet duygusuydu. Bir yandan da zincirdi belki. Mahallenin senden beklentisi olurdu, kuralları olurdu. Yoldan geçen biri sana selam vermezse gün boyu o selamsızlığı düşünürdün. Mahallede herkes birbirini tanırdı, ama herkesin birbirinden gizlediği küçük utançları da olurdu. Kitapta bunlar sadece hikâyeler değil, benim içimdeki eski halimin yankılarıydı. Selçuk Aydemir’in dili bazen öyle bir noktaya geldi ki gülerken birden durdum. Çünkü gülünç olan, bir zamanlar gerçekten yaşadığımız, hatta normallik saydığımız şeylerdi. Geceleri mahallede kavga çıktığında içeriden pencereye koşan anneler, sokak lambasının altında yapılan mahalle toplantıları, bir çocuğun düşüşünden tüm mahallenin haberdar olması… Benim de “mahallenin delisi” vardı. Bizim de “biraz uzak dur” denilen evler vardı. Bir top yüzünden çıkan kavgalar, o kavgalardan doğan dostluklar... Yaşadığım mahallede de herkesin unuttuğu ama benim hâlâ hatırladığım detaylar vardı. Bu kitap onlara ışık tuttu. Tozlu, kapalı kalmış, ama hâlâ yaşayan bir anı defteri gibi. --- Sadece Benim Mahallem, Sadece Benim Hikâyem Gibi Kitabın en
Mahalleden ArkadaşlarSelçuk Aydemir · Sayfa 6 Yayınları · 20155,5bin okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2025 11:38
Kadın dediğin gerçekten yatakta orospu mutfakta aşçı sokakta hanımefendi olabilir mi? Bunların hepsini tek başına büyük bir enerji ve istekle karşılayabilir mi? Sanırım yazar bunun üzerine çok düşünmüş ve stepford kadınlarını yazmış. İki dirhem bir çekirdek taş bebek, mükemmel anne, itaatkar eş ,sosyal güleç varlık bu kadınlar kasabaya yeni taşınan feminist Johannayı acayip korkutur kitabın başlarında evet Johanna sen feminist olabilirsin ama her evliliğin dinamiği farklıdır halinden memnunsa her iki taraf mutlu ise sen kendi hayatınla ilgilen benzeme onlara kendi dinamiğini koru desem de ilerleyen sayfalarda ama bu işte bir bokluk var dedirtti spoiler veremicem. şiddetle tavsiye edilir okuyun cağnım kadınlar lütfen okuyun kitabı değil herşeyi okuyun en çok kendinizi okuyun kimsenin size rol biçmesine topluluğun size kendinizi sorgulatmasına izin vermeyin vermeyin ki bir gün bizde erkek dediğin diye başlayan cümleler kurup bunun üzerine düşünüp kitaplar yazalım..
Stepford KadınlarıIra Levin · İthaki Yayınları · 20222,686 okunma